Hamilelikte Dereotu Yenir mi?


Adsız

Hamilelik döneminde anne adayları beslenmelerine daha fazla dikkat etmelidir. Dengeli ve yeterli beslenmenin yanı sıra hamilelikte hangi besinlerden ne kadar yenilmesi gerektiği de bilinmelidir. “Hamileyken hangi besinleri yemek zararlıdır” sorusu gebelik döneminde en çok sorulan sorudur. Anne ve bebeğin sağlığı için hangi besinin ne kadar tüketilmesi gerektiğini bilmek oldukça önemlidir.

Gebelik döneminde maydanoz, dereotu yada nane gibi yeşilliklerin tüketiminin zararlı olup olmadığı sıklıkla sorulan sorular arasındadır. Bilindiği gibi yeşillikler sağlık açısından oldukça faydalıdır ve bolca tüketilmesi gerekir.

Peki hamileler dereotu yiyebilir mi?

Bu sorunun cevabı evettir. Anne adayları rahatlıkla deeotu tüketebilir, ancak ölçüye dikkat edilmelidir. Herşeyin fazlası zarardır, bu nedenle herhangi bir alerjik reaksiyona maruz kalmamak için gebelik döneminde dereotu az miktarda tüketilmelidir. Aslında anne adayları kontrollü kilo alımı için bütün gıdalardan yeterli ölçüde tüketmelidir. Aksi durumda hamielikte çok fazla kilo alımına bağlı zor bir doğum olasıdır.

Anne adayları dereotu tüketimini doktoruna danışabilir. Herhangi bir alerjiniz yoksa gebelik döneminde dereotunu rahatlıkla tüketebilirsiniz. Dereotu sağlık açısından oldukça faydalıdır ancak gebelik döneminde fazla tüketilmemesi gereken bir yeşilliktir. Bu nedenle gebelik boyunca az miktarda dereotu tüketmeye özen gösterin. Hamilelikte dereotu aşırı tüketildiğinde bazı sağlık sorunlara yol açabilir.

Dereotu hamilelikte fazla tüketilmemelidir. Ancak doğumdan sonra istenildiği kadar tüketilebilir. Çünkü dereotunun anne sütünü arttırıcı özelliği vardır. Dereotu hamilelikte yeteri miktarda tüketildiğinde oldukça faydalıdır. İlk olarak dereotu iyi bir anti-bakteriyel ve antioksidan olduğundan oluşabilecek enfeksiyonları önler. Ayrıca içerdiği yüksek kalsiyum sayesinde kemikleri güçlendirir. Diyet listelerinde de sıklıkla dereotunu görürüz. Çünkü vücuda detoks etkisiyle rahatlamanıza yardımcı olur.

Hamilelikte anne adayları sınırlı olmak şartıyla istediği besini tüketebilir. Her besinden bir porsiyon yenmelidir. Bu şekilde dengeli kilo alarak rahat bir doğum olması sağlanır.

 

 

Hamilelikte Bahar Alerjisi

Bu yazımızda hamilelikte bahar alerjisi hakkında bilgi vereceğiz. İlkbahar mevsiminin gelmesiyle, havada polen ve tozlar dolaşmaya başladı. Havaların ısınması ile birlikte bahar alerjileri de sıklıkla görülmeye başladı. Özellikle hamileler bahar alerjisine karşı daha dikkatli olmalıdır. Çünkü alerjik reaksiyonlar öncelikle hamileleri daha fazla etkilemektedir.anne-olmaya-gercekten-hazir-misin--1319143

Peki bahar aylarında görülen, bu bahar alerjisini önlemenin yada etkilerini azaltmanın yolları nelerdir?

İlkbahar polenlerinin havada dolaşmaya başlaması, özellikle bahar alerjisi olan kişilerde alerjik sorunlara neden olmaktadır. Bahar alerjisine de bu havada dolaşan polen ve tozlar neden olur. Ancak hamileler bu alerjik sorunlardan daha fazla etkilendiği için bahar alerjisi sorunu dikkate alınmalıdır. Genellikle burun akıntısı, kaşıntı ya da göz kızarıklığı gibi belirtiler ile kendini gösteren bahar alerjisi oldukça can sıkıcı bir durumdur. Özellikle alerjik bir bünyeye sahip kişilerde hemen burun akıntısı ya da göz kızarıklığı gibi belirtileri görmek mümkündür. Hamilelik döneminde vücut hassas olduğu için normal kişilere oranla, bahar alerjisinden daha fazla etkilenecektir. Hamilelikte alerjiyi önlemenin yada etkilerini azaltmanın bazı yolları vardır.

İlk olarak şunu belirtmek gerekir; hamilelik oldukça önemli ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç ya da bitki kullanmamalısınız. Yaşanan tüm hastalıkları ciddiye almalı ve mutlaka herhangi bir sağlık sorununuzda doktorunuza danışmalısınız. Bahar alerjisi de bu hastalıklardan biridir ve hamilelikte yaşandığında oldukça can sıkıcı bir sorundur. Alerjiniz geçmiyorsa ve hatta şiddetlendiyse ilaç kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz gerek gördüğünde alerji testi yaptırabilir. Ya da alerji testi konusunu doktorunuza sorabilirsiniz.

Bahar alerjisinin etkilerini azaltmak için, dışarıdan eve gelindiğinde kıyafetlerinizi değiştirmeli ve duş almalısınız. Bahar aylarında havada polenler uçuşmaya başladığında özellikle park ya da bahçe gibi ağaçlık alanlarda bulunmamaya çalışın. Polenlerin yoğun olduğu zamanlarda mümkün olduğunca dışarıya çıkmamaya çalışın.

Burun akıntısı ve tıkanıklığı baş ağrısına neden olabilir.

Doğum kontrol hapı kilo aldırır mı?

Doğum kontrol hapları sıklıkla sorulan sorular arasındadır. Bu yazımızda doğum kontrol hapları hakkında bilgi vereceğiz. Bu tarz haplarda en çok korkulan, hormon bozukluğuna neden olabileceği düşüncesidir. Kilo aldırması, sivilce ya da tüylenme gibi sorunlara neden olacağı söylentisi bayanların endişelenmesine neden olur. İlk olarak şunu belirtelim; doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç almamalısınız. Doktorunuz bu ilaçların etkileri hakkında sizi bilgilendirecektir.ilaç

Doğum kontrol hapları hakkında merak ettiğiniz tüm soruların cevapları yazımızda…

Hamile kalmayı önlemek, hormon düzenlemek ve bazı kadın hastalıklarında doğum kontrol hapı kullanılmaktadır. Kadın hastalıkları ve hormon düzenlemesi için doktorunuz doğum kontrol hapını önermektedir. Ancak doktorunuza danışmadan hiçbir ilaç kullanmamalısınız.

Her kadının vücut yapısı farklı olduğundan, kullanılan ilacın etkisinin de aynı olması beklenemez. Doğum kontrol hapı hormonlar üzerinde etkili olduğundan, bazı bayanların ödem sorunu yaşadığı görülmüştür. Ödem sorunu kilo almaya neden olacağı için dikkatli olunmalıdır. Alınacak bazı önlemler ile ödem sorununu çözebilir ve kilo alımını durdurabilirsiniz.

Doğum kontrol ilaçlarının kilo aldırdığını söylemek yanlış olur. Sadece ilaç kilo aldırmaz; beslenme düzeni ve yaşam tarzının kilo alımını direk etkilediği unutulmamalıdır. Doğum kontrol ilaçlarının kilo aldırma gibi yan etkilerini azaltmak için bazı püf noktalara dikkat etmelisiniz.

İlk olarak bol su içmek, vücudun ödem tutmasını önler. Bu nedenle gün içinde mutlaka bol bol su içmelisiniz. İkinci olarak doğum kontrol hapı kullanırken sigara içilmemesi de tavsiye edilir.

Aynı şekilde vücudun ödem tutmaması için tuz ve şeker tüketimi de azaltılmalıdır. Doğum kontrol hapı kullanılırken, vücudun ödem tutmaması için tuz ve şeker tüketimine dikkat edilmelidir. Hem kilo kontrolü hem de sağlıklı bir yaşam için gün içinde tüketilen tuz ve şeker miktarı azaltılmalıdır.

Ödem sorununu çözmek için ödem söktürücü besinler tüketebilirsiniz. Ödem söktürücü çaylar, sular ve besinler kilo vermenize yardımcı olur. Ödem söktürücü besinlerden bazıları ise şunlardır; zencefil, zerdeçal, limon, maydanoz, limonlu su, elma sirkesi, tarçınlı su.

Bol yürüyüş yapmak doğum kontrol hapının olumsuz etkilerini önler. Bir çok bayan doğum kontrol ilaçlarının zararlı olduğunu düşünür. Ancak bu ilaçlar sanıldığı gibi zararlı değil hatta faydalıdır. İlk kullanımda ani kilo alımına neden olmaması için ödem söktürücü besinleri tüketmekte fayda vardır. Bu şekilde doğum kontrol ilaçlarını güvenli bir şekilde kullanabilirsiniz.

 

Ovülasyon testi nedir?

Gebelik şansını arttırmak için yumurtlama gününü takip etmek önemlidir. Hamile kalmak isteyen bayanlar mutlaka yumurtlama günlerini takip etmelidir. Yumurtlama yani ovülasyon 28 günde bir adet gören bayanda 14.günde, 30 günde bir adet olan bayanda ise 16.günde olan bir olaydır. Kısaca yumurtlama olayı iki adet döngüsünün ortasında ki günde olur.gebelik-ne-zaman

Bu yazımızda ovülasyon testi hakkında bilgi vereceğiz. Evde yapacağınız ovülasyon testi ile hamilelik şansınızı arttırabilirsiniz. İlk olarak ovülasyon testinin ne olduğundan bahsedelim;

Adet döneminin ortasına denk gelen yumurtlama olayı, folikül adı verilen kesecikler den yumurta salınmasıdır. Bu dönem hamile kalma şansınızın en yüksek olduğu günlerdir. Bu nedenle hamile kalmak isteyen bayanlar yumurtlama gününü belirlemek için ovülasyon testini kullanabilir. Bu şekilde yumurtlamanızın olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Peki ovülasyon testi yumurtlamanın olup olmadığını nasıl belirler?

Düzensiz adet görüyorsanız yumurtlamanın hangi güne denk geldiğini belirlemek zor olacaktır. Bu aşamada ovülasyon testi size yardımcı olur. Ovülasyon testleri Luteinizan Hormonunun yükselip yükselmediğini tespit eden bir testtir. Kadınlarda yumurtlama gerçekleştiğinde bu Luteinizan Hormonu (LH) yükselir. LH’nin yükselmesinden sonra 24-36 saat içinde cinsel ilişki olursa hamilelik şansı yüksektir. İşte bu hormon yüksekliğini tespit etmek için de ovülasyon testini kullanırız.

Ovülasyon testi oldukça kolay ve güvenilir bir testtir. Bu test hamilelik testi gibi evde yapılmakta ve mantığı hamilelik testi ile aynıdır. Bu test istenilen zamanda yapılabilir ancak test için en iyi zaman iki adet döngüsünün tam ortasında ki gündür. Bu nedenle iki adet arasında ki zaman iyi hesaplanmalı, test pozitif çıkana kadar da test yapılmaya devam edilmelidir. Her kadında adet dönemi farklı periyottadır. Düzenli adet gören bayanlarda adet döngüsü 28 günken, düzensiz adet olan bayanlarda ise bu süre değişmektedir. Bu nedenle testin yapılma zamanı da her kadına göre değişir.

Ovülasyon testleri güvenilir bir testtir ancak asla doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmamalıdır. Yumurtlama günü dışında hamilelik şansı düşüktür ancak düşük de olsa hamilelik şansı vardır. Yani “yumurtlama günümü belirledim; yumurtlama olmuştur ve ben artık hamile kalmam” demek yanlış olur. Bu nedenle hamilelik düşünülmüyorsa farklı doğum kontrol yöntemleri tercih edilmelidir. Takvim yöntemi ile doğum kontrol pek güvenilir bir yöntem değildir.

Düzenli adet gören bayanlarda her ay yumurtlama olur. Eğer o ay hamile kalamamışsanız telaşlanmayın ve diğer aylarda da testi yapmaya devam edin.

Ovülasyon testi hamilelik testi gibidir, test çubuğuna idrar pipeti ile bir kaç damla idrar damlatılır. Test çubuğunda çift çizgi belirmesi yumurtlamanızın olduğunu gösterir. Test yapıldığı gün ve sonrasında ki gün hamilelik şansı yüksektir. Ancak test çubuğunda tek çizgi çıkmışsa sonuç negatiftir yani yakın zamanda yumurtlamanız olmayacak ve hamilelik şansınız da düşük olacaktır. Test yapıldıktan sonra kesin sonuç için 5 dakika beklemekte fayda vardır.

Ovülasyon testlerinde sonuç ya pozitif ya da negatif çıkacaktır. Aynı hamilelik testlerinde olduğu gibi tek çizgi veya çift çizgi çıkacaktır. Adet bitiminden sonra test çift çizgi çıkana kadar yapılmaya devam edilmelidir. Bu ovülasyon testlerini eczanelerden kolaylıkla bulabilirsiniz.

Ovülasyon testlerinin güvenli olduğunu söylemiştik. Ancak bazı durumlarda test yanıltıcı sonuçlar verebilir. İlk olarak hormon ilaçları testin yanlış sonuç vermesine neden olacaktır. Bu nedenle hormon ilaçları kullanıyorsanız, bu durumu doktorunuza danışmalı ve detaylı bilgi almalısınız. Testi yaparken sabah idrarı yerine gün içindeki idrarı kullanmakta fayda vardır. Ovülasyon testinin sonucunu, hormon ilaçları dışındaki ilaçlar etkilemez. Yani ağrı kesici ya da antibiyotik gibi ilaçlar kullanıyorsanız sonuçta değişme olmaz. Alkol ve sigara kullanımı da ovülasyon testi sonucunun değişmesine neden olmaz. Ancak alkol ve sigaranın doğurganlık üzerinde ciddi olumsuz sonuçlarının olduğu da unutulmamalıdır.

 

Ters ilişkiye nasıl girilir?

 

Arkadan ilişki (anal seks) nedir?

Bu yazımızda ters ilişki yani anal seks hakkında bilgi vereceğiz. Anal seks sıklıkla sorulan sorular arasındadır. Anal seks nedir? Ters ilişkiye nasıl girilir? Ters ilişkiye girmenin en kolay yolu nedir?adsız ö

İlk olarak ters ilişkiyi tanımlayacak olursak; ters ilişki penisin vajina içerisine değilde makata sokulması ile oluşan ilişkiye verilen isimdir. Özellikle evlilik öncesinde çiftler bakireliğin bozulmaması için ters ilişkiyi tercih etmektedir.

Ters ilişkiden zevk almak ve güvenli bir ters ilişki için bazı noktalara dikkat etmek; bu konuda bilinçli olmak ve bazı hazırlıklar yapmak gerekir. Çünkü ters ilişki normal cinsel ilişkiden farklıdır. Normal cinsel ilişkide isteksiz olunsa dahi vajina kendiliğinden kayganlaşacak ve ilişki daha kolay olacaktır. Fakat ters ilişkide durum böyle değildir. Bu nedenle ilk olarak kendinizi hem fiziksel hem de psikolojik olarak anal sekse hazırlamanız gerekir. Rahat olmak ters ilişkinin en önemli kuralıdır. Anal kasların gevşemesi acıyı en aza indirecektir.

Acısız bir ilişki için öncelikle anüsü ve penisi kaygan bir hale getirmeniz gereklidir. Bunun için kullanılan özel kayganlaştırıcılar tercih edebilirsiniz. Kayganlaştırıcı tercihinde kokusuz cildinizi tahriş etmeyecek ürünleri kullanmalısınız. Kokulu, su bazlı olmayan ya da yağ bazlı kayganlaştırıcılar tercih etmemelisiniz. Hastalıklardan korunmak için anal birleşme sonrası hemen vajinal birleşme olmamalıdır. Ters ilişki sonrası prezervatif değiştirmek en sağlıklı olanıdır.

Güvenilir bir ters ilişki için mutlaka kayganlaştırıcı kullanmak gerekir. Çünkü anüs bölgesi vajinal bölge gibi değildir. Vajinal bölge cinsel ilişki sırasında salgıladığı kaygan sıvı sayesinde kendiliğinden ıslanır ve ilişkinin kolay olmasını sağlar. Anüs bölgesi kendiliğinden ıslanmayacağı için; penisi ve anal bölgeyi olabildiğince kaygan hale getirmek önemlidir.

Ters ilişki ve normal cinsel ilişkiden duyulan haz farklıdır. İlk olarak çiftler bunun farkına varmalıdır. Ters ilişkiden bazı çiftler hiç zevk almaz ve tercih etmez. Bazı çiftler ise anal seksi sıklıkla tercih eder.

Peki arkadan (ters) ilişkiye nasıl girilir?

İlk olarak ilişkiye başlamadan önce anal bölgenizi temizlemelisiniz. İlişki için, hem fiziksel hem de ruhsal olarak hazır olduğunuzdan emin olun. Partneriniz parmağına kayganlaştırıcı sürerek zevk alıp almadığınızı görmelidir. Ters ilişkide zevk almak, kolay bir birliktelik için oldukça önemlidir. Arkadan ilişkiye girerken daha az acı duymak için olabildiğince yavaş ve dikkatli olunmalıdır. Tüm hazırlıklar tamamlandığında artık ters ilişki için hazırsınız demektir. Penis kondom ile korunmalı ve bol kayganlaştırıcı kullanarak ters ilişkiyi deneyebilirsiniz. Acı hissedildiğinde ya da istemediğinizde mutlaka partnerinize bunu söyleyin. Partneriniz anüs bölgenize masaj yaparak sizin rahatlamanızı sağlamalıdır. Bu şekilde rahatlayacak ve ilişkiden daha fazla zevk alacaksınız. Ancak önemli olan yavaş ve dikkatli davranmaktır. Ters ilişki özellikle ilk kez deneyenler için biraz acı verici olabilir. Bu nedenle ters ilişkiyi iki taraf da istemelidir. Kendinizi tam anlamıyla hazır hissetmediğinizde sonuç acı duymak olacaktır. Bu nedenle yavaş hareket etmeli, makatı ve penisi kayganlaştırmak ve penisin makata girişi yavaş ve dikkatli bir şekilde olmalıdır. ilk deneyiminizde biraz acı duyabilirsiniz, ancak anüs bölgesinde ki kaslar gevşedikçe ve yeterli kayganlık sağlandığında daha az acı hissedeceksiniz.

Yeni doğum yapan kadına söylenmemesi gerekenler

Yeni doğum yapmış kadına bunları asla söylemeyin…

Bilindiği gibi hamilelik oldukça zorlu bir süreçtir. Hamileliğin öğrenilmesi ile anne adayları sürekli bir endişe halindedir. Aslında bunun nedeni “bebeğime bir zarar gelmesin” düşüncesidir. Her kadının vücut yapısı farklı olduğundan, hamileliği de farklıdır. Çevremizde hiçbir hamilelik sorunu yaşamayan ve çok kolay hamilelik süreci geçiren anne adaylarını görebiliriz. Ya da hamileliği çok sıkıntılı olan ve bir çok hamilelik sorunu yaşayan anne adayları da görürüz. İşte bu süreçte anne adayı hem fiziksel hem de ruhsal olarak büyük bir değişim içine girer. Artık anne adaylarının tek isteği kolay bir doğum ve bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almak olur.yenidoganda-5-acayip-normallik-1306586

Hamileliğin ilk aylarından itibaren anne adayının kafasında sürekli şu sorular vardır; düşük mü yapacağım, bebeğimde bir sağlık sorunu olur mu, doğumum kolay mı olacak ve bunun gibi bir çok soru devamlı aklındadır. Bir de çevreden söylenen olumsuz gebelik hikayeleri anne adayının endişesini iyice arttırır. Ancak anne adayları çevredeki insanların anlattığı bu olayları duymazdan gelmeli ve 9 aylık güzel hamilelik sürecinin keyfini çıkarmalıdır.

Hamilelik sürecinde anne adayları daha hassas olur. Bu nedenle anne adayını endişelendirecek ya da üzecek kelimeler söylenmemelidir. Kötü sonla biten hikayeler anne adaylarını daha çok endişelendirecektir. Bu anne kadar bebeğin de etkilenmesine neden olur. Bilindiği gibi stres anne karnında bebeğin olumsuz etkilenmesine neden olan en büyük etkendir.

Doğum yaptınız ve bebeğinizi sağlıklı bir şekilde kucağınıza aldınız. Maalesef çevrenin olumsuz hikayeleri yine devam edecektir. Buna hazırlıklı olun…

Yeni anne olmuş bayanlar loğusalık dönemindedir ve bu dönemde de oldukça hassastırlar. İlk günler yeni doğum yapmış anneler için oldukça zor geçer. Çünkü doğum gibi zorlu bir süreç yaşamış ve bu yeni duruma alışmaya çalışıyordur. Hamileliği ve doğumu zor geçen annelerde loğusa depresyonuna dikkat edilmelidir. Eşlerin ve çevrenin desteği bu dönemde çok önemlidir.

Peki yeni doğum yapmış annelere nasıl davranmalıyız ve neler söylememeliyiz?

  • İlk olarak yeni doğum yapmış annelenin yanına giderken pozitif olmayı unutmayın. Ona sarılın ve her zaman yanında olacağınızı ona hissettirin.
  • Yeni doğum yapmış anneler ile kilo muhabbetine girmek oldukça yanlıştır. Çünkü anneler henüz doğum kilolarını verememiş ve kendini çok kilolu hissetmektedir. Bu nedenle “sanki doğum yapmamış gibisin, karnın hiç inmemiş” gibi bir cümle asla kurmayın.
  • Özellikle ilk çocuğu olan anneler henüz tecrübesizdir. Bu nedenle sütün az mı, bebeğin parmağını emiyor herhalde hiç doymuyor gibi kafa karıştıran cümlelerden uzak durun.
  • Loğusa dönemindeki annelere “Bu daha iyi günlerin” ile başlayan cümleler asla kurmayın.
  • Yeni doğum yapmış anneyi ziyarete gittiğinizde ona yardımcı olun. İhtiyacı olduğunda her zaman yanında olacağınızı söyleyin. Sen ne zaman istersen yanına geliriz, merak etme çocuk bakımında da yardımcı oluruz gibi cümleler anneyi rahatlatacaktır.
  • Aileye yeni bir birey katılmış, annenin önceliği değişmiş ve anne bu yeni duruma alışmaya çalışma dönemindedir. Bu nedenle annenin yanında artık sen bebekle uğraşmak zorundasın, istediğin gibi gezemezsin gibi cümleler kurmak yanlıştır.
  • Doğumdan sonraki ilk bir kaç hafta annenin en hassas olduğu dönemdir. Çünkü doğum sonrası fiziksel iyileşme süreci, uykusuzluk, bu yeni duruma alışma anneyi olumsuz etkiler.
  • Toplumda kilolu çocukların daha sağlıklı olduğu düşüncesi yaygındır. Ancak çocuğun kilolu olması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Hatta bu anneler için en sinir bozucu cümlelerden biridir. Bu nedenle anneye “bebeğin çok küçük gözüküyor” gibi bir cümle asla kurmayın.
  • Anne sütü veriyor musun yada geceleri sürekli uyanıyor mu? Gibi sorular annelerin sevmediği sorulardandır.
  • Yeni doğum yapmış ve bu duruma alışmaya çalışan annelere ikinci çocuğu ne zaman yapacaksın sorusu asla sorulmamalıdır. Çünkü anneler doğumdan sonraki haftalarda oldukça zorlanmaktadır. İkinci bir çocuk düşüncesi anneyi ruhsal olarak olumsuz etkileyecektir.
  • Genellikle anneler çevreden acıyarak bakan insanlardan şikayetçi olmaktadır. Doğum yapmak ve bebek sahibi olmak dünyanın en güzel duygularından biridir. Acıyarak bakmak ve büyük bir zorlukla karşılaşmış gibi davranmak annelerin sinirlenmesine neden olur.
  • Doğumdan sonra anneler içgüdesel olarak hareket ederler. Sanki yıllarca annelik yapmış, bir çok çocuğu olmuş gibidirler. Bu nedenle annelere sürekli akıl vermek, onu öyle yapma böyle yap demek yanlıştır.
  • Annelik dünyanın en güzel duygularındandır. Bu nedenle doğumdan sonra anneler bu güzel günlerin keyfini çıkarmalıdır.

 

SİGARA KISIRLIĞA NEDEN OLUR MU?

Sigara kısırlığa neden olur mu? Sigaranın doğurganlık üzerindeki etkileri nelerdir? Sigara doğurganlığı nasıl etkiler?

Sigaranın insan sağlığına etkileri üzerinde bir çok bilimsel çalışma yapılmış, sigaranın kısırlığa neden olup olmadığı yada gebelikte sigara içmenin bebek üzerinde ki etkileri araştırılmıştır. Yapılan araşgebelik-ne-zamantırmalar sonucunda sigara tüketimi ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ayrıca doğurganlık üzerinde hem erkek hem de kadın açısından da ters etkileri vardır.

Sigara bir çok sağlık sorununa neden olmakla beraber, kısırlığa da neden olduğu görülmüştür. Doğurganlığı etkilemesinin yanı sıra tekrarlayan düşüklere ve yeni doğan bebeklerde gelişim bozukluklarına da neden olmaktadır. Ancak sigara tüketimi ciddi sağlık sorunlarına ve üreme sistemini olumsuz etkilemesine rağmen, pek ciddiye alınmayarak tüketilmektedir. Sigara üreme sistemini olumsuz etkileyerek kısırlığa neden olduğu için bebek planlayan eşlerin ilk olarak sigarayı bırakmaları gerekmektedir.

Sigara tüketimi doğurganlığı ciddi oranda olumsuz etkilemektedir. Sigara tüketen kişilerde kısırlık oranının daha fazla olduğu görülmektedir. Bu hem kadın için hem de erkek için geçerlidir. Ayrıca sigara içmeyen ve pasif içiciliğe maruz kalan kişilerde bu risk altındadır.

Sigara tüketiminin kadın ve erkek üreme organları üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Sigaranın erkek üreme organları üzerindeki olumsuz etkilerini sıralayacak olursak;

  • Sigara tüketimi erkeklerde sperm sayısı ve kalitesinde azalmaya neden olur.
  • Sperm sayısını azaltmakta ve spermlerde şekil-hareket bozukluğuna da neden olmaktadır.
  • Sigara tüketiminin miktarına bağlı olarak erkekte sertleşme sorununa da neden olabilir.

Sigaranın kadın üreme organları üzerindeki olumsuz etkileri;

  • Sigara doğurganlığın azalmasına neden olur. Sigara içen çiftlerde infertilite oranı daha yüksektir.
  • Menopoza erken girilmesine neden olur.
  • Sigara tüketen kadınlarda hamile kalındığında erken doğum riski, dış gebelik ve düşük riski daha fazladır.
  • Sigara kadınlarda östrojen hormonu düzeyinin azalmasına neden olur.
  • Sigara tüketen bayanlarda tüp bebek tedavisinde başarı şansı düşüştür. Ayrıca oluşan gebeliklerde de düşük riski daha fazladır.
  • Kadınlarda yumurtalıklara zarar vermekte ve yumurtlama kapasitesini azaltmaktadır.
  • Sigara tüketimi rahim ağzından içeriye spermlerin geçişini zorlaştırarak, sperm ve yumurtanın birleşme olayını olumsuz etkiler. Böyle bir durumda da hamilelik şansı azalır.
  • Sigara anne karnında bebeğe de zarar verir.

Sigaranın hamile kalmayı zorlaştırdığından bahsetmiştik. Ayrıca kadın üreme organları üzerinde de bir çok olumsuz etkisi vardır. Sigara sadece doğal yolla hamile kalmayı zorlaştırmaz. Tüp bebek tedavisinde de başarı şansını düşürür. Genellikle tüp bebek gibi yardımcı üreme tedavilerinde çiftlerden tedavi süresince sigara kullanmamaları istenir. Tedavi süresince sigara içmemek başarı şansını arttıracak ve oluşan gebeliklerin düşükle sonlanma riski daha az olacaktır. Sigara kullanan bayanlarda embriyonun rahme tutunması daha güç olur. Bu nedenle tedavi sürekli başarız sonuçlanacak ve anne adayları bir çok kez tüp bebek denemesi yapmak zorunda kalacaktır.

Hamile kalamama durumunda doktorunuz size bu konuda bilgi verecektir. Tüp bebek tedavisine başlamadan önce doktorunuz sizi bu konuda uyarır ve tedavi süresince de hatta üç ay öncesinden sigarayı bırakmanızı ister. Bu şekilde tedavide başarı şansı daha yüksek olur.

Gebelikte akıntı; Gebelikte akıntı nedeni ve tedavisi?

Akıntı kadınlarda sıklıkla görülen bir durumdur ve bu akıntının olması normaldir. Ancak bazı bayanlarda, gebelik ile birlikte bu akıntı daha da fazlalaşır ve anne adayı bu durumdan çok rahatsız olur. Gebelikte akıntının fazlalaşmasının nedeni; hormonların vajinanın dengesini bozmasıdır. Vajina kendini sürekli yenileyen dokulardan meydana gelir ve bu yenileme sürecinde eski dokular akıntı ile birlikte vücuttan atılır. Kadınlarda oluşan bu akıntı genellikle beyaz yada sarımsı bir renkte olup, kokusuz ve ağrı-yanma yapmayan bir akıntıdır. Bazı dönemlerde bu akıntı artabilir yada azalabilir. Önemli olan bu akıntının yanma yada kaşıntıya neden olmamasıdır. Böyle bir durumda doktora başvurmakta fayda vardır.adsız

Akıntının olması ya da olmaması bir hastalığın belirtisi değildir. Kadınlarda belirli dönemlerde akıntı miktarı artabilir ya da azalabilir. Ayrıca gebelikte değişen hormonların etkisiyle anne adaylarında hem fiziksel hem de ruhsal olarak değişim görülür.

Gebelikte anne adaylarında oluşan akıntıya Lökore adı verilir. Hamilelikte akıntının artması normal bir durumdur. Rahatsız edici bir akıntınız varsa, bu konuyu doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vb. Kullanmamalısınız. Gebelikte artan akıntı belirli bir süre sonra azalacak ve vücut normale dönecektir.

BİR TÜP BEBEK HİKAYESİ

BİR TÜP BEBEK HİKAYESİ

Merve Hanım 29 Yaşında

Merhabalar, adım Merve ve on yıllık evliyim… Size kendi umut dolu tüp bebek hikayemi anlatacağım. Eşimle on senelik mutlu bir evliliğimiz var. Ben çocukları her zaman seven biri olmuşumdur ki bu nedenle hemen çocuk sahibi olmak istedim. İlk sene hamile kalamadığım da hiç endişelenmedim. Çevremde sürekli merak etme olur, daha yeni evlisin, yaşın daha küçük gibi cümleleri duyuyordum. Bu şekilde iki yıl geçti daha sonra bir şeylerin ters gittiğini düşünüp, hamile kalamadığım için bir kadın doğum uzmanına gitmeye karar verdim. Yapılan muayene ve testler sonucunda hamile kalmaya engel bir durumun olmadığı ve hamile kalabileceğim söylendi. Bir yıl doğal yolla hamile kalma ve ilaç tedavileri ile geçti. Ama her ay umutla pozitif olması beklenen sonuç negatif oldu.fft150_mf1315718

Yaşadıklarıma bir anlam veremiyordum; her şey normal, her ay düzenli regl oluyorum, hamile kalmamam için bir neden yok ama ben hamile kalamıyorum… Benim için bu dönem oldukça zor ve sıkıntılı oldu. “Acaba hiç çocuğum olmayacak mı”? Düşüncesi aklımdan hiç çıkmamaya başladı. Birde çevremde devamlı hamile kalan ve doğum yapan anneleri gördükçe endişem iyice arttı. Elbette bu durum eşimle olan ilişkime de yansıdı. Ben devamlı huzursuz ve gergin olduğum için bunu eşime de yansıtıyordum. Ama eşim oldukça anlayışlı bir insan olduğu için her zaman bana destek oldu. Bu dönemde evden çıkmak istemiyordum hatta neredeyse bütün gün uyumak istedim. Daha sonra hayatın böyle devam edemeyeceğine karar vererek, kendimi toparladım ve yeniden denemeye karar verdim.

Tekrar doktora gittiğimde, doktorum aşılama yöntemini önerdi. Bu sefer hamile kalacağım umudu ile tedaviye başladım. Ancak aşılama yönteminden de istediğim sonucu alamadım. Her olumsuz sonuçta umudum biraz daha azaldı, sanki dünya yıkılmış da ben altında kalmışım gibi hissediyordum. Aslında öyle kolay kolay üzülen ve hemen pes eden biri değilimdir. Bir çok zorluğu da bu güçlü yönüm sayesinde atlattım ancak evlat sahibi olamamak çok ayrı bir duygu ve bunu yaşamayan anlamaz. Bu nedenle asla pes etmedim her olumsuz tedavi sonrasında tekrar ayağa kalkıp yeniden denedim.

Sonra kendi kendime bir karar alıp, her şeyi oluruna bırakmaya karar verdim. Artık bebek fikrini tamamen aklımdan çıkaracak ve her şey nasip kısmet diyecektim. Bebek tedavisine de bir sene yıl ara verdim. Bir yılın sonunda tüp bebek yaptırmaya karar verdim ve bu yöntemle şansımın daha yüksek olacağına inandım. Bu sefer olacak, umudunu kaybetme diyerek kendimi güçlendirerek tedaviye başladım. Tüp bebek tedavisi diğer tedavilerden çok farklıydı. Bu ilk tüp bebek denememdi ve tüp bebek hakkında fazla bir bilgim yoktu. Her şeyi yaşayıp öğrenecektim…

Bu süreç de benim için zor geçti ve yumurta toplama gününü sabırsızlıkla bekledim. Nihayet yumurta toplama işlemi gerçekleşti ve 11 tane embriyo elde edildi. Doktorum embriyoların kaliteli olduğunu ve beşinci gün transferi olacağını söylediğinde çok sevindim. Sıra embriyo transferine geldi …

Embriyo transferim gerçekleşti ve on günlük bekleme sürem başladı. Eve gittim, bol bol dinlendim, fazla ayakta kalmamaya dikkat ettim. On günün sonunda sıra kan testine geldi, embriyonun tutunup tutunmadığı belli olacaktı. Sabah kan testi verdim ve eve tekrar döndüm. Saatler geçmek bilmedi. Sonucu almaya cesaret edemedim, sonucu eşim aldı ve beni aradı. Çok tuhaf bir duygu içindeydim, eşim telefonda hamile olduğumu söylediğinde dünyalar benim oldu. Evet tedavim bu sefer olumlu sonuçlanmış ve ben ilk tüp bebek denememde hamile kalmıştım.

Aslında ben şanslıydım çünkü ilk denemede hamilelik olmuştu. Önemli olan umudu asla kaybetmemek… Ben pes etmedim, her seferinde tekrar ayağa kalktım. Kızıma kavuştuğum on an ise tüm yaşadığım zorlukları unutmuştum. Allah tüm isteyenlere hayırlı evlatlar versin…

Bebeğin gazı nasıl çıkarılır?

Bebeklerde gaz sancılarının nedenleri nelerdir? Bebeğin gazını çıkarmak için neler yapılabilir? Bebeğin gazı en kolay nasıl çıkarılır? Gaz sancısını gidermek için neler yapılabilir? Bebeklerde gaz sorunu ile nasıl başa çıkılır?Adsız

Bebeklerde gaz sancısı tüm ebeveynlerin korkulu rüyasıdır. Ancak ebeveynler bebeklerde gaz oluşumu ile ilgili tüm bilgileri bilirse, çözümü de bir o kadar kolay olacaktır. Bebeklerde gaz sancısı en sık görülen sorunlardan biridir ve genelde ilk aylarda daha fazla görülür. Bunun nedeni, bebeklerin ilk aylarda mide ve bağırsak sisteminin tam olarak gelişmediğinden kaynaklanır. Sonuçta sindirimi sağlayan enzimler tam olarak işlevini göremeyecek ve bebeklerde gaz sorunu ortaya çıkacaktır. Bebekler ilk aylarda anne sütünü ya da mamayı iyi sindiremeyebilir. Bu nedenle anne adayları gaz sorununun oluşmaması için bazı önlemler almalıdır.

İlk olarak anne, bebeği emzirirken bebeğin çok fazla hava yutmasını önlemelidir. Bebek daha fazla süt içip, daha az hava yutmalıdır. Bunun için de anne bebeğini emzirirken tek göğsündeki sütü değil iki göğsünde ki sütü kullanmalıdır. Bebeklerde gaz sorunu hava yutmaktan ve alınan gıdaların hazmedilmemesinden kaynaklanır. Ayrıca bebekler çok ağladıklarında fazla hava yutarlar ve gaz sorununu daha çok yaşarlar. Ancak gaz oluşmasında besinlerin çok fazla etkili olduğu unutulmamalıdır. Bazı sebzeler, meyveler ve tahılların hazmı zor olacağından gaz oluşmasına neden olur.

Genellikle bebeklerde gaz sancısının belirtileri; karın şişliği, geğirmek, ağlama yada kramp şeklindedir. Gaz sancısı, gaz çıkarıldıktan sonra sona erer ve gaz çıkarmak bebeklerde normaldir. Bebeklerde gaz problemi geçicidir ancak tüm yolları denemenize rağmen bebeğin gazı çıkmıyorsa ve bebek ağlamaya devam ediyorsa, mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Bebeklerde gaz çıkarmak normal olduğu kadar da önemlidir. Bebeğin gazı mutlaka çıkarılmalıdır.

Bebeklerin gazı nasıl çıkarılır?

Bebek emzirildikten sonra hemen yatırılmamalı ve bir süre dik tutulmalıdır. Bu şekilde bebeğin kusması da önlenmiş olur. Bebek mümkün olduğunca mama yerine anne sütü ile beslenmelidir. Ayrıca ek gıda döneminde de hazmı kolay besinler tercih edilmelidir. Bebeğin belini ve sırtını sıvazlamak gaz çıkarımını kolaylaştırır. Gazın en kolay çıkarılması bebeğin geğirtilmesi ile olur. Bunun için bebek emzirildikten sonra omzunuzda dik bir pozisyonda tutarak hafifçe sırtına vurulmalıdır. Bir diğer yöntem ise bebeği yüzükoyun kucağınıza yatırarak sırtını sıvazlamaktır.

Bebeği geğirterek gazını çıkaramıyorsanız bir başka yöntem de bisiklet hareketidir. Eliniz ile bebeğin bacaklarını tutarak bisiklete biniyormuş gibi çevirmelisiniz. Bu şekilde bebek gazını daha kolay çıkaracaktır. Bebeğinizde gaz sorunu varsa ve tüm bunlara rağmen bebeğin gazı çıkmıyorsa, doktora başvurulmalıdır. Bazen bebeklere gaz ilaçları verilmektedir. Ayrıca doktora danışılmadan bebeğe herhangi bir ilaç yada bitki çayları verilmemelidir.