OKULA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALI?

OKULA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALI?

Her sene okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerde ve velilerde bir telaş başlar. Özellikle bu sene okula yeni başlayacak öğrencilerde hem sevinç hem de endişe vardır. Okula başlama yaşının değişmesiyle birlikte, velilerin en çok merak ettiği soru çocuğum okula alışabilecek mi? Bazı çocuklar okulun ilk günü ebeveynlerine hiç sorun çıkarmaz ve okula çok çabuk uyum sağlar. Ancak bazı çocuklar anne ve babadan ayrılmak istemediği için okulu kabullenmez. Bu gibi durumlarda veliler okulun ilk günleri sıkıntı yaşamaktadır. Pekâlâ, böyle bir durumla karşılaşmamak için neler yapılmalıdır? Okula yeni başlayan çocuğa nasıl davranılmalıdır?okul korkusu

Çocuklar devamlı sosyalleşme süreci içindedir. Sosyalleşme ve eğitim ilk olarak ailede başlar ve okulda devam eder. Okula yeni başlayacak çocukların kimisi heyecanlı, kimisi ise endişeli bir durum içindedir. Sonuçta çocuklar yeni bir ortama içine girmekte ve yaşamlarında da yeni bir aşamaya geçme sürecindedir. Bu nedenle anne ve babanın desteği çok önemlidir. Okul ortamına alışmak çocuk için biraz zaman alabilir. Ev ortamında bütün ilgi çocuk üzerindeyken, okula gittiğinde kendisi gibi birçok çocuğun bulunduğu bir ortam olacağından çocuğun o ortama alışması biraz zaman alır. Çocuk duygusal olarak gel-git yaşar. Okulun ilk günlerinde velilerin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır.

  • Veliler öncelikle çocuğa karşı kararlı bir tutum takınmalıdır. Çocuk ile anlaşılır şekilde konuşmalı ve çocuk cesaretlendirilmelidir.
  • Çocuk okula gitmek istemiyorsa bunun nedenleri sorulmalı ve korkusunun nedenleri ortaya çıkarılmalıdır.
  • Çocuğun endişelendiği noktalar ortaya çıkarılmalı ancak bunu yaparken çocuk küçük düşürülmemeli ve asla aşağılayıcı konuşulmamalıdır.
  • Velilerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, çocuk asla başka çocuklarla karşılaştırılmamalı ve başka çocuklar iyi örnek olarak gösterilmemelidir.
  • Okula başlamanın kötü bir şey olmadığı anlatılmalı ve sadece onun değil bütün çocukların bunu yaşayacağı söylenmelidir.
  • Çocuğun okula gitmek istememesinin nedeni aileden ayrılma korkusudur. Bu nedenle çocuğa güven duygusu verilmelidir. Çocuğa ben buralardayım ya da çıkışta beni göreceksin, kapıda olacağım gibi cümleler kurarak sakinleşmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuklar için en önemli şey güven duygusudur. İlk günlerde anne-babalar çocuklarını yalnız bırakmamalıdır. Böylece çocuğun güvenini kazanarak okula alışması sağlanabilir.
  • Çocuğa karşı her zaman sakin davranılmalıdır. Anne ya da babanın sergileyeceği kırıcı davranışlar çocuğun okula uyum sürecini uzatır. Bu nedenle her zaman olumlu davranmak gerekir.

ÇOCUKLARDA DİŞ FIRÇALAMA EĞİTİMİ

ÇOCUKLARDA DİŞ FIRÇALAMA EĞİTİMİ

Çocuklara bazı alışkanlıklar küçük yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır. Bu alışkanlıklardan birisi de diş fırçalamadır. Ağız ve diş sağlığının ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliriz ve kendi diş sağlığımıza nasıl özen gösteriyorsak çocuğumuzun da ağız sağlığına önem göstermeliyiz. Çocuklarda diş çürümesine neden olan faktörleri en aza indirmeliyiz. Örneğin küçük yaşlarda çocuklara fazla miktarda verilen şeker ya da çikolata dişlerin çürümesine neden olur. Ayrıca küçük yaşlarda antibiyotik gibi ilaçları kullanan çocuklarda da diş çürümeleri gözlenmektedir. Bu nedenle ilk olarak çikolata, şeker gibi gıdaların tüketimini azaltmalıyız ve antibiyotik kullanımını en aza indirmeliyiz. Bunun yanında en önemlisi de çocuklara diş fırçalamasını öğreterek diş fırçalama alışkanlığını kazandırmalıyız. Fakat bazı çocuklar diş fırçalamayı hiç sevmez ve dişlerini fırçalamak istemez. Annelerin çok ısrar etmesi ile mecburen sevmeyerek dişlerini fırçalarlar. Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılır? Çocuklara diş fırçalama nasıl sevdirilir?

Çocuklar diş gelişimini tamamladıktan sonra mutlaka dişlerini düzenli olarak fırçalamalıdır. (bkz; çocuklarda diş çıkarma dönemi) diş temizliği bebekler katı gıdalara geçtiği zaman 6–8 aylıkken başlanmalıdır. Bebekler bu aylarda kendileri dişlerini fırçalayamaz. Bu nedenle anneler bebeklerine öğün aralarında ve gece yatarken temiz bir pamuğu hafif nemlendirerek dişlerinin görülen kısımlarını temizlemesi gerekir. Böylece diş temizliğine bebekler çok küçük yaşlarda başlarlar. Bebeğinizin süt dişlerinin çıkmaya başladığı zamanlarda ona diş temizliği yapmanız bebeğinize masaj etkisi yaratır ve böylece dişler çıkarken hissettiği ağrıyı azaltır. Bebekken diş temizliğine başlanması çocukluk döneminde çocuğun diş eğitimi için çok faydalı olacaktır. Çocuk kendi isteği ile severek işlerini fırçalayacaktır. Ancak bebeklik döneminde diş temizliği başlamamışsa diş fırçalama alışkanlığını kazandırmak ilk zamanlarda zor olabilir. Genellikle çocuklar okul çağına gelene kadar diş fırçalama alışkanlığını kazanamaz. Anne ve babalar çocukları diş fırçalarken mutlaka yanında olmalı ve ağız içinde asıl temizlenmesi gereken çiğneme dişlerinin yüzeylerini temizleyip temizlemediğini kontrol etmelidir. Çocuklar genellikle dişlerini fırçalarken dişlerin ön yüzeylerini ve görebildikleri alanları temizlerler. Bu nedenle anne ve babalar çocukları diş fırçalarken yanında olmalı ve doğru diş eğitimini vermelidirler. Bazı çocuklar küçük yaşlarda ilaç kullanımı ya da şekerli gıdaları fazla tüketmesinden dolayı diş çürümeleri görülebilir. Bunu engellemek için bebeklikten itibaren çocuklar ağız ve diş sağlığı için düzenli olarak diş hekimine götürülmelidir. Böylece ileride yaşanacak olan diş sorunlarını da engellenmiş olur.

Çocuklara diş fırçalama nasıl sevdirilebilir?

  • Sadece çocuğunuzun diş fırçalamasını beklemeyin. Çocuğunuzla aynı anda dişlerinizi fırçalayın.
  • Çocuklara sevdiği çizgi film kahramanları şeklinde ve sevdiği çeşitli renklerde diş fırçaları alın.
  • Diş macunlarını da aynı şekilde üzerinde sevdiği çizgi film kahramanlarının resmi olan diş macunu ve diş fırçası alarak diş fırçalama işlemini daha sevimli bir hale getirin.
  • Çocuğunuzun diş fırçalarken boyunun yetişebileceği bir diş fırçalama panosu oluşturun.
  • Çocuğunuz dişerini kendi fırçalamak isteyebilir. Önce kendisinin fırçalamasına izin verin ve daha sonra örneklerle ona doğru diş fırçalama şeklini gösterin.
  • Mutlaka çocuğunuz dişlerini fırçaladıktan sonra ödüllendirip onu takdir edin.

ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA

ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA

Çocuklar her geçen gün değişim ve gelişim gösterirler. Bu gelişim döneminde çocuklarda bazı problemler görülebilir. Bu nedenle anne babalar ilk olarak çocuklarının gelişim özelliklerini çok iyi bilmelidir. Çocuklar her gelişim döneminde farklı davranışlar sergiler. Daha önce hiç yapmadığı davranışları yapabilir. Çocuklar normal davranışlarının aksine davranışlar gösterdiği zaman anne babalar bu dönemin geçici olduğu unutmamalı ve çocuğa karşı olumlu davranmalıdır. Çocuklarda görülen sorunlardan biriside inatlaşmadır. Çoğu anne baba bu durumla karşılaşmıştır, çocuğuna karşı nasıl davranacağı konusunda da kararsızlık yaşamıştır. Bu yazımızda çocuklarda inatlaşma nedir? İnatlaşan çocuğa nasıl davranmalıyız? Gibi soruları yanıtlamaya çalışacağız;

İnatlaşma anne babalar tarafından olumsuz bir davranış olarak görülür. Sizin söylediğiniz ya da çocuğunuzdan yapmasını istediğiniz davranışın aksini çocuğunuz yapabilir. Çünkü çocuklar 2 yaşından sonra birey olma çabasına girer. Çocuk dünyayı keşfetmeye başlar, merak ettiği sorulara cevap arar ve bağımsız bir birey olmak ister. Aslında çocuklarda inatlaşmanın nedeni de budur, bağımsız bir birey olma çabası. Özellikle 3–6 yaş döneminde çocuklarda inatlaşma en üst seviyededir. Çocuk söylenenin aksini yapar. Bu dünyada kendisinin de var olduğunu, bağımsız bir birey olduğunu ispatlamaya çalışır. Bu dönemde çocuğun çevredeki eşyaları sahiplenmesi, tutarsız davranışlar göstermesi, devamlı bir şeyler istemesi ya da size karşı gelmesi gibi davranışlar bu dönemde normaldir. Çünkü çocuk fiziksel gelişiminin yanı sıra duygusal gelişimini de tamamlamaktadır. Çocuğun inatlaşmasının bir nedeni de duygusal gelişimidir. Çocuklar bu dönemlerde her şeyi kendisi yapmak ister. Anneler çocuklarına sürekli ilgi gösterirler ancak çocuk kendi yapabildiği işlerde çok daha mutlu olur.

Anne babalar için bu dönem oldukça zordur. Çünkü çocuk bu dönemde her zaman bir şeyler ister, her şeyin onun olmasını ve her zaman onun istediğinin olmasını bekler. Bazense yemek yemek isterken sonra vazgeçebilir ya da çok beğendiği bir oyuncağı almak isterken sonra ondan vazgeçip başka bir oyuncak alabilir. Anne babalar ise bu tutarsız davranışlara sabretmelidir. Çocuklar bu dönemde her zaman benmerkezcidir. Her şeyi o bilir, her şeyi o yapar. Eğer çocuk bir konuda inatlaşmış ve istediği yapılmamışsa tepkisini yerlere yatarak, tepinerek, bağırarak, ağlayarak ya da nefesini tutarak gösterir. Bazı çocuklar ise bu yüzden arkadaş ilişkisini fazla geliştiremez ve uyumsuz davranarak arkadaşlarıyla geçinemez. Bu durum çocuğu mutsuz ve sinirli yapar. Suratını asıp kaşlarını çatar ve bakışları değişir. Bu yaşlarda normal karşılanan inatçılık, ileri yaşlarda devam ederse bir sorun var demektir.

Çocuklar neden inatlaşır?

  • Çocuğa şiddetli cezalar verilmesi ve bunun yanı sıra şiddet ve zor kullanarak anne- babanın istediğini yaptırması,
  • Çocuğa ilgi gösterilmemesi ve çocuğun tüm isteklerinin önüne geçilip yapılmaması,
  • Yeni bir kardeşin olması ve sevginin bu kardeş üzerinde daha fazla gösterilmesi,
  • Anne- babanın çocukları arasındaki tutumu,
  • Bağımsızlık duygusunun çocuğa verilmemesi,
  • Çocuğun davranışlarına şiddet ile karşılık verilmesi gibi nedenlerle çocuk inatlaşabilir.

Neler yapılabilir?

  • İlk olarak çocuk ne yaparsa yapsın şiddet ile karşılık verilmemelidir. Bu durum çocuğu daha da inatçı yapar.
  • Çocuğun inatçı davranışlarına karşı anne ve babanın da inatçı bir takım hareketler göstermemesi gerekir.
  • Çocuğunuzun davranışlarına karşı soğukkanlı olup, çocuğunuza yumuşak ve daha uzlaşmacı bir tavırla yaklaşın.
  • Çocuğa inadı yüzünden baskı yapılmamalı ve ceza verilmemelidir.
  • Her zaman çocuğa güven duygusu vermek birçok sorunu ortadan kaldırır.
  • Çocuk bir konuda inatlaşmaya başladığı anda çocuğun ilgisini başka yöne çekmeye çalışın.
  • Çocuk kendisine ait olmayan bir eşyayı sahiplendiği zaman o eşyayı elinden sakince almak ve bunun için çocuğunuza teşekkür etmek çocuğa güven duygusu verir.
  • Çocuktan bir yetişkin gibi davranması beklenemez. Bu nedenle çocuktan olabildiğinden fazla olgunluk beklemek yanlıştır.
  • Çocuklarınızla bu dönemde emir verir gibi konuşmak yanlıştır. Örneğin çocuğunuza dişlerini fırçala demek yerine haydi beraber dişlerimizi fırçalayalım demek çocuğu çok mutlu eder.

BEBEĞİM ZEKİ Mİ?

BEBEĞİM ZEKİ Mİ?

Anne babalar bebekleri hakkındaki her şeyi merak eder. Özellikle anneler hamilelikten itibaren bebeğinin hayatı hakkında planlar yapar. Bebeklerinin zeki olup olmadığı ise anne babaların en merak ettiği sorulardan birisidir. Anne ve babalar bebeklerin doğumundan itibaren sağlıklı bir şekilde zekâ gelişimini tamamlaması için ellerinden geleni yapar. Bebeklerinin gelişimini merak içinde izlerler. İlk adımı ya da ilk konuşmasını sevinçle izler ancak acaba bebeğim diğer bebeklerden öncemi konuştu diye de merak etmeden duramazlar. Bebeğinizin gelişimini dikkatli şekilde takip ederseniz bebeğinizin zeki olup olmadığını da anlayabilirsiniz. Zekâ ile zekilik arasında farkı anne babalar iyi kavramalıdır. Zekâ; alışılmışın dışında karşılaşılan sorunları çözme yeteneğidir. Ancak zekilik farklıdır. Çocuğun doğuştan zekâlı olması beklenebilir ama zeki olmasını anne babalar beklememelidir. Çünkü bebeğin zekâsını değiştirmek ve geliştirmek ebeveynlerin elinde olan bir şeydir. Anne babalar bebeğin zekâ gelişimine olumlu yönde katkıda bulunabilir. Çocuğun zekâsını etkileyen en önemli unsur genlerdir.

Bebeğimin zekâsına nasıl katkıda bulunurum?

  • Bebeğin zekâsına katkıda bulunmak için bebek ile iletişim kurmak çok önemlidir. Bebeğinizle ilk aylardan itibaren konuşmak bebeğin zekâ gelişimini olumlu yönde etkiler.
  • 6. aydan itibaren bebeğinizle karşılıklı oyunlar oynayarak çevredeki nesnelerin adlarını söylemek zekâ gelişimini arttırır.
  • Beraber kitap okuyun ve çocuğunuzdan resimlere yorum yapmasını isteyin.
  • Bebeğinizin zekâ gelişimine katkıda bulunmak için, yaş grubuna uygun oyun ve oyuncaklarla yardımcı olabilirsiniz.
  • Düzenli uyku ve beslenme
  • Bebeğinizi öpmek, ilgi göstermek ya da sevmek aranızdaki iletişimi kuvvetlendirir.

Bu basit uygulamalarla bebeğinizin zekâ gelişimi artar ve böylece zeki bir çocuk olur. Hamilelik sürecide bebeğinizin zekâ gelişimini etkiler. Annenin sağlıklı olması, sigara ve alkol kullanmaması, spor yapması, dengeli beslenmesi, düzenli uyku kısaca sağlıklı bir hamilelik bebeğin zekâsını doğrudan etkiler.

Bebeğimin zeki olduğunu nasıl anlarım?

Bebeğiniz birçok konuda yetenekli olabilir. Ebeveynler kendi bebeklerinin daha zeki olduğunu düşünür. Bunun nedeni ebeveynlerin bebeklerini izlemesi ve güçlü olan yönlerini görmesidir. Zekâ gelişiminin en önemli göstergesi bebeğin erken konuşmasıdır. Çünkü konuşma ile zekâ gelişiminin arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Bu nedenle erken konuşmak çok önemlidir. Ayrıca Bebeğinizin zeki olduğunu anlamanın bir diğer yolu da algısal yeteneklerine bakmaktır. Bebeğiniz nasıl ilişki kuruyor, nasıl algılıyor ya da diğer insanlarla nasıl iletişim kuruyor? Her şeyden önce önemli olan bebeğinizin gelişiminin tam ve düzgün olmasıdır.

Çocuklarda Hayvan Sevgisi: Çocuk ve Evcil Hayvanlar

Bu yazımızda çocuklarda hayvan sevgisinden bahsedeceğiz. Öncelikle hayvan sevgisinin önemine değinelim. Yeryüzünde insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey “sevgi”dir. Bu hem insanlar için hem de hayvanlar için geçerli bir olaydır. Çünkü yeryüzünde sadece insanlar değil, hayvanlarda yaşamaktadır. Yeni doğan bir çocuğun en temel ihtiyacı sevgidir. Bu doğumdan ölüme kadar böyle devam eder. Çocuk büyüdükçe ihtiyaçları dışarı doğru yönelir ancak sevme ve sevilme ihtiyacı hep devam eder. Bu yeryüzünde değişmez bir kuraldır. Okumaya devam et “Çocuklarda Hayvan Sevgisi: Çocuk ve Evcil Hayvanlar”

Çocuklarda Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Ne Yapmalı?

Sonbaharın gelmesi ve kış aylarına geçişin yaklaştığı şu günlerde, kış ayında hasta olmamak ve bağışıklık sisteminizin güçlenmesini istiyorsanız yapmanız gereken basit şeyler vardır. Özellikle çocuklar kış aylarında çok sık hastalanırlar. Bunu nedeni enfeksiyonlara karşı çocuğun bağışıklığının zayıf olmasıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklardan kurtulabilirsiniz. Mevsim geçişlerinde insanlarda ki vücut direnci düşer ve hastalılara karşı korunmasız kalınır. Okumaya devam et “Çocuklarda Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Ne Yapmalı?”

Çocuklarda Bilgisayar Bağımlılığı ve Tedavisi

Günlük hayatı kolaylaştırmada teknoloji birçok olanak sağlar. İnternet, cep telefonu, televizyon, bilgisayar vb. araçlar hayatı kolaylaştırmanın yanında kendine bağımlı yapan araçlardır. Bu yetişkinler kadar çocuklarda da sık görülen bir durumdur. Televizyon ya da bilgisayar bağımlılığı ilk sırada yer alır. Özellikle bilgisayar okul çağı döneminde daha sık kullanılmaya başlar ve gerekli önlemler alınmazsa bilgisayar bağımlılığı kaçınılmazdır. Çocukların gelişimi açısından bilgisayarın birçok faydası vardır. Ancak faydası ile beraber zararları da vardır. Okumaya devam et “Çocuklarda Bilgisayar Bağımlılığı ve Tedavisi”

Çocuğun Anneden Ayrılma Korkusu: Çocuğum Benden Ayrılmak İstemiyor

Anneden ayrılma korkusu bebeklikten itibaren başlar. Bu her çocukta farklı derecededir. Bazı çocuklar bebeklikten itibaren bunu daha çok hisseder. Bazı çocuklarda ise bu duygu o kadar yoğun yaşanmaz ve hafif atlatırlar. Ayrılık korkusu okul çağında ya da çalışan annelerin çocukların da görülebilir. Fakat bazı çocuklar annesinin işe gitmesini sakin biçimde karşılar. Çocuğa bunu uygun bir dille anlattığınızda çocuk anlar ve durumu kabullenir. Okumaya devam et “Çocuğun Anneden Ayrılma Korkusu: Çocuğum Benden Ayrılmak İstemiyor”

Çocuk ve Televizyon: Çocuğun Gelişiminde Televizyonun Etkileri

Artık vazgeçilmez ve hayatın bir parçası olan televizyon, yetişkinler kadar çocuklarında vazgeçilmezidir. Yaşamda önemli bir yere sahip olan televizyon bazı anne ve babalar için çocuklarının susturucusudur. Televizyonu çoğu ebeveyn çocuğu pasifize etmek amacıyla kullanır. Çocuk ağladığında ya da şımardığında, sürekli bir şeyler istemeye başladığında, dışarıya çıkmak istediğinde hemen televizyon devreye girer. Çocuk hareket etmesin, etrafta dolaşmasın, evi dağıtmasın diye televizyon karşısına oturtulur ve saatlerce çocuk orada kalır. Kısaca “şunu yaparsan sana televizyon açarım, bak şunu yapmazsan sana istediğin filmi izletirim” denilerek bir tehdit aracı olmuştur. Özellikle istediğini yaptıramayan annelerin kullandığı bir yöntemdir.

Çocuk ve Televizyon

Anne ve babasıyla az zaman geçiren ya da ailesiyle iletişim kuramayan çocuklar televizyona daha ağırlık verirler. Çalışan anneler ya da babanın ek işlerde çalışması çocuğun televizyon izlemesi için ayrı bir nedendir. Çocuğun televizyon izlemesinin diğer nedeni de; aile içi problemlerdir. Anne ve babanın sürekli kavga etmesi halinde televizyon çocuk için bir kaçıştır. Çocuk televizyon aracılığıyla başka şeyler düşünmek ister. Ancak çocuğun sürekli olarak televizyon izlemesi oldukça zararlıdır. Çünkü çocuk dış dünyadan koparak televizyonda gördüğü kişi ve nesnelerle iletişim kurmaya çalışır. Bu karşılıksız iletişim çocuğun psikolojisinin bozulmasına yol açar. Kısaca çocuğun televizyon izlemeye düşkün olması anne ve babanın ilgisizliğinden kaynaklanır. Ebeveynler çocukla gerekli iletişimi kuramadığı taktirde çocuk yavaş yavaş kendi dünyasına çekilmeye ve çevreyle iletişimini koparmaya başlayacaktır. Artık sadece kendi dünyasında olacaktır.

Her şeyin temelinde sevgi vardır. Çocuğun doğumundan itibaren ona verilen sevgi çocuğun kişiliğinin temelini oluşturur. Çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve ruhsal yönden de sağlıklı olması için bazı temel gereksinimlere ihtiyacı vardır. Özellikle 0–3 yaş arası çocukların sevilmesi, okşanması, kucaklanması ve gezdirilmesi gerekir. Çocukla karşılıklı konuşmak, onunla oyun oynamak, onu anlamak ve iç dünyasına inmek gerekir. Ebeveynlerin çocuklarına karşı yeteri kadar sevgi göstermemesi durumunda çocukta birçok psikolojik problemler oluşur. Çocuk etrafına karşı(özellikle yaşıtlarına) her zaman ilgisiz kalır. Hep kendi dünyasındadır. Cümle kurmakta zorluk çeker. Bazense hiç konuşmaz. Dış dünyayla ilişkileri zorlanır, insanlarla göz teması kuramaz. Bütün bu sorunların aslında nedeni anne ve babanın çocuğuna yeteri kadar vakit ayıramamasıdır. Çocuk televizyon izlemeyi her insan gibi elbet isteyecektir. Bu nedenle aile çocuğa uygun şekilde belirli saatte ve sürede televizyon izlemesine izin vermelidir. Çocuk belirli bir saatte uyumalı ve uyanmalı, belirli bir süre oyun oynamalı, ders çalışmalı ve diğer aktivitelerini yapmalıdır. Geç saate kadar oturan çocuklarda uyku düzeni bozulur. Daha da önemlisi geç saate kadar televizyon izleyen çocuk izlediklerinden etkilendiği için gece korkuları başlayacaktır.

Çocuğun Gelişiminde Televizyonun Etkisi

Çocuklarda büyüme ve gelişme oldukça hızlıdır. 0–3 yaş arası ve okul çağı çocukları hızla büyüme ve gelişme gösterir. Artık çocuk sosyalleşmeye başlar. İlişkiler oldukça geniştir. Arkadaş edinme, arkadaş çevresi, ailesi ve çevresi ile etkileşimlerde bulunur. Ancak çocuk televizyon bağımlısı olursa sosyalleşmesi biter. Bir diğer önemli konuda çocuğun izlediği programlardır. Çocuk şiddete yönelik programlar izlediğinde, zamanla çocukta şiddete eğilim gözlenir. İzlenilen şeyler onun için örnek model teşvik eder. Onlardan etkilendiği için onlar gibi olmak, onlara benzemek ister. Bunlar televizyonun zararlı yönleri iken, faydalı yönleri de vardır. Örneğin televizyonda gösterilen eğitici çocuk programları çocuk için oldukça faydalıdır. Çocuk hem dış dünyadan kopmamış, hem de yeni bilgiler öğrenmiş olur. Bilmediklerini öğrenir, merak ettiği şeyleri anlar.

Okul Çağında Televizyonun Etkileri

Okul çağında ise durum biraz farklıdır. Televizyon bağımlılığı çocuğun ders yapmasını engeller. Çocuk ödev zamanını televizyon izleyerek geçirmek ister. Bu durum çocukta okul başarısızlığına neden olur. Bu yüzden anne ve babanın bir ders çalışma planı yapması gerekir. Televizyon, oyun ve derse belirli bir zaman verip durumu kontrol altına almalıdır. Çocuk aşırı derecede televizyon bağımlısı ise, bu alışkanlıktan vazgeçirmek için ebeveynlerin çocuk ile beraber ortak bir şeyler yapması gerekir. Çocukla beraber gezmek, okul öncesi dönemde ise onunla oyun oynamak, konuşmak, okul döneminde ise onu derslere motive etmek amacıyla konuşmakta yarar vardır. Belirli günlerde kitap okumakta çocuğu televizyon alışkanlığından uzaklaştırır. Her zaman çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi her şeyin üstesinden gelir.

Çocuğum Ders Çalışmıyor, Çocuğum Ders Çalışmayı Sevmiyor

Çocuk okula başlayana kadar, anne ve babalar birçok sorunla karşılaşmışlardır. Sonra çocuk okula başlamıştır ama sorunlar bitmemiş aksine tekrar başlamıştır. En büyük sorunlardan biride çocuğun ödevlerini yaparken sıkılması ve ders çalışmamasıdır. Bu çocuklar için normal karşılansa da, anne ve babalar için büyük bir sorundur. Çünkü çocuğun başarısız olması anne ve babalar için çocuğun istenilen yere gelememesi korkunç bir durumdur. Bu durum birçok ailenin yaşadığı bir sorundur. Çocuğun derslerine olan ilgisizliği, çocuğun motive olamaması önemli bir problemdir, anne ve baba içinde endişe verici bir durumdur. Ama bunun sebebini anne ve baba çocukta değil, kendinde aramalıdır.

Çocuğum Ders Çalışmıyor

Anne çocuğun hep ders çalışmasını ister. Sonra baba gelir aynı şekilde çocuğun ders çalışması için onu uyarır. Daha sonra çocuk onlara birçok neden sayar ve bu böyle devam eder. Karne günü ise eğer dersleri zayıfsa tam bir çatışma anı diyebiliriz. Çünkü iyi notlar beklerken zayıf olan notları görmek anne ve babalar için hayal kırıklığıdır. Mutlaka her anne ve baba çocuğunun iyi olmasını ister. Pekâlâ, çocuğunun iyi yerlerde olması için bu kadar çaba harcanırken çocuğunda ödev yapmaması ve hiçbir çaba harcamaması karşısında ne yapılmalı. Ne kadar sinir bozucu bir durum olsa da önce sakin olmak ve sinirlenmemek gerek.

Çocuğumun ders çalışması için ne yapmalıyım?

Öncelikle bir ders çalışma planı yapılmalıdır. Bunun içinde yemek, dinlenme, televizyon ve oyuna belirli bir süre verilmelidir. Böylece her şey zamanlı olduğu için çocuk ona göre bir plan yapar.

Çocuğa zorla ders çalıştırmak, bağırmak, ceza vermek, şiddet uygulamak ve başkalarıyla kıyaslamak en yanlış davranıştır. Böyle davranışlar çocuğa fayda değil aksine zarar verir. Çünkü çocuğun hevesi kırıldığı an, inatlaşıp söylenenlerin aksini yapmaya başlar.

Çocuğa sürekli komut vererek “öyle ders çalışma anlamazsın, böyle ders çalış” gibi cümleler çocuk için geçici ders çalışmadır. Önemli olan çocuğun isteyerek ve anlayarak ders çalışmasıdır.

Çocuğun ders çalışmamasında bir diğer önemli etkende, çocuğun kendine olan özgüvensizliğidir. Başarısızlık korkusu, kendini ispatlayamama, verilen görevi yapamama ve en önemlisi karamsarlık duygusudur. Çocuk “ben bunu anlamıyorum, zaten yapamayacaktım, ben başarısızım” gibi karamsarlık cümleleri kurduğu an ders çalışma isteği azalır. İlk olarak çocuk kafasında ki olumsuz düşünceleri silmelidir. Yoksa asla derse odaklanamaz.

Çocuğun ders çalışmamasında ailenin tutumu ve davranışları da çok önemlidir. Ebeveynlerin ilgisizliği, çocuğu kendi haline bırakmaları çocuğu dersten soğutur ve sorumsuz bir kişi haline getirir.

Anne ve baba her zaman çocukla ilgilenip ona her konuda destek olmalıdır. Ona olumsuz cümleler söylememeli ve onurunu kırmamalıdır.

Çocuğa ders çalışması için gerekli ortam ve imkân sağlanmalıdır. Çalışma masası, ayrı bir oda ve sessiz bir ortam yani çocuğun dikkatini dağıtacak hiçbir şey olmamalıdır.

Çoğu öğrenci ders çalışmayı sevmez ve bunu yapılması zorunlu bir şeymiş gibi algılarlar. Her zaman ders çalışmayı kendileri için değil de başkaları için yapıyorlarmış gibi davranırlar. O yüzden de ders çalışmayı pek sevmezler. Onlar için oyun, televizyon, gezmek ve arkadaşlar hep ön plandadır. Çocuğun öncelikle dersi ve ders çalışmayı sevmesi gerekir. Çünkü her çocuk için sevdiği bir şeyi yapmak mutluluk verir. Daha sonra ders çalışmayı sürdürmesi gerekir ve sonunda da başarıya ulaşır.

Çocuğunuzun başarısını hep takdir edin ve onu onurlandırın. Böylece iyi bir şeyler yapabilmek için uğraşıp derslerine daha çok ilgi gösterecektir.