Çocuğum kahvaltı yapmak istemiyor

Çocuğunun kahvaltı yapmak istememesi bir çok annenin ortak sorunudur. Annenin ısrar etmesi sonucunda da ağlama krizleri kaçınılmaz sondur.cocugunuza-sebze-yedirmenin-yeni-yollari--1321541

Peki çocuklar neden kahvaltı yapmak istemez?

Çocuklarda iştahsızlık ve yemek yememe sıklıkla görülen bir durumdur. Çocuklar sabah uyandıklarında aç oldukları halde kahvaltı yapmak istemezler. Annelerin ısrar etmesi sonucunda çocuk daha fazla hırçınlaşacaktır. Genellikle yemek problemi çocuklarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biridir. Eğer benimde çocuğum kahvaltı yapmak istemiyor diyorsanız, bazı püf noktaları ile çocuğunuza yemek yeme alışkanlığı kazandırabilirsiniz.

Çocuklara kahvaltıyı sevdirmenin yolları;

İlk olarak çocuklarında bir birey olduğunu unutmayalım. Çocuğunuzu bir yetişkin gibi düşünerek, ne yemek istediği ya da nelerden hoşlandığı sorulmalıdır. Özellikle çocuğunuza akşamdan “Yarın sabah kahvaltıda ne yemek istersin?” diye sorun.

Çocuklar için eğlenceli kahvaltı tabakları hazırlamak, onların ilgisini çekecektir. Yaratıcı hayal gücünüzü kullanarak çocuğunuza eğlenceli bir kahvaltı tabağı hazırlayabilirsiniz. Böylece çocuk dikkatini tamamen tabağa verecek ve yemek yemek için heveslenecektir.

Çocukların gelişimi için peynir, zeytin, yumurta gibi protein kaynaklı besinlerin önemli olduğunu biliyoruz. Ancak ara sıra alışılmış kahvaltı yerine onların dikkatini çekecek sandviçler, hamburgerler yada evde yapacağınız bir dilim pizza çocuğun iştahla kahvaltı yapmasını sağlayacaktır.

Çocuğa sürekli birşeyleri yemesi için baskı yapmak yanlıştır. Bu tamamen çocuğun daha fazla inatlaşarak yemek yememesine neden olacaktır. Neşeli kahvaltı tabakları hazırlayarak kahvaltıyı daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Hatta çevrenizde çocuğunuz ile yaşıt arkadaşları var ise anneleri ile anlaşarak haftanın bir kaç günü çocuğunuzun arkadaşları ile kahvaltı yapması sağlanabilir. Bu şekilde çocuk arkadaşları ile eğlenirken kahvaltısını da yapacaktır.

Sürekli aynı rutin kahvaltılar çocukların kahvaltı hevesini kaçırabilir. Çocuğunuz kahvaltı yapmak istemiyorsa, değişik bir alternatif olarak kahvaltıyı bahçeye hazırlayabilirsiniz. Ya da mümkünse bazı günler dışarıda kahvaltı yapmak da çocuk için değişiklik olacaktır.

Sabah çocuğunuz kahvaltı yapmak istemediğinde okul döneminde, kahvaltısını paketlerek çantasına koymalısınız. Çocuk acıktığı zaman kendiliğinden kahvaltısını yapacaktır.

Güler yüzlü bir kahvaltı tabağına hiçbir çocuk hayır demez. Neşeli tabaklar, şekilli domates, salatalık ya da haşlanmış yumurta çocuğun dikkatini çekecektir. Bu tamamen annelerin hayal gücüne kalmış…

Çocuğunuz kahvaltı yapmak istemiyorsa, kahvaltıyı çocuğunuzla beraber hazırlamalısınız. Çocuğunuza bugün kahvaltıyı beraber hazırlayalım dediğinizde mutfak işlerine hevesli olan çocuğunuz bu teklifi hemen kabul edecektir. Kendi hazırlamış olduğu kahvaltı sofrası dikkatini çekecek ve kahvaltıyı eğlenerek yapacaktır.

 

Mutlu bir çocuk yetiştirmenin yolları


anne-cocuk

İnsanlar gün içinde bir çok duygu yaşarlar. Bazen çok sinirli bazen ise çok mutlu. Önemli olan hayatın güzel yönlerini görmek ve kendimize gün içinde küçük mutluluklar yaratmaktır. Herkes mutlu olmak istiyor ama mutlu olmak için ne yapıyoruz? Özellikle çocuklarımızı nasıl daha mutlu bireyler olarak yetiştirebiliriz?

Mutlu çocuk nasıl yetiştirilir” sorusu çok önemlidir. Çünkü çocuğumuz mükemmel olsun diye uğraşırken mutlu yada mutsuz olduğunu fark edemiyoruz. Çocuğum iyi yetişsin, çocuğum mükemmel olsun diyerek ebeveynler maalesef fark etmeden mutsuz bir çocuk yetiştirebiliyor. Bu nedenle mutlu bir çocuk yetiştirmenin altın kurallarından bahsedeceğiz.

Çocuğunun mutlu olduğunu görmek tüm anne babalar için en değerli şeydir. Bir anne baba için en büyük zenginlik çocuğunun yüzündeki gülümsemedir. Anne babalar mükemmel çocuk yerine mutlu bir çocuk yetiştirmelidir. Çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere büyük görevler düşmektedir.

Peki çocuğumuzu nasıl daha mutlu yetiştirebiliriz?

  • Her çocuğun aynı başarıyı göstermesini beklemek yanlıştır. Her çocuk farklıdır ve özeldir. Bu nedenle kıyaslama yapmak çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Her çocuğun özel olduğunu unutmamalı ve çocuğunuzu asla başka çocuklarla kıyaslamayın. Özellikle çocuğun kardeşi ile kıyaslanması ya da başka çocuklar ile kıyaslanması çocuğun mutsuz olarak yetişmesine neden olur. Mutlu bir çocuk yetiştirmenin ilk kuralı kıyaslama yapmamaktır.
  • Çocukların öz güvenini arttırmak, mutlu olmasını sağlar. Başarı duygusu çocuğun mutlu bir birey olarak yetişmesine katkı sağlar. Anne babalar çocuğum yapamaz düşüncesi ile her şeyi kendileri yapmak ister. Ancak çocuğun yapabileceği işleri kendisinin yapmasına izin verin. Çocuk başarma duygusunu tatmalı ve işe yaradığını hissetmelidir. Çocuk yapabileceği işleri kendisi yaparak mutlu olacaktır.

  • Hiçbir çocuk mükemmel değildir ve çocuğun mükemmel olmasını istemek, çocuğu mutsuz edecektir. Çocuğun mükemmel olmasını istemek yerine ona destek olmak daha mutlu bir birey olarak yetişmesini sağlar.
  • Sevgi her insan için önemlidir ve çocuğunuza sevginizi doğru bir şekilde ifade edin. Elbette her anne baba çocuğunu sever. Ancak önemli olan bu sevgiyi çocuğa doğru bir şekilde göstermektir. Çocuğunuza sevginizi ifade edin. Sevildiğini hisseden çocuk mutlu olacaktır.
  • Sevgi ve saygı mutlu bir çocuk yetiştirmede oldukça önemlidir. Çocuğunuza kendisine ve başkalarına saygı duymayı öğretmelisiniz. Çocuğunuza saygıyı iyi bir rol model olarak siz öğreteceksiniz. Çünkü çocuk saygı duymayı sizi örnek alarak öğrenir. Kendisine ve çevresine saygılı bir çocuk mutlu bir şekilde yetişecektir.
  • Çocuğunuza sevildiğini ve ne kadar önemli olduğunu hissettirin. Sevildiğini ve önemsendiğini bilmek her insanı mutlu eder. Hele ki çocuklar daha da mutlu olur. Böylece daha mutlu bir çocuk yetiştirebilirsiniz.
  • Mutlu bir çocuk yetiştirmenin son kuralı da tutarlı olmaktır. Burada anne babalara büyük iş düşmektedir. Çünkü söyledikleriniz ile yaptıklarınız arasında tutarsızlık olması çocuğu olumsuz etkiler. Çocuğa doğru örnek olmak olabilmek için söyledikleriniz ile yaptıklarınızın birbirini tutması gerekir. Çocuklar kendilerine her zaman bir rol model seçer ve bu genellikle anne baba olur. Bu nedenle çocuğun daha mutlu yetişmesi için tutarlı olmak çok önemlidir. Doğru bir rol model olmak, tutarlı olmak, çocuğa sevildiğini hissettirmek, saygılı olmak çocuk için en büyük zenginliktir.

İnternetin Çocuğa Zararları Nelerdir?

 

Bilindiği gibi artık internet çağındayız ve teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Yeni doğan çocuklar da teknoloji adsızile büyümekte ve teknolojiye çok çabuk ayak uydurmaktadır. İnternet çağımızın en büyük kitle iletişim araçlarından birisidir. Bu nedenle çocuklar da internet ile küçük yaşlarda tanışmaktadır. İnternet hayatımızda çok büyük kolaylıklar sağlarken, verdiği zararlar da tartışılmaktadır. Peki internet çocuklarımızı nasıl etkilemektedir?

Maalesef son yıllarda çocuklar oyuncaklardan önce, teknolojik aletlerle tanışmaktadır. Artık her çocuğun tableti ya da küçük yaşta olmasına rağmen cep telefonu var. Evet, çocuklar bu teknolojik aletleri çok güzel kullanabilmektedir. Ancak bu çocuğun çok zeki olduğunun bir kanıtı değildir. Ne yazık ki teknolojik aletleri kullanan çocuk çok zeki olarak algılanmaktadır. Aileler interneti ciddiye almalı ve asla küçümsememelidir. Çünkü internet yanlış kullanıldığında gerek çocuk olsun gerekse yetişkin olsun insana ciddi zararlar verebilir.

İnsan oturduğu yerden tüm dünyada olup bitenleri öğrenebiliyor hatta çok uzak mesafedeki insanlar birbirlerini görerek sohbet edebiliyor. İnternet büyük bir güç ve bu güç karşısında insanlar dikkatli olmalıdır. Özellikle çocuklarımızı bu güç karşısında yalnız bırakmamalısınız. Yeni nesil çocuklar sürekli televizyon izlemekte, cep telefonu ile oynamakta ya da sosyal medyada gezmektedir. Bir süre sonra çocuklar bu durumdan da sıkılmakta ve giderek mutsuz bir nesil yetişmektedir. Çocuklar gerçek hayattan uzak, sanal bir dünyanın içinde yaşamaktadır.

İnternetin çocuk üzerinde bazı olumsuzlukları vardır. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar üzerinde internetin ciddi zararları vardır. Çocuklar internette bir çok bilgiye ulaşabilmesine rağmen bu bilgileri nasıl kullanacağını bilememekte, bu da gerçek hayatta sorunları çözememe ve sorunlar ile baş edememe gibi problemlere yol açmaktadır. Ayrıca internette fazla zaman harcayan çocuklarda ise insanlar ile ilişki kuramama, arkadaş olamama ya da sosyallikten uzak hareketler görülmektedir. Çocuk internette fazla zaman geçirdiğinde, sosyal hayatın içinde kendini daha rahat ve mutlu hissedeceğinden gerçek hayata döndüğünde bocalamaktadır. Sanal ortamda herkesle kolaylıkla arkadaş olduğu ve sohbet ettiği için, gerçek hayatta arkadaşlık ilişkisi kuramamaktadır.

Çocuk ve internet üzerine birçok bilimsel çalışma ve deney yapılmıştır. İnternetin çocuk üzerindeki etkileri incelenmiş ve çocuk için internetin zararlı olup olmadığı araştırılmıştır. İnternetin çocuk için faydası kadar zararının da olduğu gözlemlenmiştir. İnternet çocuğu hazırcılığa alıştırmakta ve çocuk emek harcamadan istediği bilgiye anında ulaşabilmektedir. Çocuğun sürekli internette yada televizyon başında vakit geçirmesi onu zeki yapmaz. Aksine gerçek ile hayal olanı ayırt edememesine neden olur. Sürekli internet oyunları oynayan çocuklarda şiddet duygusu normalleşmekte ve çocuğun içindeki şiddet duygusu körüklenmektedir. Zararlı siteler yüzünden çocuk kötü arkadaşlıklar yada kötü alışkanlıklar edinebilir. Mutlaka çocuğun internette gezindiği siteler takip edilmeli ve zararlı sitelere erişim engellenmelidir. Uygunsuz siteler çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açmaktadır.

Bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi aletler çocuklarda beyin gelişimine de zarar vermektedir. Sürekli çocukların bu manyetik aletlerle vakit geçirmesi sinir sistemi hastalıkları, hafıza zayıflığı, öğrenmede güçlük vb. Gibi bir çok hastalığa neden olmaktadır.

Çocuğun internette kimlerle sohbet ettiği, hangi sitelere girdiği ya da sosyal medyada kimlerle arkadaşlık ettiği mutlaka takip edilmelidir. Bilgisayarlara istenmeyen siteler için erişim engeli ve anti virüs yazılımlar konmalıdır. Güvenli internet çocuk için zararlı değil aksine faydalıdır. Ailelerin alacağı önlemler ile çocuk interneti sınırlı saatte olmak şartıyla kullanabilir. Bu şekilde olumsuz etkileri tam tersi olumlu şekle çevirebilirsiniz.

Aileler çocuklara yasak koyarak çocuğu güvende tutmak isterler ancak bu yanlıştır. Çünkü yasaklamak sorunu çözmez aksine çocuğu daha çok internete teşvik eder. Çocuk böyle durumlarda aileden habersiz interneti kullanmaya başlar. Bu da çocuğun yalan söylemesine neden olur. Çocuk ailesine yalan söyler, yaptığı işleri gizler, internete sizden habersiz gizli girmeye başlar. Çocuk bir şeylerin ters gittiğini ya da kötü arkadaşlıklar edindiğini fark etse dahi, sizden habersiz internete girdiği için size bu durumu anlatmayacaktır. Bu nedenle yasaklamak yanlıştır ve yasaklanan şeye mutlaka çocuğun ilgisi artar. Kural koymak, internetin yada televizyonun kullanım süresini belirlemek, çocuğa gerekli bilgileri uygun bir dille anlatmak en doğru olanıdır. Hatta çocuğun tek başına değilde anne yada babası ile birlikte internette vakit geçirmesi daha sağlıklıdır. Her şeyden önce çocuğa mutlaka internetin faydalı olduğu kadar zararlı olduğu da anlatılmalıdır. Özellikle sosyal medya konusunda çocuk uyarılmalı, yabancı kişilerle arkadaşlık etmemesi gerektiği anlatılmalıdır. Çocuğa kızarak güven duygusu yok edilmemelidir. Çocuk size güvenmeli ve size her konuyu anlatabileceğini bilmelidir.

İnternet kullanımında öncelikli hedef güvenliktir. Gerekli önlemleri alarak çocuğunuz internette güvenli şekilde gezinmesini sağlayabilirsiniz. Bu konuda gerekli yazılım ve programlar mevcuttur.

Çocuklarda Sınav Kaygısı

öğrn

Bu yazımızda ebeveynleri yakından ilgilendiren bir konu olan, çocuklarda sınav kaygısı hakkında bilgi vereceğiz. Çocuklarda sınav kaygısı nedir? Öğrenciler neden kaygı duyarlar? Anne babalar çocuklarının sınav kaygısını önlemek için neler yapmalıdır? Çocuklarda sınav kaygısı nasıl anlaşılır? Öğrencilerde sınav kaygısı nasıl önlenir? Sınav kaygısı ile başedebilmenin yolları nelerdir?

Sınav kaygısı hayatın her döneminde görülebilen bir olaydır. Özellikle son sınıf öğrencilerinde heyecan ve stres oldukça fazladır. Sınavların yaklaşması ile de bu heyacan giderek artmaktadır. Bu konuda anne ve babalar daha dikkatli olmalıdır. Çocuk kötü not alma düşüncesini felaketleştirme eğiliminde ise bu duruma sınav kaygısı denilmektedir. Ebeveynlerin çocuğun sınava dair heyecanının, stresin ve kaygı halinin artmadan önlem almaları gerekmektedir. Çocuklar sınav kaygısı yaşadığında sorulara odaklanmak yerine aklından geçen kötü senaryolara odaklanır. “Yapamayacağım, soruyu anlayamıyorum, başarısız olacağım” gibi düşünceleri devamlı tekrarlar. Hatta çocuk fazla endişelendiği için bazı çocuklarda kalp çarpıntısı, terleme, huzursuz olma yada ellerde titreme gibi durumlar da görülebilir. Çocuk sınav öncesinde endişelenmeye başlar ve sınava da kaygılı girdiği için sorular yerine aklından geçenlere çok fazla yoğunlaşır. Bu nedenle sorulara odaklanamaz, sorulara odaklanamadığı için de soruların çözümünde zorluk yaşar. Böyle bir durumda çocuk başarısızlık korkusunu daha fazla yaşar.

Sınav heyacanı normal bir durumdur ve bir çok kişi sınav sırasında heyacan ve kaygı yaşar. Aslında kaygı belirli bir düzeyde olduğunda sınava hazırlanmamızda bize yardımcı olur ve başarı sağlar. Dikkatimizi toplamamızı, sorulara odaklanmamızı ve motive olmamızı sağlar. Fakat kaygı artıkça odaklanmakta güçlük yaşarız. Dikkatimiz dağılır ve bilgileri hatırlamakta güçlük çekeriz. Çünkü artık sorular yerine aklımızdan geçen kötü başarısızlık senaryolarına yoğunlaşmışızdır. Bu nedenle çocuklarda sınav kaygısı oldukça önemli bir konu olup mutlaka önlem alınması gerekir.

Çocuklara bu konuda çok fazla baskı yapmak yanlıştır. Düşünceler, kaygıyı etkileyen en önemli faktördür. Elbette yeteri kadar çalışmamak ve konu tekrarı yapmamak da sınav kaygısı yaşanmasına neden olacaktır. Sınav kaygısını önlemek için ilk olarak olumlu düşünmek ve kötü senaryoları düşünmemek gerekir. Sınava çalışmak için son günü beklememek, zamanı çok iyi kullanmak gerekir. Sınavlarda başarılı olmak hem çocuk hemde aileler için elbette önemlidir. Ailelelerin sınava yönelik tutumları da çocuğu etkileyecektir. Bu nedenle aileler kaygılarını çocuğa yansıtmamalı ve yüksek beklenti içinde olmamalıdır. Çocuktan yüksek beklenti umulması, çocuğu baskı altına alacaktır. Bu yüzden aileler sınırların farkında olmalı, sınavları ölüm kalım meselesi haline getirmemelidir. Her çocuk başarılıdır, bu nedenle çocuğu akranları ile kıyaslamak oldukça yanlıştır. Başarı da ilk kural empati, duygu ve düşünce paylaşımıdır. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir. Aileler çocukları için uygun rol modelliği yapmalı, uygun sorun çözme davranışları geliştirmelidir. Bu şekilde çocukta sınav kaygısı azalacaktır. Gerekirse aileler bir uzmandan destek de almalıdır. Çünkü sınav kaygısı çocuğun başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.

ÇOCUK VE SOSYAL MEDYA

Çocuklarda sosyal medya kullanımı
Bu yazımızda oldukça önemli bir konu olan; çocukların sosyal medya ilişkisi hakkında bilgi vereceğiz. Bilindiği gibi sosyal medya son yıllarda hayatımızda büyük bir yere sahip oldu. Neredeyse herkes aktif şekilde sosyal medya kullanıyor. Oldukça popüler olan sosyal medya, yetişkinler kadar çocukları da kendine çekiyor. Sosyal medya kullanım yaşı gün geçtikçe düşmekte ve hatta çocuklar küçük yaşlarda bilgisayar oyunları ile tanışmaktadır. Elbette sosyal medyanın faydası kadar tehlikeleri de vardır. Yetişkinler dahi internet üzerinde ki tehlikelere karşı koymakta zorlanırken, çocukları sosyal medyada birçok tehlike beklemektedir. Bu nedenle burada ebeveynlere büyük görev düşmektedir. Çocukları bu tür tehlikelerden korumak için ebeveynler bazı önlemler almalıdır.adsız

İnternet, hayatımızda bu kadar büyük bir yer kaplarken, çocukları internet üzerinde ki tehlikelerden nasıl korumalıyız?

Evet, internet hayatımızda büyük bir yer tutuyor ve birçok insan her gün sosyal medyayı kullanıyor. Okulların açılması ile birlikte çocuklar özellikle araştırma ödevlerinde interneti oldukça sık kullanmaktadır. Ayrıca interneti çocuklara cazip kılan ve çeken bir diğer etken ise, bilgisayar oyunları… Ailelilerin en büyük endişesi, bu tür internet oyunlarının bağımlılık yapmasıdır. Aslında aileler endişelerinde haklıdır, çünkü bilgisayar oyunlarının bağımlılık yapan özelliği vardır. Çocuk oyun oynar daha sonra oyunu tekrar oynar derken tekrar tekrar oynanan oyunlar zamanla bağımlılığa dönüşür. Çocuk bilgisayar başında daha uzun zaman geçirir ve kendini orada başka bir dünyada bulur. Bu durum küçük yaştaki çocuklarda gelişimsel sorunlara yol açarken, okul çağında ki çocuklarda ise okul başarısızlığı başta olmak üzere diğer bedensel sorunlar ( uyku sorunu, kilo kaybı, büyümede durma vb.) görülebilir.

Anne ve babalar çocuklarının internette hangi sitelere girdiğini, sosyal medyada kimlerle arkadaş olduğunu, neler paylaştığını, internette ne kadar vakit geçirdiğini vb. mutlaka takip etmelidir. Özellikle sosyal medyada kimlerle konuştuğunu ve bu kişiyi gerçekten tanıyıp tanımadığı mutlaka araştırılmalıdır. Yabancı kişilerle sohbet etmemesi gerektiği çocuğa anlatılmalı ve çocuğun yazışmaları mutlaka takip edilmelidir. Aynı şekilde oynanan oyunlar da takip edilmeli ve çocuğun yaşına uygun olmayan oyunları oynamasına izin vermeyin.

Sosyal medyada en önemli konu gizlilik ve güvendir. Çocuğunuz için internette güvenli ortamı hazırladığınızda çocuğun interneti kullanmasına izin verin. Çocuklar internetle hızlı bir şekilde tanışırken, çocuğunuza uygun olan bilgisayarı ve internet bağlantısını kullanın. Çocuğunuz için hangisinin güvenli olduğuna ya da çocuğunuzun teknolojiyi ne kadar sık kullandığına dikkat etmek gerekir. Güvenli bir internet kullanımı için kurallarınız olmalı. Çocuğunuzun ne kadar süre internet kullanacağını belirleyin ve çocuğunuza belli zaman aralıklarında izin verin. İnternet kullanımı ile ilgili kuralları belirledikten sonra, çocuğunuz ile konuşun. İnternet üzerindeki tehlikelerden bahsedin. Çocuğunuzun sosyal medyayı kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğinden bahsedin. Çocuğunuzun internete girmesine izin verin ama kapalı kapılar arkasında değil.

Çocuğunuz sosyal medyayı kullanmak istiyor ve sizde çocuğunuzun yaşının uygun olduğunu düşünüyorsanız, izin verin. Çocuğun bir şeyleri saklı gizli yapmasını önlemek için ona destek olun. Ancak mutlaka sosyal medyada gizlilik ayarlarını düzenlemeyi unutmayın. Çocuğa yasaklar koymak, tam olarak onun güvenliğini sağlamaz. Bu nedenle her konuda çocuğunuzun fikrini almak, onunla konuşmak ve destek olmak çocuğunuzun sizden bir şeyler saklamasını önler. Bu şekilde çocuk mutlaka her konuyu sizinle paylaşacak ve anlatacaktır.

Çocuklarda Okul Korkusu; Okula Yeni Başlayan Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Okulların açılmasına sayılı günler kalırken, hem ebeveynler hem de çocuklar bir telaş içine girdi. Özellikle çocukları ilkokula yeni başlayacak olan velilerde hem sevinç hem de endişe vardır. Çünkü bazı çocuklar için okul korkunç bir olaydır. Evinden ve annesinden ayrılmak düşüncesi çocuğun daha fazla endişelenmesine neden olur. Özellikle eğitim sistemindeki değişiklikler ve okula başlama yaşının değişmesi, velilerde akla ilk şu soruyu getirdi; çocuğum okula alışabilecek mi?öğrn

Her çocuk birbirinden farklıdır ve herkesin aynı olması beklenemez. Bazı çocuklar okulun ilk hiç sorun çıkarmaz ve okula kolaylıkla alışabilir. Bazı çocuklar içinse okulun ilk günü oldukça zorlu geçer. Bu çocuklar annelerinden ayrılmak istemez ve evine gitmek için elinden geleni yapar. Anne ve babadan ayrılma düşüncesi, çocuğun okulu kabullenmesini engeller. Okula gitmek istememe yani okul fobisi özellikle okula yeni başlayan çocuklarda sık olarak görülür. Okul fobisi sık görülen bir durum olmamasına rağmen, bu korku önlem alınmadığında çocuğun yaşamını büyük ölçüde etkileyebilir.

Çocuklarda okul korkusunun belirtileri nelerdir?

Okul korkusu olan çocuklarda ilk olarak sıklıkla mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ya da baş ağrısı gibi yakınmalar vardır. Çocuk devamlı huzursuz ve endişelidir. Sinirli olma, normal olmayan hareketler sergileme, saldırganlık, ağlama gibi durumlarda görülür. Asılsız hastalıklar çıkarır ve uyumaz. Bu hastalıkları bazen okulda çıkarabilir. Okula gitmek istememe ve bu durumdan dolayı suçluluk duymama, okulla ilgili şeylere hevessiz davranma, çocukta aniden oluşan içe kapanıklık ve utangaç davranışlar okul korkusunun belirtilerindendir.

Peki, okula başlayan çocuğa nasıl davranmalı?

İlk olarak okul korkusunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmeliyiz. Okul korkusu, çocuğun bir endişe nedeniyle okula isteksiz gitmesi veya okula gitmek istememesidir. Çocuk okula gitmek istemediği için her gün kendince bir bahane bulur ya da hasta olur. Bu nedenle öncelikle çocuğun okuldan neden korktuğu ya da okuldan korkmasının altında yatan nedeni bulmak önemlidir. Çocuğun okula gitmek istememesinin birçok nedeni olabilirken, en sık görülen neden anne ve babadan ayrılma korkusudur. Okul çocuk için anne ve babadan ilk ayrılış nedenidir. Daha sonraki nedenler ise; okul yapısı, öğretmenler ya da diğer öğrencilerdir. Bir diğer nedense çocuğun sosyalleşme isteğidir. Sosyalleşme ilk olarak ailede başlar ve çocuğun yaşamı boyunca devam eder. Sosyalleşme sürecinde sorun yaşayan çocuklar, yeni bir ortama içine girmekte ve diğer çocuklarla iletişim kurmakta zorlanır. Sonuçta okul çocukların yaşamlarında yeni bir aşamaya geçme sürecidir. Ev ortamında ki ilgiyi çocuk okul ortamında da arayacağı için okul ortamına alışmak çocuk için biraz zaman alabilir. Bu nedenle velilerin çocuklarına destek olması ve çocuğu anlayış ile karşılaması çok önemlidir. Okulun aslında çocuğun düşündüğü gibi bir yer olmadığına ikna etmek ve okulla ilgili güzel sözler söylemek çocuk üzerinde daha etkili olur. Çocuğun okulla ilgili kötü düşüncelerini değiştirmek için anne ve babaların burada rolü büyüktür. Çocuğa karşı daha sakin ve anlayışlı davranmak gerekir. Annenin her konuda rolü büyük olduğu gibi bu konuda da büyüktür. Çocuk okulun ilk günleri duygusal gel git yaşar. Bu nedenle veliler çocuğa karşı kararlı bir tutum takınmalıdır. Çocuk ile iletişimi asla kesmemeli ve çocuğu okul konusunda cesaretlendirmelidir. Çocuğun okula neden gitmek istemediği araştırılmalı ve asıl neden öğrenilmelidir. Burada en önemli konu velilerin çocuğa karşı her zaman sakin davranması gerektiğidir. Çocukta var olan korkuyu daha fazlalaştırmamak ve çocuğa güven duygusu vermek çok önemlidir. Çocuğun korkularını küçümsemeden, güvenini kazanarak okula alışması sağlamak gerekir. Velilerin dikkat etmesi gereken en önemli konu, çocuk asla başka çocuklarla karşılaştırılmamalı ve başka çocuklar iyi örnek olarak gösterilmemelidir. Her çocuk özelidir bu nedenle çocukla asla aşağılayıcı konuşulmamalıdır. Çocuğa güven duygusu verilmelidir. Çocuğa ben buralardayım ya da çıkışta beni göreceksin, kapıda olacağım gibi cümleler kurarak sakinleşmesi sağlanmalıdır. Eğer çocukta okul korkusu giderek artıyorsa mutlaka bu durum öğretmeni ile paylaşılmalı ve gerekirse uzman bir yardım alınmalıdır.

ÇOCUĞA CEZA VERMEK DOĞRU MU?

ÇOCUĞA CEZA VERMEK DOĞRU MU?

Bu yazımızda çocuğa ceza vermek hakkında bilgi vereceğiz. Birçok ebeveyn bu konuda kararsızlık yaşamaktadır. Ceza mı ödül mü? Çocuğa ceza vermek doğru bir davranış mıdır? Çocuğa ceza verilmeli mi? Çocuğa ceza verirken nelere dikkat etmeliyiz? Küçük çocuklara ceza verirli mi? Çocuğa ceza vererek disiplin sağlanır mı?

Çocuk eğitimi dünya da ki en zor işlerden biri olsa gerek. Özellikle çocuğa disiplin vermek konusunda ebeveynler kararsızlık yaşamaktadır. Ceza vermek, kurallar koymak, hatta çocuğa vurmak, çocuğu sınırlandırmak gibi davranışlar disiplin sağlamada faydalı değildir. Öncelikle bunu belirtelim. Çocuk dövülerek ya da sürekli cezalandırılarak disiplin sağlanamaz, bu doğru bir yol değildir. Özellikle 1–3 yaş arasında ki küçük yaştaki çocuklara ceza vermek çok yanlıştır. Bu yaştaki çocukları sınırlandırmak ve hatta sakın bunu yapma yoksa sana ceza veririm gibi cümleler dahi kurmak yanlıştır. Bu tarz cümleler ya da çocuğa ceza vermek çocuğu daha fazla sinirlendirir. Çocuğun gelişiminde ve eğitilmesinde ceza doğru bir davranış değildir.

Anne ve babaların en fazla kullandığı ceza yöntemi, çocuğu odaya kapatmaktır. Çocuğun yaptığı yanlış davranışı düzeltmesi için çocuk bir süre odaya kapatılır. Amaç çocuğun yaptığı yanlış davranışları düzeltmesi ve bir daha tekrar etmemesidir. Ancak bu da yanlış bir tutumdur. Bunu yerine çocukla iletişim kurmak, çocuğa yaptığı yanlış davranışı anlatmak ve çocuğun bu yanlış davranışı bir daha yapmaması için gerekli ortamı hazırlamaktır.

Çocuk eğitiminde fiziksel şiddet asla kabul edilemez. Çocuğa fiziksel şiddet uygulanarak disiplin sağlanamaz. Aksine çocuğun daha fazla öfkelenmesine neden olur. Zaman içerisinde çocukta özgüven eksikliği oluşur. Çocuk zaman içinde bizim istemediğimiz, onaylamadığımız yanlış davranışlar yapabilir. Böyle durumlarda ceza vermek yerine çocuğa yol göstermek, istenilen davranışın yerleşmesi için çocuğa yardımcı olmak gerekir. Yukarıda da açıkladığımız gibi, ceza vermek o davranışın düzelmesini sağlamaz sadece kısa süreliğine engeller. Önemli olan istenilmeyen davranışın tamamen ortadan kalkmasıdır.

Çocuğa sürekli ceza vererek mutlu olmayı, sevmeyi, iyiliği öğretemezsiniz. Çocuğun yaptığı yanlışları konuşarak düzeltmek en doğru yoldur. Çocuğa sınır koyulurken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. İlk olarak beklentilerimiz çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Anne ve baba çocukla konuşmalı, kendi isteklerini dile getirmelidir. Çocukla emir verici, suçlayıcı, aşağılayıcı şekilde konuşulmamalıdır. Çocuğunuzun da bir birey olduğunu göz önünde bulundurarak konuşmanızı yapmalısınız.

ÇOCUKLARDA ISIRMA ALIŞKANLIĞI

ÇOCUKLAR NEDEN ISIRIR?

Çocuklar büyürken, her geçen gün çocuğunuzda değişik davranışlar görebilirsiniz. Bazı davranışlar ebeveynleri oldukça zor durumda bırakabilir. Her çocuğun gelişimi farklıdır ve her çocuk büyüdükçe değişik alışkanlıklar kazanabilir. Bu alışkanlıklardan biriside ısırma alışkanlığıdır. Bu alışkanlık anne ve babaları oldukça rahatsız eder. Özellikle 2 yaş civarında bu alışkanlıkla daha sık karşılaşılır. 2 yaş civarında çocuklarda ısırma huyu başlar ve her çocuk mutlaka bir kerede olsa bir başka çocuğu ısırmıştır. Önemli olan bu huyun alışkanlığa dönüşmemesidir. Çocukta bu dönemde ısırma huyu başlar ve birçok farklı sebepten dolayı çocuk ısırır. Ancak 2–3 ya dönemi bittiğinde çocuğun bu ısırma huyunu bırakmış olması gerekir. Eğer çocuk halen ısırma huyuna devam ediyorsa, bu durum çocukta alışkanlık haline gelmiştir.

Aslında çocukta ısırma davranışının görülmesinin birçok nedeni vardır. Küçük çocuklar korktuklarında ya da öfkelendiklerinde tepkilerini ısırarak gösterir. 2 yaş çocuklarında durum biraz farklıdır. Bu dönemde çocuk tepkilerini ısırma yolu ile göstermeye çalışır. Aileye yeni katılan bir bebek, başka bir yere taşınma, çocuğun hayatında çocuğu etkileyecek derece de ani bir değişim çocukta ısırma huyunun oluşmasına neden olur. Çocuklar duygularını belli etmek için ısırma davranışı gösterir. Bazense sadece keşfetmek ya da dişleri kaşındığı için ısırma davranışını gösterirler. Çocuklar zarar vermek ya da saldırma amaçlı ısırmazlar, fark etmeden sadece refleks şeklinde ısırma davranışı gösterirler. Bazense bunu bir eğlence ya da oyun gibi görürler. Önemli olan çocuğun bu davranışı alışkanlık haline getirmemesidir, çünkü bu davranış çocuğun sosyal hayatını oldukça etkiler.

Çocuğunuzda ısırma davranışı varsa öncelikle sakin olmalı ve bu durumun geçici olduğunu bilmelisiniz. 2 yaş civarında ısırma davranışı çoğu çocukta görülür ve bu yaşları gereği normaldir. Isırmanın genelde nedeni; çocuğun çevresinde ki nesneleri merak etmesi, çevreyi keşfetme duygusu ve diş gelişiminin tam olarak gelişememedir. Ayrıca yeni yürümeye başlayan çocuklarda da ısırma davranışı çok görülür.

Çocuklarda ısırma davranışı nasıl engellenir?

  • Çocuğunuzda ısırma davranışı varsa ilk olarak sakin olmalı ve tepkinizi çocuğa bağırarak ya da cezalandırarak göstermeyin. Sizin bu şekilde davranmanız çocuğun ısırmaya devam etmesini sağlar.
  • Eğer çocuğunuz başka bir çocuğu ısırıyor ise çocukları ayırarak birbirlerinden uzak tutun.
  • Çocukların ısırma nedenlerinden birisi de boşlukta olmasıdır. Çocuk o boşluğu ısırarak kapatmak ister. Bu nedenle kardeşi varsa çocuğun kardeşi ile oynaması ve vakit geçirmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuğun eline oyuncak verin. Böylece oyuncak ile meşgul olduğundan ısırma davranışı da yavaş yavaş azalır.
  • Çocuğunuza ısırmanın doğru bir şey olmadığını kesin ve kararlı bir şekilde anlatın.
  • 1–2 yaş çocukları söylediklerinizi pek anlayamaz. Bu nedenle çocuk ısırma davranışı gösterdiğinde hayır gibi kısa komutlar söyleyin.
  • Çocuk öfkelendiğinde ısırma davranışı gösteriyorsa, çocuğun neden öfkelendiğini anlamaya çalışın ve bu durumu ortadan kaldırın.
  • Çocuklar her zaman çok enerjiktir. Bu nedenle can sıkıntısından ya da enerjisi yükseldiğinden dolayı ısırma davranışı gösterebilir. Bu durumda çocuğunuza değişik alternatifler sunun. Örneğin; dans etmek, koşmak, oyun oynamak vb.
  • Çocuğunuzun neden ısırdığını anlamaya çalışın.
  • Çocuk ile iletişim çok önemlidir. Bu yaptığı davranış hakkında konuşun. Ancak bu konuşmayı çocuğunuz sakinleştiği zaman soru cevap şeklinde oyun oynarmış gibi yapmanız daha faydalı olacaktır.

EVDE OYUN HAMURU NASIL YAPILIR?

EVDE OYUN HAMURU NASIL YAPILIR?

Oyun hamuru çocukların en çok sevdiği şeylerden birisidir. Çocukların oyun hamuru ile oynamasının çocuğa birçok faydası da vardır. İlk olarak oyun hamuru çocuğun yaratıcılığını ve hayal gücünü artırır. Çocuğun hamuru yoğurması, şekil vermesi gibi faaliyetleri ise ince motor becerilerinin gelişimini destekler. 3 yaşından önce çocuklar oyun hamurunun farkında olmazlar ve hamuru sadece koparıp birleştirirler. 3 yaşından sonra ise çocuk hamurdan şekiller yapmaya başlar. Bu da çocuğun yaratıcılığını destekler. Bu yüzden oyun hamuru, çocuk gelişimi için oldukça önemli bir araçtır. Yalnız dikkat edilmesi gereken en önemli şey, küçük çocuklar hamur ile oynarken tek başına bırakılmamalı ve mutlaka yanında durulmalıdır.

Çocuğun hamurla oynaması kas gelişimi içinde faydalıdır. Oyun hamurları zararsız ve zekâ geliştirici araçlardır. Bu nedenle çocuğunuzu erken yaşta oyun hamur ile tanıştırmalısınız.

Bazı anneler çocuklarına dışarıdan oyun hamuru almak istemez ve çocuğunun sağlığına zarar vereceğini düşünür. Böyle durumlarda en basit çözüm kendi oyun hamurunuzu yapmak olacaktır. Üstelik evde oyun hamuru yapmak sanıldığı gibi zor bir şeyde değil!

Kendi yapacağınız oyun hamuru hem daha sağlıklı hem de yumuşak ve dayanıklı olacaktır.

Peki, oyun hamuru nasıl yapılır?

Malzemeler;

  • 1 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı sıvı yağ
  • 1/2 su bardağı su
  • 1/4 bardak tuz

Yapılışı;

  • Un, tuz ve sıvıyağ bir kabın içerisine konulur.
  • Üzerine yavaş yavaş su eklenir.
  • Hamur kıvamına gelene kadar yoğrulur. Eğer hamurunuz ele yapışıyorsa biraz daha un ekleyebilirsiniz.
  • Hamurunuzun tek renk olmasını istiyorsanız, seçtiğiniz bir renk gıda boyasını tüm hamura ekleyin ve yoğurun.
  • Hamurunuzun farklı renklerde olmasını istiyorsanız, hazırlanan hamur küçük parçalara ayrılır ve her bir parça farklı renk eklenerek yoğrulur.
  • Böylece oyun hamurunuz tamamlanmış oluyor. İyi eğlenceler

Bebeklere Kitap Okunmaya Ne Zaman Başlanmalı?

Bebeklere Kitap Okunmaya Ne Zaman Başlanmalı?

Bebeklere kitap okumak oldukça önemlidir. Bebeğin gelişimi açısından günün belli saatlerinde bebeğe kitap okumak gerekir. Yapılan araştırmalar bebeğe kitap okunmasının, bebeğin zihinsel gelişimini arttırdığını göstermiştir. Hem bebekler hem de çocuklar için kitap oldukça önemli bir gelişim aracıdır. Anne karnında bebek her şeyi duyabilir ve hatta cevap dahi verebilir. Anne adayları gebelik boyunca bebeklerine kitap okuyabilir. Bebek anne karnında dahi olsa okunan kitaplardan faydalanır. Bebek doğduktan sonra da bebeğe kitap okunabilir. İlk aylarda bebek anne karnında olduğu gibi sizi duyar. Bu nedenle ilk aylarda okunan kitaplar bebeğin sese olan duyarlılığını artırmış olur.

Bebeğinize günün belli saatlerinde kitap okuyabilirsiniz. Örneğin sabahları ya da gece uyumadan önce bebeğe kitap okunması tavsiye edilir. Anne adayları bazen kararsız kalmaktadır. Bebeğine ne okuyacağı konusunda kararsızlık yaşayabilir. Küçük bebeklere neyin okuduğu hiç önemli değildir. Önemli olan okuma eyleminin gerçekleşmiş olmasıdır. Bebekler dinlemeyi çok sever, bu nedenle bebeğinize devamlı bir şeyler okuyun. İster gazete olsun ya da bir hikâyeyi sizin sesinizden müzikal kıvamda dinlenmeyi bebekler çok sever. Bu yüzden bazı tekerlemeleri coşkuyla dinler. Özellikle rutine bağlı olan ‘fış fış kayıkçı’ gibi melodisel tekerlemelere bedensel olarak eşlik etmeye çalışırlar.

Anneler bebeklerine kitap okumaya başladığında hemen aklına şu soru gelir “bebeğim bu kitaptan gerçekten anlıyor mu” bebekler iyi bir dinleyicidir ve özellikle annelerini dinlemeyi çok sever. Kitap okumak bebek için çok faydalıdır. Ancak bazı noktalara dikkat etmek gerekir. İlk olarak 18 aydan küçük bebekler karmaşık desenleri sevmezler onlara tek sayfada figür resimleri idealdir. İlk aylardan itibaren bebeğe kitap okunması, çocuğun konuşma çağında daha düzgün cümleler kurmasını sağlar. Bebeğin ailesi ile iletişimini kuvvetlendir. Anne adayları özellikle kitap okurken masalı yumuşak bir ses tonuyla okumaya ve kelimelerin daha net söylenmesine dikkat etmelidir.

Bebekler yürüme çağına geldiğinde bir masalı defalarca dinlemek isterler. Çünkü yürüme çağında olan çocuklar bir masalı anlayabilmeleri için defalarca okumak gerekir. Masal okurken çocuğunuzu da dâhil etmeyi unutmayın. Özellikle hikâye seçimini çocuğunuza bırakın. Karakterlere göre ses tonunuzu değiştirin ve ifadelerinize jest ve mimik katın.

Bebeklere kitap okumaya ilk aylardan itibaren başlanabilir. Bebek sizi anlamasa da dinler. Anne babalar çocuk ileri yaşa geldiği zaman kitap okumayı bırakırlar. Çocuk okuma yazma öğrendikten sonra kitap okumayı kesmeleri oldukça yanlıştır. Çocuğunuzla iletişimi kuvvetlendirmek için kitap okumaya devam edin.