Çocuğum kahvaltı yapmak istemiyor

Çocuğunun kahvaltı yapmak istememesi bir çok annenin ortak sorunudur. Annenin ısrar etmesi sonucunda da ağlama krizleri kaçınılmaz sondur.cocugunuza-sebze-yedirmenin-yeni-yollari--1321541

Peki çocuklar neden kahvaltı yapmak istemez?

Çocuklarda iştahsızlık ve yemek yememe sıklıkla görülen bir durumdur. Çocuklar sabah uyandıklarında aç oldukları halde kahvaltı yapmak istemezler. Annelerin ısrar etmesi sonucunda çocuk daha fazla hırçınlaşacaktır. Genellikle yemek problemi çocuklarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biridir. Eğer benimde çocuğum kahvaltı yapmak istemiyor diyorsanız, bazı püf noktaları ile çocuğunuza yemek yeme alışkanlığı kazandırabilirsiniz.

Çocuklara kahvaltıyı sevdirmenin yolları;

İlk olarak çocuklarında bir birey olduğunu unutmayalım. Çocuğunuzu bir yetişkin gibi düşünerek, ne yemek istediği ya da nelerden hoşlandığı sorulmalıdır. Özellikle çocuğunuza akşamdan “Yarın sabah kahvaltıda ne yemek istersin?” diye sorun.

Çocuklar için eğlenceli kahvaltı tabakları hazırlamak, onların ilgisini çekecektir. Yaratıcı hayal gücünüzü kullanarak çocuğunuza eğlenceli bir kahvaltı tabağı hazırlayabilirsiniz. Böylece çocuk dikkatini tamamen tabağa verecek ve yemek yemek için heveslenecektir.

Çocukların gelişimi için peynir, zeytin, yumurta gibi protein kaynaklı besinlerin önemli olduğunu biliyoruz. Ancak ara sıra alışılmış kahvaltı yerine onların dikkatini çekecek sandviçler, hamburgerler yada evde yapacağınız bir dilim pizza çocuğun iştahla kahvaltı yapmasını sağlayacaktır.

Çocuğa sürekli birşeyleri yemesi için baskı yapmak yanlıştır. Bu tamamen çocuğun daha fazla inatlaşarak yemek yememesine neden olacaktır. Neşeli kahvaltı tabakları hazırlayarak kahvaltıyı daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Hatta çevrenizde çocuğunuz ile yaşıt arkadaşları var ise anneleri ile anlaşarak haftanın bir kaç günü çocuğunuzun arkadaşları ile kahvaltı yapması sağlanabilir. Bu şekilde çocuk arkadaşları ile eğlenirken kahvaltısını da yapacaktır.

Sürekli aynı rutin kahvaltılar çocukların kahvaltı hevesini kaçırabilir. Çocuğunuz kahvaltı yapmak istemiyorsa, değişik bir alternatif olarak kahvaltıyı bahçeye hazırlayabilirsiniz. Ya da mümkünse bazı günler dışarıda kahvaltı yapmak da çocuk için değişiklik olacaktır.

Sabah çocuğunuz kahvaltı yapmak istemediğinde okul döneminde, kahvaltısını paketlerek çantasına koymalısınız. Çocuk acıktığı zaman kendiliğinden kahvaltısını yapacaktır.

Güler yüzlü bir kahvaltı tabağına hiçbir çocuk hayır demez. Neşeli tabaklar, şekilli domates, salatalık ya da haşlanmış yumurta çocuğun dikkatini çekecektir. Bu tamamen annelerin hayal gücüne kalmış…

Çocuğunuz kahvaltı yapmak istemiyorsa, kahvaltıyı çocuğunuzla beraber hazırlamalısınız. Çocuğunuza bugün kahvaltıyı beraber hazırlayalım dediğinizde mutfak işlerine hevesli olan çocuğunuz bu teklifi hemen kabul edecektir. Kendi hazırlamış olduğu kahvaltı sofrası dikkatini çekecek ve kahvaltıyı eğlenerek yapacaktır.

 

Mutlu bir çocuk yetiştirmenin yolları


anne-cocuk

İnsanlar gün içinde bir çok duygu yaşarlar. Bazen çok sinirli bazen ise çok mutlu. Önemli olan hayatın güzel yönlerini görmek ve kendimize gün içinde küçük mutluluklar yaratmaktır. Herkes mutlu olmak istiyor ama mutlu olmak için ne yapıyoruz? Özellikle çocuklarımızı nasıl daha mutlu bireyler olarak yetiştirebiliriz?

Mutlu çocuk nasıl yetiştirilir” sorusu çok önemlidir. Çünkü çocuğumuz mükemmel olsun diye uğraşırken mutlu yada mutsuz olduğunu fark edemiyoruz. Çocuğum iyi yetişsin, çocuğum mükemmel olsun diyerek ebeveynler maalesef fark etmeden mutsuz bir çocuk yetiştirebiliyor. Bu nedenle mutlu bir çocuk yetiştirmenin altın kurallarından bahsedeceğiz.

Çocuğunun mutlu olduğunu görmek tüm anne babalar için en değerli şeydir. Bir anne baba için en büyük zenginlik çocuğunun yüzündeki gülümsemedir. Anne babalar mükemmel çocuk yerine mutlu bir çocuk yetiştirmelidir. Çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere büyük görevler düşmektedir.

Peki çocuğumuzu nasıl daha mutlu yetiştirebiliriz?

  • Her çocuğun aynı başarıyı göstermesini beklemek yanlıştır. Her çocuk farklıdır ve özeldir. Bu nedenle kıyaslama yapmak çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Her çocuğun özel olduğunu unutmamalı ve çocuğunuzu asla başka çocuklarla kıyaslamayın. Özellikle çocuğun kardeşi ile kıyaslanması ya da başka çocuklar ile kıyaslanması çocuğun mutsuz olarak yetişmesine neden olur. Mutlu bir çocuk yetiştirmenin ilk kuralı kıyaslama yapmamaktır.
  • Çocukların öz güvenini arttırmak, mutlu olmasını sağlar. Başarı duygusu çocuğun mutlu bir birey olarak yetişmesine katkı sağlar. Anne babalar çocuğum yapamaz düşüncesi ile her şeyi kendileri yapmak ister. Ancak çocuğun yapabileceği işleri kendisinin yapmasına izin verin. Çocuk başarma duygusunu tatmalı ve işe yaradığını hissetmelidir. Çocuk yapabileceği işleri kendisi yaparak mutlu olacaktır.

  • Hiçbir çocuk mükemmel değildir ve çocuğun mükemmel olmasını istemek, çocuğu mutsuz edecektir. Çocuğun mükemmel olmasını istemek yerine ona destek olmak daha mutlu bir birey olarak yetişmesini sağlar.
  • Sevgi her insan için önemlidir ve çocuğunuza sevginizi doğru bir şekilde ifade edin. Elbette her anne baba çocuğunu sever. Ancak önemli olan bu sevgiyi çocuğa doğru bir şekilde göstermektir. Çocuğunuza sevginizi ifade edin. Sevildiğini hisseden çocuk mutlu olacaktır.
  • Sevgi ve saygı mutlu bir çocuk yetiştirmede oldukça önemlidir. Çocuğunuza kendisine ve başkalarına saygı duymayı öğretmelisiniz. Çocuğunuza saygıyı iyi bir rol model olarak siz öğreteceksiniz. Çünkü çocuk saygı duymayı sizi örnek alarak öğrenir. Kendisine ve çevresine saygılı bir çocuk mutlu bir şekilde yetişecektir.
  • Çocuğunuza sevildiğini ve ne kadar önemli olduğunu hissettirin. Sevildiğini ve önemsendiğini bilmek her insanı mutlu eder. Hele ki çocuklar daha da mutlu olur. Böylece daha mutlu bir çocuk yetiştirebilirsiniz.
  • Mutlu bir çocuk yetiştirmenin son kuralı da tutarlı olmaktır. Burada anne babalara büyük iş düşmektedir. Çünkü söyledikleriniz ile yaptıklarınız arasında tutarsızlık olması çocuğu olumsuz etkiler. Çocuğa doğru örnek olmak olabilmek için söyledikleriniz ile yaptıklarınızın birbirini tutması gerekir. Çocuklar kendilerine her zaman bir rol model seçer ve bu genellikle anne baba olur. Bu nedenle çocuğun daha mutlu yetişmesi için tutarlı olmak çok önemlidir. Doğru bir rol model olmak, tutarlı olmak, çocuğa sevildiğini hissettirmek, saygılı olmak çocuk için en büyük zenginliktir.

İnternetin Çocuğa Zararları Nelerdir?

 

Bilindiği gibi artık internet çağındayız ve teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Yeni doğan çocuklar da teknoloji adsızile büyümekte ve teknolojiye çok çabuk ayak uydurmaktadır. İnternet çağımızın en büyük kitle iletişim araçlarından birisidir. Bu nedenle çocuklar da internet ile küçük yaşlarda tanışmaktadır. İnternet hayatımızda çok büyük kolaylıklar sağlarken, verdiği zararlar da tartışılmaktadır. Peki internet çocuklarımızı nasıl etkilemektedir?

Maalesef son yıllarda çocuklar oyuncaklardan önce, teknolojik aletlerle tanışmaktadır. Artık her çocuğun tableti ya da küçük yaşta olmasına rağmen cep telefonu var. Evet, çocuklar bu teknolojik aletleri çok güzel kullanabilmektedir. Ancak bu çocuğun çok zeki olduğunun bir kanıtı değildir. Ne yazık ki teknolojik aletleri kullanan çocuk çok zeki olarak algılanmaktadır. Aileler interneti ciddiye almalı ve asla küçümsememelidir. Çünkü internet yanlış kullanıldığında gerek çocuk olsun gerekse yetişkin olsun insana ciddi zararlar verebilir.

İnsan oturduğu yerden tüm dünyada olup bitenleri öğrenebiliyor hatta çok uzak mesafedeki insanlar birbirlerini görerek sohbet edebiliyor. İnternet büyük bir güç ve bu güç karşısında insanlar dikkatli olmalıdır. Özellikle çocuklarımızı bu güç karşısında yalnız bırakmamalısınız. Yeni nesil çocuklar sürekli televizyon izlemekte, cep telefonu ile oynamakta ya da sosyal medyada gezmektedir. Bir süre sonra çocuklar bu durumdan da sıkılmakta ve giderek mutsuz bir nesil yetişmektedir. Çocuklar gerçek hayattan uzak, sanal bir dünyanın içinde yaşamaktadır.

İnternetin çocuk üzerinde bazı olumsuzlukları vardır. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar üzerinde internetin ciddi zararları vardır. Çocuklar internette bir çok bilgiye ulaşabilmesine rağmen bu bilgileri nasıl kullanacağını bilememekte, bu da gerçek hayatta sorunları çözememe ve sorunlar ile baş edememe gibi problemlere yol açmaktadır. Ayrıca internette fazla zaman harcayan çocuklarda ise insanlar ile ilişki kuramama, arkadaş olamama ya da sosyallikten uzak hareketler görülmektedir. Çocuk internette fazla zaman geçirdiğinde, sosyal hayatın içinde kendini daha rahat ve mutlu hissedeceğinden gerçek hayata döndüğünde bocalamaktadır. Sanal ortamda herkesle kolaylıkla arkadaş olduğu ve sohbet ettiği için, gerçek hayatta arkadaşlık ilişkisi kuramamaktadır.

Çocuk ve internet üzerine birçok bilimsel çalışma ve deney yapılmıştır. İnternetin çocuk üzerindeki etkileri incelenmiş ve çocuk için internetin zararlı olup olmadığı araştırılmıştır. İnternetin çocuk için faydası kadar zararının da olduğu gözlemlenmiştir. İnternet çocuğu hazırcılığa alıştırmakta ve çocuk emek harcamadan istediği bilgiye anında ulaşabilmektedir. Çocuğun sürekli internette yada televizyon başında vakit geçirmesi onu zeki yapmaz. Aksine gerçek ile hayal olanı ayırt edememesine neden olur. Sürekli internet oyunları oynayan çocuklarda şiddet duygusu normalleşmekte ve çocuğun içindeki şiddet duygusu körüklenmektedir. Zararlı siteler yüzünden çocuk kötü arkadaşlıklar yada kötü alışkanlıklar edinebilir. Mutlaka çocuğun internette gezindiği siteler takip edilmeli ve zararlı sitelere erişim engellenmelidir. Uygunsuz siteler çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açmaktadır.

Bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi aletler çocuklarda beyin gelişimine de zarar vermektedir. Sürekli çocukların bu manyetik aletlerle vakit geçirmesi sinir sistemi hastalıkları, hafıza zayıflığı, öğrenmede güçlük vb. Gibi bir çok hastalığa neden olmaktadır.

Çocuğun internette kimlerle sohbet ettiği, hangi sitelere girdiği ya da sosyal medyada kimlerle arkadaşlık ettiği mutlaka takip edilmelidir. Bilgisayarlara istenmeyen siteler için erişim engeli ve anti virüs yazılımlar konmalıdır. Güvenli internet çocuk için zararlı değil aksine faydalıdır. Ailelerin alacağı önlemler ile çocuk interneti sınırlı saatte olmak şartıyla kullanabilir. Bu şekilde olumsuz etkileri tam tersi olumlu şekle çevirebilirsiniz.

Aileler çocuklara yasak koyarak çocuğu güvende tutmak isterler ancak bu yanlıştır. Çünkü yasaklamak sorunu çözmez aksine çocuğu daha çok internete teşvik eder. Çocuk böyle durumlarda aileden habersiz interneti kullanmaya başlar. Bu da çocuğun yalan söylemesine neden olur. Çocuk ailesine yalan söyler, yaptığı işleri gizler, internete sizden habersiz gizli girmeye başlar. Çocuk bir şeylerin ters gittiğini ya da kötü arkadaşlıklar edindiğini fark etse dahi, sizden habersiz internete girdiği için size bu durumu anlatmayacaktır. Bu nedenle yasaklamak yanlıştır ve yasaklanan şeye mutlaka çocuğun ilgisi artar. Kural koymak, internetin yada televizyonun kullanım süresini belirlemek, çocuğa gerekli bilgileri uygun bir dille anlatmak en doğru olanıdır. Hatta çocuğun tek başına değilde anne yada babası ile birlikte internette vakit geçirmesi daha sağlıklıdır. Her şeyden önce çocuğa mutlaka internetin faydalı olduğu kadar zararlı olduğu da anlatılmalıdır. Özellikle sosyal medya konusunda çocuk uyarılmalı, yabancı kişilerle arkadaşlık etmemesi gerektiği anlatılmalıdır. Çocuğa kızarak güven duygusu yok edilmemelidir. Çocuk size güvenmeli ve size her konuyu anlatabileceğini bilmelidir.

İnternet kullanımında öncelikli hedef güvenliktir. Gerekli önlemleri alarak çocuğunuz internette güvenli şekilde gezinmesini sağlayabilirsiniz. Bu konuda gerekli yazılım ve programlar mevcuttur.

Çocuklarda Sınav Kaygısı

öğrn

Bu yazımızda ebeveynleri yakından ilgilendiren bir konu olan, çocuklarda sınav kaygısı hakkında bilgi vereceğiz. Çocuklarda sınav kaygısı nedir? Öğrenciler neden kaygı duyarlar? Anne babalar çocuklarının sınav kaygısını önlemek için neler yapmalıdır? Çocuklarda sınav kaygısı nasıl anlaşılır? Öğrencilerde sınav kaygısı nasıl önlenir? Sınav kaygısı ile başedebilmenin yolları nelerdir?

Sınav kaygısı hayatın her döneminde görülebilen bir olaydır. Özellikle son sınıf öğrencilerinde heyecan ve stres oldukça fazladır. Sınavların yaklaşması ile de bu heyacan giderek artmaktadır. Bu konuda anne ve babalar daha dikkatli olmalıdır. Çocuk kötü not alma düşüncesini felaketleştirme eğiliminde ise bu duruma sınav kaygısı denilmektedir. Ebeveynlerin çocuğun sınava dair heyecanının, stresin ve kaygı halinin artmadan önlem almaları gerekmektedir. Çocuklar sınav kaygısı yaşadığında sorulara odaklanmak yerine aklından geçen kötü senaryolara odaklanır. “Yapamayacağım, soruyu anlayamıyorum, başarısız olacağım” gibi düşünceleri devamlı tekrarlar. Hatta çocuk fazla endişelendiği için bazı çocuklarda kalp çarpıntısı, terleme, huzursuz olma yada ellerde titreme gibi durumlar da görülebilir. Çocuk sınav öncesinde endişelenmeye başlar ve sınava da kaygılı girdiği için sorular yerine aklından geçenlere çok fazla yoğunlaşır. Bu nedenle sorulara odaklanamaz, sorulara odaklanamadığı için de soruların çözümünde zorluk yaşar. Böyle bir durumda çocuk başarısızlık korkusunu daha fazla yaşar.

Sınav heyacanı normal bir durumdur ve bir çok kişi sınav sırasında heyacan ve kaygı yaşar. Aslında kaygı belirli bir düzeyde olduğunda sınava hazırlanmamızda bize yardımcı olur ve başarı sağlar. Dikkatimizi toplamamızı, sorulara odaklanmamızı ve motive olmamızı sağlar. Fakat kaygı artıkça odaklanmakta güçlük yaşarız. Dikkatimiz dağılır ve bilgileri hatırlamakta güçlük çekeriz. Çünkü artık sorular yerine aklımızdan geçen kötü başarısızlık senaryolarına yoğunlaşmışızdır. Bu nedenle çocuklarda sınav kaygısı oldukça önemli bir konu olup mutlaka önlem alınması gerekir.

Çocuklara bu konuda çok fazla baskı yapmak yanlıştır. Düşünceler, kaygıyı etkileyen en önemli faktördür. Elbette yeteri kadar çalışmamak ve konu tekrarı yapmamak da sınav kaygısı yaşanmasına neden olacaktır. Sınav kaygısını önlemek için ilk olarak olumlu düşünmek ve kötü senaryoları düşünmemek gerekir. Sınava çalışmak için son günü beklememek, zamanı çok iyi kullanmak gerekir. Sınavlarda başarılı olmak hem çocuk hemde aileler için elbette önemlidir. Ailelelerin sınava yönelik tutumları da çocuğu etkileyecektir. Bu nedenle aileler kaygılarını çocuğa yansıtmamalı ve yüksek beklenti içinde olmamalıdır. Çocuktan yüksek beklenti umulması, çocuğu baskı altına alacaktır. Bu yüzden aileler sınırların farkında olmalı, sınavları ölüm kalım meselesi haline getirmemelidir. Her çocuk başarılıdır, bu nedenle çocuğu akranları ile kıyaslamak oldukça yanlıştır. Başarı da ilk kural empati, duygu ve düşünce paylaşımıdır. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir. Aileler çocukları için uygun rol modelliği yapmalı, uygun sorun çözme davranışları geliştirmelidir. Bu şekilde çocukta sınav kaygısı azalacaktır. Gerekirse aileler bir uzmandan destek de almalıdır. Çünkü sınav kaygısı çocuğun başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.

Çocukları Hastalıklardan Nasıl Koruruz?

adsızBu yazımızda çocuklarımızı hastalıklardan koruma yolları hakkında bilgi vereceğiz. En kıymetli varlıklarımız; çocuklarımız sık sık hastalanır. Özellikle havaların soğuk olduğu zamanlarda çocuklar daha kolay hasta olur. Peki, çocuklarımızı hastalıklardan nasıl korumalıyız?

 

Çocuklar sık sık grip ve soğuk algınlığı yaşamaktadır. Özellikle evde birden fazla çocuk var ise hastalık diğer çocuklara da kolaylıkla bulaşır. Bu nedenle grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklar zamanında tedavi edilmezse, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca tedavinin doğru bir şekilde yapılması da oldukça önemlidir. Bu nedenle çocuklarımızı hastalıklardan korunmak için bazı önlemler almalıyız. Bunlardan ilki, çocukları temizlik ve hijyen konusunda bilinçlendirmeliyiz. Çocuklarımıza temizliğin önemini anlatmalı ve sık sık el yıkama alışkanlığını kazandırmalıyız. Çocuklara doğru el yıkama öğretilmeli ve çocukların neden ellerini sık sık yıkaması gerektiğini çocuğa anlatmalıyız. Özellikle yemek öncesinde ve yemek sonrasında çocuklarımıza el yıkama alışkanlığını kazandırmalıyız. Bu şekilde çocukları hastalıklardan koruyabiliriz.

 

Çocukları hastalıklardan korumak için sadece el yıkamak yeterli olmayacaktır. Bir diğer önemli nokta da, çocukların hasta kişilerle yakın temas halinde bulunmasını önlemektir. Bilindiği gibi özellikle grip kişiden kişiye kolaylıkla geçebileceği için çocukları hasta kişilerden uzak tutmak alınacak bir diğer önlemdir. Hasta kişilerin çocuklara fazla yaklaşmaması gerekir.

Temizlik ve hijyenin yanı sıra giyim konusunda da dikkatli olunmalıdır. Havaların soğuk olduğu zamanlarda çocuklar dışarı çıkarken daha kalın giydirilmelidir. Mutlaka soğuk havalarda çocuklara şapka, atkı ve eldiven takılmalıdır. Temizlik ve giysi konusunda yeterli önlem alındı ise sıra düzenli ve dengeli beslenmeye gelir. Çocukların hastalıklardan korunması için dengeli ve düzenli beslenmeleri gerekir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için beslenmenin önemi büyüktür. Bunun için de çocuk yeterli miktarda mineral, vitamin ve protein almalıdır. Yani yoğurt, süt, yumurta ve peynir ilk sıradaki besinlerdir. Günlük C vitamini alınması solunum yolları enfeksiyonlarından korumaya yardımcıdır. Bu nedenle portakal, mandalina, greyfurt gibi turunçgiller bol bol tüketilmelidir.

 

Çocukların doktor kontrolleri mutlaka düzenli şekilde yaptırılmalıdır. Çocukların hastalıklardan korunması için yeterli uyku da önemlidir. Bu nedenle çocuklarımızın yeterli uyumasını sağlamalıyız. Temizlik, giyim, beslenme ve uyku konularında özenli davranıldığında çocukların hastalanma riski de azalır.

 

 

 

 

 

ÇOCUK VE SOSYAL MEDYA

Çocuklarda sosyal medya kullanımı
Bu yazımızda oldukça önemli bir konu olan; çocukların sosyal medya ilişkisi hakkında bilgi vereceğiz. Bilindiği gibi sosyal medya son yıllarda hayatımızda büyük bir yere sahip oldu. Neredeyse herkes aktif şekilde sosyal medya kullanıyor. Oldukça popüler olan sosyal medya, yetişkinler kadar çocukları da kendine çekiyor. Sosyal medya kullanım yaşı gün geçtikçe düşmekte ve hatta çocuklar küçük yaşlarda bilgisayar oyunları ile tanışmaktadır. Elbette sosyal medyanın faydası kadar tehlikeleri de vardır. Yetişkinler dahi internet üzerinde ki tehlikelere karşı koymakta zorlanırken, çocukları sosyal medyada birçok tehlike beklemektedir. Bu nedenle burada ebeveynlere büyük görev düşmektedir. Çocukları bu tür tehlikelerden korumak için ebeveynler bazı önlemler almalıdır.adsız

İnternet, hayatımızda bu kadar büyük bir yer kaplarken, çocukları internet üzerinde ki tehlikelerden nasıl korumalıyız?

Evet, internet hayatımızda büyük bir yer tutuyor ve birçok insan her gün sosyal medyayı kullanıyor. Okulların açılması ile birlikte çocuklar özellikle araştırma ödevlerinde interneti oldukça sık kullanmaktadır. Ayrıca interneti çocuklara cazip kılan ve çeken bir diğer etken ise, bilgisayar oyunları… Ailelilerin en büyük endişesi, bu tür internet oyunlarının bağımlılık yapmasıdır. Aslında aileler endişelerinde haklıdır, çünkü bilgisayar oyunlarının bağımlılık yapan özelliği vardır. Çocuk oyun oynar daha sonra oyunu tekrar oynar derken tekrar tekrar oynanan oyunlar zamanla bağımlılığa dönüşür. Çocuk bilgisayar başında daha uzun zaman geçirir ve kendini orada başka bir dünyada bulur. Bu durum küçük yaştaki çocuklarda gelişimsel sorunlara yol açarken, okul çağında ki çocuklarda ise okul başarısızlığı başta olmak üzere diğer bedensel sorunlar ( uyku sorunu, kilo kaybı, büyümede durma vb.) görülebilir.

Anne ve babalar çocuklarının internette hangi sitelere girdiğini, sosyal medyada kimlerle arkadaş olduğunu, neler paylaştığını, internette ne kadar vakit geçirdiğini vb. mutlaka takip etmelidir. Özellikle sosyal medyada kimlerle konuştuğunu ve bu kişiyi gerçekten tanıyıp tanımadığı mutlaka araştırılmalıdır. Yabancı kişilerle sohbet etmemesi gerektiği çocuğa anlatılmalı ve çocuğun yazışmaları mutlaka takip edilmelidir. Aynı şekilde oynanan oyunlar da takip edilmeli ve çocuğun yaşına uygun olmayan oyunları oynamasına izin vermeyin.

Sosyal medyada en önemli konu gizlilik ve güvendir. Çocuğunuz için internette güvenli ortamı hazırladığınızda çocuğun interneti kullanmasına izin verin. Çocuklar internetle hızlı bir şekilde tanışırken, çocuğunuza uygun olan bilgisayarı ve internet bağlantısını kullanın. Çocuğunuz için hangisinin güvenli olduğuna ya da çocuğunuzun teknolojiyi ne kadar sık kullandığına dikkat etmek gerekir. Güvenli bir internet kullanımı için kurallarınız olmalı. Çocuğunuzun ne kadar süre internet kullanacağını belirleyin ve çocuğunuza belli zaman aralıklarında izin verin. İnternet kullanımı ile ilgili kuralları belirledikten sonra, çocuğunuz ile konuşun. İnternet üzerindeki tehlikelerden bahsedin. Çocuğunuzun sosyal medyayı kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğinden bahsedin. Çocuğunuzun internete girmesine izin verin ama kapalı kapılar arkasında değil.

Çocuğunuz sosyal medyayı kullanmak istiyor ve sizde çocuğunuzun yaşının uygun olduğunu düşünüyorsanız, izin verin. Çocuğun bir şeyleri saklı gizli yapmasını önlemek için ona destek olun. Ancak mutlaka sosyal medyada gizlilik ayarlarını düzenlemeyi unutmayın. Çocuğa yasaklar koymak, tam olarak onun güvenliğini sağlamaz. Bu nedenle her konuda çocuğunuzun fikrini almak, onunla konuşmak ve destek olmak çocuğunuzun sizden bir şeyler saklamasını önler. Bu şekilde çocuk mutlaka her konuyu sizinle paylaşacak ve anlatacaktır.

Çocuklarda Okul Korkusu; Okula Yeni Başlayan Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Okulların açılmasına sayılı günler kalırken, hem ebeveynler hem de çocuklar bir telaş içine girdi. Özellikle çocukları ilkokula yeni başlayacak olan velilerde hem sevinç hem de endişe vardır. Çünkü bazı çocuklar için okul korkunç bir olaydır. Evinden ve annesinden ayrılmak düşüncesi çocuğun daha fazla endişelenmesine neden olur. Özellikle eğitim sistemindeki değişiklikler ve okula başlama yaşının değişmesi, velilerde akla ilk şu soruyu getirdi; çocuğum okula alışabilecek mi?öğrn

Her çocuk birbirinden farklıdır ve herkesin aynı olması beklenemez. Bazı çocuklar okulun ilk hiç sorun çıkarmaz ve okula kolaylıkla alışabilir. Bazı çocuklar içinse okulun ilk günü oldukça zorlu geçer. Bu çocuklar annelerinden ayrılmak istemez ve evine gitmek için elinden geleni yapar. Anne ve babadan ayrılma düşüncesi, çocuğun okulu kabullenmesini engeller. Okula gitmek istememe yani okul fobisi özellikle okula yeni başlayan çocuklarda sık olarak görülür. Okul fobisi sık görülen bir durum olmamasına rağmen, bu korku önlem alınmadığında çocuğun yaşamını büyük ölçüde etkileyebilir.

Çocuklarda okul korkusunun belirtileri nelerdir?

Okul korkusu olan çocuklarda ilk olarak sıklıkla mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ya da baş ağrısı gibi yakınmalar vardır. Çocuk devamlı huzursuz ve endişelidir. Sinirli olma, normal olmayan hareketler sergileme, saldırganlık, ağlama gibi durumlarda görülür. Asılsız hastalıklar çıkarır ve uyumaz. Bu hastalıkları bazen okulda çıkarabilir. Okula gitmek istememe ve bu durumdan dolayı suçluluk duymama, okulla ilgili şeylere hevessiz davranma, çocukta aniden oluşan içe kapanıklık ve utangaç davranışlar okul korkusunun belirtilerindendir.

Peki, okula başlayan çocuğa nasıl davranmalı?

İlk olarak okul korkusunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmeliyiz. Okul korkusu, çocuğun bir endişe nedeniyle okula isteksiz gitmesi veya okula gitmek istememesidir. Çocuk okula gitmek istemediği için her gün kendince bir bahane bulur ya da hasta olur. Bu nedenle öncelikle çocuğun okuldan neden korktuğu ya da okuldan korkmasının altında yatan nedeni bulmak önemlidir. Çocuğun okula gitmek istememesinin birçok nedeni olabilirken, en sık görülen neden anne ve babadan ayrılma korkusudur. Okul çocuk için anne ve babadan ilk ayrılış nedenidir. Daha sonraki nedenler ise; okul yapısı, öğretmenler ya da diğer öğrencilerdir. Bir diğer nedense çocuğun sosyalleşme isteğidir. Sosyalleşme ilk olarak ailede başlar ve çocuğun yaşamı boyunca devam eder. Sosyalleşme sürecinde sorun yaşayan çocuklar, yeni bir ortama içine girmekte ve diğer çocuklarla iletişim kurmakta zorlanır. Sonuçta okul çocukların yaşamlarında yeni bir aşamaya geçme sürecidir. Ev ortamında ki ilgiyi çocuk okul ortamında da arayacağı için okul ortamına alışmak çocuk için biraz zaman alabilir. Bu nedenle velilerin çocuklarına destek olması ve çocuğu anlayış ile karşılaması çok önemlidir. Okulun aslında çocuğun düşündüğü gibi bir yer olmadığına ikna etmek ve okulla ilgili güzel sözler söylemek çocuk üzerinde daha etkili olur. Çocuğun okulla ilgili kötü düşüncelerini değiştirmek için anne ve babaların burada rolü büyüktür. Çocuğa karşı daha sakin ve anlayışlı davranmak gerekir. Annenin her konuda rolü büyük olduğu gibi bu konuda da büyüktür. Çocuk okulun ilk günleri duygusal gel git yaşar. Bu nedenle veliler çocuğa karşı kararlı bir tutum takınmalıdır. Çocuk ile iletişimi asla kesmemeli ve çocuğu okul konusunda cesaretlendirmelidir. Çocuğun okula neden gitmek istemediği araştırılmalı ve asıl neden öğrenilmelidir. Burada en önemli konu velilerin çocuğa karşı her zaman sakin davranması gerektiğidir. Çocukta var olan korkuyu daha fazlalaştırmamak ve çocuğa güven duygusu vermek çok önemlidir. Çocuğun korkularını küçümsemeden, güvenini kazanarak okula alışması sağlamak gerekir. Velilerin dikkat etmesi gereken en önemli konu, çocuk asla başka çocuklarla karşılaştırılmamalı ve başka çocuklar iyi örnek olarak gösterilmemelidir. Her çocuk özelidir bu nedenle çocukla asla aşağılayıcı konuşulmamalıdır. Çocuğa güven duygusu verilmelidir. Çocuğa ben buralardayım ya da çıkışta beni göreceksin, kapıda olacağım gibi cümleler kurarak sakinleşmesi sağlanmalıdır. Eğer çocukta okul korkusu giderek artıyorsa mutlaka bu durum öğretmeni ile paylaşılmalı ve gerekirse uzman bir yardım alınmalıdır.

ÇOCUĞA CEZA VERMEK DOĞRU MU?

ÇOCUĞA CEZA VERMEK DOĞRU MU?

Bu yazımızda çocuğa ceza vermek hakkında bilgi vereceğiz. Birçok ebeveyn bu konuda kararsızlık yaşamaktadır. Ceza mı ödül mü? Çocuğa ceza vermek doğru bir davranış mıdır? Çocuğa ceza verilmeli mi? Çocuğa ceza verirken nelere dikkat etmeliyiz? Küçük çocuklara ceza verirli mi? Çocuğa ceza vererek disiplin sağlanır mı?

Çocuk eğitimi dünya da ki en zor işlerden biri olsa gerek. Özellikle çocuğa disiplin vermek konusunda ebeveynler kararsızlık yaşamaktadır. Ceza vermek, kurallar koymak, hatta çocuğa vurmak, çocuğu sınırlandırmak gibi davranışlar disiplin sağlamada faydalı değildir. Öncelikle bunu belirtelim. Çocuk dövülerek ya da sürekli cezalandırılarak disiplin sağlanamaz, bu doğru bir yol değildir. Özellikle 1–3 yaş arasında ki küçük yaştaki çocuklara ceza vermek çok yanlıştır. Bu yaştaki çocukları sınırlandırmak ve hatta sakın bunu yapma yoksa sana ceza veririm gibi cümleler dahi kurmak yanlıştır. Bu tarz cümleler ya da çocuğa ceza vermek çocuğu daha fazla sinirlendirir. Çocuğun gelişiminde ve eğitilmesinde ceza doğru bir davranış değildir.

Anne ve babaların en fazla kullandığı ceza yöntemi, çocuğu odaya kapatmaktır. Çocuğun yaptığı yanlış davranışı düzeltmesi için çocuk bir süre odaya kapatılır. Amaç çocuğun yaptığı yanlış davranışları düzeltmesi ve bir daha tekrar etmemesidir. Ancak bu da yanlış bir tutumdur. Bunu yerine çocukla iletişim kurmak, çocuğa yaptığı yanlış davranışı anlatmak ve çocuğun bu yanlış davranışı bir daha yapmaması için gerekli ortamı hazırlamaktır.

Çocuk eğitiminde fiziksel şiddet asla kabul edilemez. Çocuğa fiziksel şiddet uygulanarak disiplin sağlanamaz. Aksine çocuğun daha fazla öfkelenmesine neden olur. Zaman içerisinde çocukta özgüven eksikliği oluşur. Çocuk zaman içinde bizim istemediğimiz, onaylamadığımız yanlış davranışlar yapabilir. Böyle durumlarda ceza vermek yerine çocuğa yol göstermek, istenilen davranışın yerleşmesi için çocuğa yardımcı olmak gerekir. Yukarıda da açıkladığımız gibi, ceza vermek o davranışın düzelmesini sağlamaz sadece kısa süreliğine engeller. Önemli olan istenilmeyen davranışın tamamen ortadan kalkmasıdır.

Çocuğa sürekli ceza vererek mutlu olmayı, sevmeyi, iyiliği öğretemezsiniz. Çocuğun yaptığı yanlışları konuşarak düzeltmek en doğru yoldur. Çocuğa sınır koyulurken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. İlk olarak beklentilerimiz çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Anne ve baba çocukla konuşmalı, kendi isteklerini dile getirmelidir. Çocukla emir verici, suçlayıcı, aşağılayıcı şekilde konuşulmamalıdır. Çocuğunuzun da bir birey olduğunu göz önünde bulundurarak konuşmanızı yapmalısınız.

Bebeklerde Diş Çıkarma Belirtileri

Bebeklerde Diş Çıkarma Belirtileri

Bebekler de bazı dönemler oldukça sıkıntılı geçer. Bu dönemlerden birisi de diş çıkarma dönemidir. Birçok anne baba bu dönemi zor atlatmıştır. Çünkü bebek bu dönemde çok huzursuz olur. Peki, bebeğimizin diş çıkardığını nasıl anlarız. Bebeklerde diş çıkarma belirtileri nelerdir?

İlk olarak bebeklerde diş çıkarma döneminden biraz bahsedelim. Bebeklerde diş çıkarma 6. ayda başlar. Ancak bazı bebekler biraz aceleci davranarak 4. ayda diş çıkarmaya başlar. Yani en erken diş çıkarma ayı 4.aydır. Bebekler doğumdan itibaren çok hızlı bir büyüme ve gelişme gösterirler. Anne babalar bebeğinin büyüdüğünü gördükçe mutlu olurken, bir yandan da diş çıkarma ile beraber bebekte görülen şikâyetler ebeveynleri huzursuz eder.

Bu dönemde anne ve babalar çok dikkatli olmalıdır. Bazı bebekler diş çıkarma döneminde çok sakindir ve hiç ağrı duymaz. Bazı bebekle çok ağrılı diş çıkarır ve bunun sonucunda bebekte kilo kaybı gözlenir. Her bebeğin gelişimi farklı olduğu için, diş çıkarma dönemlerinde de bebeklerde farklılık gösterir. Bebeğinizin diş çıkarmaya başladığını şu belirtilerle anlayabilirsiniz;

  • İlk belirti salya akıtmak ve artan tükürüktür. Bebeklerde 3.aydan itibaren salya akıtma durumu görülür. Diş çıkarma döneminde daha fazla salya akıntısı görülür.
  • Bebeklerde ağrı olması ise ikinci bir belirtidir. Bebek diş çıkarmaya başladığında, dişler diş etine basınç uygulayacağı için bir ağrı olur.
  • Ellerini ısırması ya da ısırma en önemli diş çıkarma belirtisidir. Bu durum her bebekte görülür. Dişlerin çıkması nedeniyle kaşınmalar başlar. Bebekte ellerini ya da elinde ki eşyaları ısırarak rahatlamaya çalışır.
  • Devamlı huzursuz olma bebekte ağrının olması ya da dişlerinin kaşınması nedeniyle olabilir. Bu yüzden bebekte devamlı bir huzursuzluk görülür. Bu dönem bebek için oldukça zorlu bir dönemdir.
  • Bekte uyku düzensizliği diş çıkarma döneminde daha da fazlalaşır. Oluşan ağrı, kaşınma ve huzursuzluk nedeniyle gece uyumada güçlük çekebilirler.
  • Diş çıkarma döneminde iştahsızlık sıkça görülür. Bebek gıdaları yemek istemez ve reddeder. Bu durum birçok bebekte görülür. Diş çıkarma döneminde iştahsızlık normal bir durumdur.
  • Bu dönemde ateş ve ishal de görülebilir. Bazı bebeklerde ateş görülürken, bazı bebeklerde ateş görülmez. İshal ise çeşitli nedenlerle olabileceği gibi, diş çıkarmadan dolayı da kaynaklanabilir.
  • Çene ya da yüzde kızarıklık salya akıntısından dolayı olabilir. Diş çıkarma dönemlerinde bebeklerin yanaklarında ya da çene bölgesinde kızarıklıklar görülür.
  • Diğer belirtiler ise şöyledir; Çevresindeki nesneleri ağzına götürme isteği, İştahsızlıktan dolayı beslenmeyi reddetmesi, Bazı bebeklerde ciltte kaşıntı, öksürük ve diş etinde kanamalar görülebilir.

1–2 Yaş Bebek Oyunları: Süt Çağı Oyunları

1–2 Yaş Bebek Oyunları: Süt Çağı Oyunları

Çocuğun gelişimi için oyun çok faydalı bir araçtır. Çocuğun temel becerilerini kazandığı, dış dünyayı keşfettiği en doğal yöntem oyundur. Oyun oynayan çocukların çok farklı bir hayal dünyası vardır. Çocuk oyun sayesinde yaşamını ve kendisini yansıtır. Bu nedenle oyun çocuklar için çok önemli bir etkinliktir. Çocuklar genellikle zamanının büyük bir kısmını oyun oynayarak geçirir, bu yaşlarda çocuk hayal gücüne dayalı oyunlar oynar. Kız çocukları anneyi, erkek çocukları ise babayı örnek alır, kendine model seçer. Süt çağı çocukları için hayat oyundur. Oyun eski çağlardan beri çocukların hayatında yer almıştır. Son yıllarda gelişen teknoloji ile çocuklar bilgisayar oyunları ile kendini sanal bir dünyada bulmuştur. Oyun ve oyuncağın çocukların sağlıklı gelişimi için önemli olduğunu unutmayalım.

0–2 YAŞ ÇOCUKLAR İÇİN OYUN ÖRNEKLERİ

Top oyunu;

Oturan çocuğun önüne top yuvarlanır. Çocuk topu tutmaya ve karşısındaki kişiye doğru yuvarlamaya çalışır. Bu oyun küçük çocuklar için oldukça eğlencelidir.

Cee oyunu;

Bebeğin yüzü ince bir örtüyle kapatılır. Ardından “ceee” diyerek açılır. Bebek daha sonraki günlerde oyunu kendisi başlatır. Süt çağı çocukları için uygun bir oyundur.

Gıdı gıdı oyunu; süt çağı çocukların en çok sevdiği oyunlardan birisidir. Çocuğun ayaklarını ve boynunu yavaşça gıdıklarız ve bu arada da çocukla konuşuruz.

Miki fare;

Yerden bitme mum bacaklı miki (iki elinden tutulan çocuk diz çöktürülür)

Burnu uzun dik kulaklı miki (iki el açılarak burnun üstüne konur)

Şeytanlıkta bütün aklı fikri (sağ elin işaret parmağı başa konularak sallanır)

Dans edersin miki fare (ayağa kalkılır el çırparak dans edilir)

Araba oyunu;

Araba(çocuğun çenesine dokunulur)

Maraba(sağ yanağına dokunulur)

Cip(sol yanağına dokunulur)

Bip(burnuna dokunulur)

Tel sarar oyunu;

Tel sarar Ayşe, tel sarar(eller yukarıya kaldırılıp sağa sola döndürülür)

Tel bulamazsa ne sarar,(ellerle soru devinimi yapılır)

Komşunun oğlunu sarar(çocuğa sarılma devimini yapılır)

Beş kardeş oyunu;

Beş minik kardeş varmış (beş parmak gösterilir)

Bir gün ava gitmişler, bir kuş görmüşler

Bu görmüş (başparmak tutulur ve sağa sola sallanır)

Bu tutmuş(işaret parmağı tutulur ve sağa sola sallanır)

Bu pişirmiş(orta parmak tutulur ve sağa sola sallanır)

Bu yemiş(yüzük parmağı tutulur ve sallanır)

Bu da hani bana hani bana demiş (küçük parmak tutulur ve sallanır. Bu arada çocuk gıdıklanır)

Ailem;

Annem örgü örer (örgü örme hareketi yapılır)

Yemek yapar (çorba karıştırma hareketi yapılır)

Babam kahve içer (kahve içermiş gibi yapılır)

İşe gider (parmaklar yürütülür)

Abım ders çalışır (yazı yazma hareketi yapılır)

Kardeşim uyur (uyuma hareketi yapılır)

Bende oynarım (oynanır)

Doğamız;

Güneş bizi ısıtır (ısınma hareketi yapılır)

Yağmur bizi ıslatır (parmaklar yukarıdan aşağı doğru sallanır)

Kar bizi dondurur (eller göğse konularak üşüme hareketi yapılır)

Fırtına bizi korkutur (gözler kapatılır)

Bol bol ağaç dikelim (ağaç dikme hareketi yapılır)

Selleri önleyelim

Atlar;

Atlar yavaş yavaş ormana gidiyor( eller dizlere vurulur)

Atlar hızlandı(eller dizlere hızlıca vurulur)

Taşlığa geldi(göğse vurulur)

Çimenliğe geldi(ellerin içi birbirine sürtülür)

Atlar patikadan atlıyor(ağızla lak lak diye ses çıkarılır)

Hopppp gümmmmm

Hemşire hanım;

Hemşire hanım sus dedi (sus işareti yapılır)

Bıss yaptı (kola işaret parmağıyla iğne yapılır)

Cısss yaptı (kalçaya iğne yapma hareketi yapılır)

Sonra tamam dedi.