Çocuklarda Sınav Kaygısı

öğrn

Bu yazımızda ebeveynleri yakından ilgilendiren bir konu olan, çocuklarda sınav kaygısı hakkında bilgi vereceğiz. Çocuklarda sınav kaygısı nedir? Öğrenciler neden kaygı duyarlar? Anne babalar çocuklarının sınav kaygısını önlemek için neler yapmalıdır? Çocuklarda sınav kaygısı nasıl anlaşılır? Öğrencilerde sınav kaygısı nasıl önlenir? Sınav kaygısı ile başedebilmenin yolları nelerdir?

Sınav kaygısı hayatın her döneminde görülebilen bir olaydır. Özellikle son sınıf öğrencilerinde heyecan ve stres oldukça fazladır. Sınavların yaklaşması ile de bu heyacan giderek artmaktadır. Bu konuda anne ve babalar daha dikkatli olmalıdır. Çocuk kötü not alma düşüncesini felaketleştirme eğiliminde ise bu duruma sınav kaygısı denilmektedir. Ebeveynlerin çocuğun sınava dair heyecanının, stresin ve kaygı halinin artmadan önlem almaları gerekmektedir. Çocuklar sınav kaygısı yaşadığında sorulara odaklanmak yerine aklından geçen kötü senaryolara odaklanır. “Yapamayacağım, soruyu anlayamıyorum, başarısız olacağım” gibi düşünceleri devamlı tekrarlar. Hatta çocuk fazla endişelendiği için bazı çocuklarda kalp çarpıntısı, terleme, huzursuz olma yada ellerde titreme gibi durumlar da görülebilir. Çocuk sınav öncesinde endişelenmeye başlar ve sınava da kaygılı girdiği için sorular yerine aklından geçenlere çok fazla yoğunlaşır. Bu nedenle sorulara odaklanamaz, sorulara odaklanamadığı için de soruların çözümünde zorluk yaşar. Böyle bir durumda çocuk başarısızlık korkusunu daha fazla yaşar.

Sınav heyacanı normal bir durumdur ve bir çok kişi sınav sırasında heyacan ve kaygı yaşar. Aslında kaygı belirli bir düzeyde olduğunda sınava hazırlanmamızda bize yardımcı olur ve başarı sağlar. Dikkatimizi toplamamızı, sorulara odaklanmamızı ve motive olmamızı sağlar. Fakat kaygı artıkça odaklanmakta güçlük yaşarız. Dikkatimiz dağılır ve bilgileri hatırlamakta güçlük çekeriz. Çünkü artık sorular yerine aklımızdan geçen kötü başarısızlık senaryolarına yoğunlaşmışızdır. Bu nedenle çocuklarda sınav kaygısı oldukça önemli bir konu olup mutlaka önlem alınması gerekir.

Çocuklara bu konuda çok fazla baskı yapmak yanlıştır. Düşünceler, kaygıyı etkileyen en önemli faktördür. Elbette yeteri kadar çalışmamak ve konu tekrarı yapmamak da sınav kaygısı yaşanmasına neden olacaktır. Sınav kaygısını önlemek için ilk olarak olumlu düşünmek ve kötü senaryoları düşünmemek gerekir. Sınava çalışmak için son günü beklememek, zamanı çok iyi kullanmak gerekir. Sınavlarda başarılı olmak hem çocuk hemde aileler için elbette önemlidir. Ailelelerin sınava yönelik tutumları da çocuğu etkileyecektir. Bu nedenle aileler kaygılarını çocuğa yansıtmamalı ve yüksek beklenti içinde olmamalıdır. Çocuktan yüksek beklenti umulması, çocuğu baskı altına alacaktır. Bu yüzden aileler sınırların farkında olmalı, sınavları ölüm kalım meselesi haline getirmemelidir. Her çocuk başarılıdır, bu nedenle çocuğu akranları ile kıyaslamak oldukça yanlıştır. Başarı da ilk kural empati, duygu ve düşünce paylaşımıdır. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir. Aileler çocukları için uygun rol modelliği yapmalı, uygun sorun çözme davranışları geliştirmelidir. Bu şekilde çocukta sınav kaygısı azalacaktır. Gerekirse aileler bir uzmandan destek de almalıdır. Çünkü sınav kaygısı çocuğun başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.

ÇOCUK VE SOSYAL MEDYA

Çocuklarda sosyal medya kullanımı
Bu yazımızda oldukça önemli bir konu olan; çocukların sosyal medya ilişkisi hakkında bilgi vereceğiz. Bilindiği gibi sosyal medya son yıllarda hayatımızda büyük bir yere sahip oldu. Neredeyse herkes aktif şekilde sosyal medya kullanıyor. Oldukça popüler olan sosyal medya, yetişkinler kadar çocukları da kendine çekiyor. Sosyal medya kullanım yaşı gün geçtikçe düşmekte ve hatta çocuklar küçük yaşlarda bilgisayar oyunları ile tanışmaktadır. Elbette sosyal medyanın faydası kadar tehlikeleri de vardır. Yetişkinler dahi internet üzerinde ki tehlikelere karşı koymakta zorlanırken, çocukları sosyal medyada birçok tehlike beklemektedir. Bu nedenle burada ebeveynlere büyük görev düşmektedir. Çocukları bu tür tehlikelerden korumak için ebeveynler bazı önlemler almalıdır.adsız

İnternet, hayatımızda bu kadar büyük bir yer kaplarken, çocukları internet üzerinde ki tehlikelerden nasıl korumalıyız?

Evet, internet hayatımızda büyük bir yer tutuyor ve birçok insan her gün sosyal medyayı kullanıyor. Okulların açılması ile birlikte çocuklar özellikle araştırma ödevlerinde interneti oldukça sık kullanmaktadır. Ayrıca interneti çocuklara cazip kılan ve çeken bir diğer etken ise, bilgisayar oyunları… Ailelilerin en büyük endişesi, bu tür internet oyunlarının bağımlılık yapmasıdır. Aslında aileler endişelerinde haklıdır, çünkü bilgisayar oyunlarının bağımlılık yapan özelliği vardır. Çocuk oyun oynar daha sonra oyunu tekrar oynar derken tekrar tekrar oynanan oyunlar zamanla bağımlılığa dönüşür. Çocuk bilgisayar başında daha uzun zaman geçirir ve kendini orada başka bir dünyada bulur. Bu durum küçük yaştaki çocuklarda gelişimsel sorunlara yol açarken, okul çağında ki çocuklarda ise okul başarısızlığı başta olmak üzere diğer bedensel sorunlar ( uyku sorunu, kilo kaybı, büyümede durma vb.) görülebilir.

Anne ve babalar çocuklarının internette hangi sitelere girdiğini, sosyal medyada kimlerle arkadaş olduğunu, neler paylaştığını, internette ne kadar vakit geçirdiğini vb. mutlaka takip etmelidir. Özellikle sosyal medyada kimlerle konuştuğunu ve bu kişiyi gerçekten tanıyıp tanımadığı mutlaka araştırılmalıdır. Yabancı kişilerle sohbet etmemesi gerektiği çocuğa anlatılmalı ve çocuğun yazışmaları mutlaka takip edilmelidir. Aynı şekilde oynanan oyunlar da takip edilmeli ve çocuğun yaşına uygun olmayan oyunları oynamasına izin vermeyin.

Sosyal medyada en önemli konu gizlilik ve güvendir. Çocuğunuz için internette güvenli ortamı hazırladığınızda çocuğun interneti kullanmasına izin verin. Çocuklar internetle hızlı bir şekilde tanışırken, çocuğunuza uygun olan bilgisayarı ve internet bağlantısını kullanın. Çocuğunuz için hangisinin güvenli olduğuna ya da çocuğunuzun teknolojiyi ne kadar sık kullandığına dikkat etmek gerekir. Güvenli bir internet kullanımı için kurallarınız olmalı. Çocuğunuzun ne kadar süre internet kullanacağını belirleyin ve çocuğunuza belli zaman aralıklarında izin verin. İnternet kullanımı ile ilgili kuralları belirledikten sonra, çocuğunuz ile konuşun. İnternet üzerindeki tehlikelerden bahsedin. Çocuğunuzun sosyal medyayı kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğinden bahsedin. Çocuğunuzun internete girmesine izin verin ama kapalı kapılar arkasında değil.

Çocuğunuz sosyal medyayı kullanmak istiyor ve sizde çocuğunuzun yaşının uygun olduğunu düşünüyorsanız, izin verin. Çocuğun bir şeyleri saklı gizli yapmasını önlemek için ona destek olun. Ancak mutlaka sosyal medyada gizlilik ayarlarını düzenlemeyi unutmayın. Çocuğa yasaklar koymak, tam olarak onun güvenliğini sağlamaz. Bu nedenle her konuda çocuğunuzun fikrini almak, onunla konuşmak ve destek olmak çocuğunuzun sizden bir şeyler saklamasını önler. Bu şekilde çocuk mutlaka her konuyu sizinle paylaşacak ve anlatacaktır.

Çocuklarda Okul Korkusu; Okula Yeni Başlayan Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Okulların açılmasına sayılı günler kalırken, hem ebeveynler hem de çocuklar bir telaş içine girdi. Özellikle çocukları ilkokula yeni başlayacak olan velilerde hem sevinç hem de endişe vardır. Çünkü bazı çocuklar için okul korkunç bir olaydır. Evinden ve annesinden ayrılmak düşüncesi çocuğun daha fazla endişelenmesine neden olur. Özellikle eğitim sistemindeki değişiklikler ve okula başlama yaşının değişmesi, velilerde akla ilk şu soruyu getirdi; çocuğum okula alışabilecek mi?öğrn

Her çocuk birbirinden farklıdır ve herkesin aynı olması beklenemez. Bazı çocuklar okulun ilk hiç sorun çıkarmaz ve okula kolaylıkla alışabilir. Bazı çocuklar içinse okulun ilk günü oldukça zorlu geçer. Bu çocuklar annelerinden ayrılmak istemez ve evine gitmek için elinden geleni yapar. Anne ve babadan ayrılma düşüncesi, çocuğun okulu kabullenmesini engeller. Okula gitmek istememe yani okul fobisi özellikle okula yeni başlayan çocuklarda sık olarak görülür. Okul fobisi sık görülen bir durum olmamasına rağmen, bu korku önlem alınmadığında çocuğun yaşamını büyük ölçüde etkileyebilir.

Çocuklarda okul korkusunun belirtileri nelerdir?

Okul korkusu olan çocuklarda ilk olarak sıklıkla mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ya da baş ağrısı gibi yakınmalar vardır. Çocuk devamlı huzursuz ve endişelidir. Sinirli olma, normal olmayan hareketler sergileme, saldırganlık, ağlama gibi durumlarda görülür. Asılsız hastalıklar çıkarır ve uyumaz. Bu hastalıkları bazen okulda çıkarabilir. Okula gitmek istememe ve bu durumdan dolayı suçluluk duymama, okulla ilgili şeylere hevessiz davranma, çocukta aniden oluşan içe kapanıklık ve utangaç davranışlar okul korkusunun belirtilerindendir.

Peki, okula başlayan çocuğa nasıl davranmalı?

İlk olarak okul korkusunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmeliyiz. Okul korkusu, çocuğun bir endişe nedeniyle okula isteksiz gitmesi veya okula gitmek istememesidir. Çocuk okula gitmek istemediği için her gün kendince bir bahane bulur ya da hasta olur. Bu nedenle öncelikle çocuğun okuldan neden korktuğu ya da okuldan korkmasının altında yatan nedeni bulmak önemlidir. Çocuğun okula gitmek istememesinin birçok nedeni olabilirken, en sık görülen neden anne ve babadan ayrılma korkusudur. Okul çocuk için anne ve babadan ilk ayrılış nedenidir. Daha sonraki nedenler ise; okul yapısı, öğretmenler ya da diğer öğrencilerdir. Bir diğer nedense çocuğun sosyalleşme isteğidir. Sosyalleşme ilk olarak ailede başlar ve çocuğun yaşamı boyunca devam eder. Sosyalleşme sürecinde sorun yaşayan çocuklar, yeni bir ortama içine girmekte ve diğer çocuklarla iletişim kurmakta zorlanır. Sonuçta okul çocukların yaşamlarında yeni bir aşamaya geçme sürecidir. Ev ortamında ki ilgiyi çocuk okul ortamında da arayacağı için okul ortamına alışmak çocuk için biraz zaman alabilir. Bu nedenle velilerin çocuklarına destek olması ve çocuğu anlayış ile karşılaması çok önemlidir. Okulun aslında çocuğun düşündüğü gibi bir yer olmadığına ikna etmek ve okulla ilgili güzel sözler söylemek çocuk üzerinde daha etkili olur. Çocuğun okulla ilgili kötü düşüncelerini değiştirmek için anne ve babaların burada rolü büyüktür. Çocuğa karşı daha sakin ve anlayışlı davranmak gerekir. Annenin her konuda rolü büyük olduğu gibi bu konuda da büyüktür. Çocuk okulun ilk günleri duygusal gel git yaşar. Bu nedenle veliler çocuğa karşı kararlı bir tutum takınmalıdır. Çocuk ile iletişimi asla kesmemeli ve çocuğu okul konusunda cesaretlendirmelidir. Çocuğun okula neden gitmek istemediği araştırılmalı ve asıl neden öğrenilmelidir. Burada en önemli konu velilerin çocuğa karşı her zaman sakin davranması gerektiğidir. Çocukta var olan korkuyu daha fazlalaştırmamak ve çocuğa güven duygusu vermek çok önemlidir. Çocuğun korkularını küçümsemeden, güvenini kazanarak okula alışması sağlamak gerekir. Velilerin dikkat etmesi gereken en önemli konu, çocuk asla başka çocuklarla karşılaştırılmamalı ve başka çocuklar iyi örnek olarak gösterilmemelidir. Her çocuk özelidir bu nedenle çocukla asla aşağılayıcı konuşulmamalıdır. Çocuğa güven duygusu verilmelidir. Çocuğa ben buralardayım ya da çıkışta beni göreceksin, kapıda olacağım gibi cümleler kurarak sakinleşmesi sağlanmalıdır. Eğer çocukta okul korkusu giderek artıyorsa mutlaka bu durum öğretmeni ile paylaşılmalı ve gerekirse uzman bir yardım alınmalıdır.

ÇOCUĞA CEZA VERMEK DOĞRU MU?

ÇOCUĞA CEZA VERMEK DOĞRU MU?

Bu yazımızda çocuğa ceza vermek hakkında bilgi vereceğiz. Birçok ebeveyn bu konuda kararsızlık yaşamaktadır. Ceza mı ödül mü? Çocuğa ceza vermek doğru bir davranış mıdır? Çocuğa ceza verilmeli mi? Çocuğa ceza verirken nelere dikkat etmeliyiz? Küçük çocuklara ceza verirli mi? Çocuğa ceza vererek disiplin sağlanır mı?

Çocuk eğitimi dünya da ki en zor işlerden biri olsa gerek. Özellikle çocuğa disiplin vermek konusunda ebeveynler kararsızlık yaşamaktadır. Ceza vermek, kurallar koymak, hatta çocuğa vurmak, çocuğu sınırlandırmak gibi davranışlar disiplin sağlamada faydalı değildir. Öncelikle bunu belirtelim. Çocuk dövülerek ya da sürekli cezalandırılarak disiplin sağlanamaz, bu doğru bir yol değildir. Özellikle 1–3 yaş arasında ki küçük yaştaki çocuklara ceza vermek çok yanlıştır. Bu yaştaki çocukları sınırlandırmak ve hatta sakın bunu yapma yoksa sana ceza veririm gibi cümleler dahi kurmak yanlıştır. Bu tarz cümleler ya da çocuğa ceza vermek çocuğu daha fazla sinirlendirir. Çocuğun gelişiminde ve eğitilmesinde ceza doğru bir davranış değildir.

Anne ve babaların en fazla kullandığı ceza yöntemi, çocuğu odaya kapatmaktır. Çocuğun yaptığı yanlış davranışı düzeltmesi için çocuk bir süre odaya kapatılır. Amaç çocuğun yaptığı yanlış davranışları düzeltmesi ve bir daha tekrar etmemesidir. Ancak bu da yanlış bir tutumdur. Bunu yerine çocukla iletişim kurmak, çocuğa yaptığı yanlış davranışı anlatmak ve çocuğun bu yanlış davranışı bir daha yapmaması için gerekli ortamı hazırlamaktır.

Çocuk eğitiminde fiziksel şiddet asla kabul edilemez. Çocuğa fiziksel şiddet uygulanarak disiplin sağlanamaz. Aksine çocuğun daha fazla öfkelenmesine neden olur. Zaman içerisinde çocukta özgüven eksikliği oluşur. Çocuk zaman içinde bizim istemediğimiz, onaylamadığımız yanlış davranışlar yapabilir. Böyle durumlarda ceza vermek yerine çocuğa yol göstermek, istenilen davranışın yerleşmesi için çocuğa yardımcı olmak gerekir. Yukarıda da açıkladığımız gibi, ceza vermek o davranışın düzelmesini sağlamaz sadece kısa süreliğine engeller. Önemli olan istenilmeyen davranışın tamamen ortadan kalkmasıdır.

Çocuğa sürekli ceza vererek mutlu olmayı, sevmeyi, iyiliği öğretemezsiniz. Çocuğun yaptığı yanlışları konuşarak düzeltmek en doğru yoldur. Çocuğa sınır koyulurken bazı noktalara dikkat etmek gerekir. İlk olarak beklentilerimiz çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Anne ve baba çocukla konuşmalı, kendi isteklerini dile getirmelidir. Çocukla emir verici, suçlayıcı, aşağılayıcı şekilde konuşulmamalıdır. Çocuğunuzun da bir birey olduğunu göz önünde bulundurarak konuşmanızı yapmalısınız.

ÇOCUKLARDA ISIRMA ALIŞKANLIĞI

ÇOCUKLAR NEDEN ISIRIR?

Çocuklar büyürken, her geçen gün çocuğunuzda değişik davranışlar görebilirsiniz. Bazı davranışlar ebeveynleri oldukça zor durumda bırakabilir. Her çocuğun gelişimi farklıdır ve her çocuk büyüdükçe değişik alışkanlıklar kazanabilir. Bu alışkanlıklardan biriside ısırma alışkanlığıdır. Bu alışkanlık anne ve babaları oldukça rahatsız eder. Özellikle 2 yaş civarında bu alışkanlıkla daha sık karşılaşılır. 2 yaş civarında çocuklarda ısırma huyu başlar ve her çocuk mutlaka bir kerede olsa bir başka çocuğu ısırmıştır. Önemli olan bu huyun alışkanlığa dönüşmemesidir. Çocukta bu dönemde ısırma huyu başlar ve birçok farklı sebepten dolayı çocuk ısırır. Ancak 2–3 ya dönemi bittiğinde çocuğun bu ısırma huyunu bırakmış olması gerekir. Eğer çocuk halen ısırma huyuna devam ediyorsa, bu durum çocukta alışkanlık haline gelmiştir.

Aslında çocukta ısırma davranışının görülmesinin birçok nedeni vardır. Küçük çocuklar korktuklarında ya da öfkelendiklerinde tepkilerini ısırarak gösterir. 2 yaş çocuklarında durum biraz farklıdır. Bu dönemde çocuk tepkilerini ısırma yolu ile göstermeye çalışır. Aileye yeni katılan bir bebek, başka bir yere taşınma, çocuğun hayatında çocuğu etkileyecek derece de ani bir değişim çocukta ısırma huyunun oluşmasına neden olur. Çocuklar duygularını belli etmek için ısırma davranışı gösterir. Bazense sadece keşfetmek ya da dişleri kaşındığı için ısırma davranışını gösterirler. Çocuklar zarar vermek ya da saldırma amaçlı ısırmazlar, fark etmeden sadece refleks şeklinde ısırma davranışı gösterirler. Bazense bunu bir eğlence ya da oyun gibi görürler. Önemli olan çocuğun bu davranışı alışkanlık haline getirmemesidir, çünkü bu davranış çocuğun sosyal hayatını oldukça etkiler.

Çocuğunuzda ısırma davranışı varsa öncelikle sakin olmalı ve bu durumun geçici olduğunu bilmelisiniz. 2 yaş civarında ısırma davranışı çoğu çocukta görülür ve bu yaşları gereği normaldir. Isırmanın genelde nedeni; çocuğun çevresinde ki nesneleri merak etmesi, çevreyi keşfetme duygusu ve diş gelişiminin tam olarak gelişememedir. Ayrıca yeni yürümeye başlayan çocuklarda da ısırma davranışı çok görülür.

Çocuklarda ısırma davranışı nasıl engellenir?

  • Çocuğunuzda ısırma davranışı varsa ilk olarak sakin olmalı ve tepkinizi çocuğa bağırarak ya da cezalandırarak göstermeyin. Sizin bu şekilde davranmanız çocuğun ısırmaya devam etmesini sağlar.
  • Eğer çocuğunuz başka bir çocuğu ısırıyor ise çocukları ayırarak birbirlerinden uzak tutun.
  • Çocukların ısırma nedenlerinden birisi de boşlukta olmasıdır. Çocuk o boşluğu ısırarak kapatmak ister. Bu nedenle kardeşi varsa çocuğun kardeşi ile oynaması ve vakit geçirmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuğun eline oyuncak verin. Böylece oyuncak ile meşgul olduğundan ısırma davranışı da yavaş yavaş azalır.
  • Çocuğunuza ısırmanın doğru bir şey olmadığını kesin ve kararlı bir şekilde anlatın.
  • 1–2 yaş çocukları söylediklerinizi pek anlayamaz. Bu nedenle çocuk ısırma davranışı gösterdiğinde hayır gibi kısa komutlar söyleyin.
  • Çocuk öfkelendiğinde ısırma davranışı gösteriyorsa, çocuğun neden öfkelendiğini anlamaya çalışın ve bu durumu ortadan kaldırın.
  • Çocuklar her zaman çok enerjiktir. Bu nedenle can sıkıntısından ya da enerjisi yükseldiğinden dolayı ısırma davranışı gösterebilir. Bu durumda çocuğunuza değişik alternatifler sunun. Örneğin; dans etmek, koşmak, oyun oynamak vb.
  • Çocuğunuzun neden ısırdığını anlamaya çalışın.
  • Çocuk ile iletişim çok önemlidir. Bu yaptığı davranış hakkında konuşun. Ancak bu konuşmayı çocuğunuz sakinleştiği zaman soru cevap şeklinde oyun oynarmış gibi yapmanız daha faydalı olacaktır.

EVDE OYUN HAMURU NASIL YAPILIR?

EVDE OYUN HAMURU NASIL YAPILIR?

Oyun hamuru çocukların en çok sevdiği şeylerden birisidir. Çocukların oyun hamuru ile oynamasının çocuğa birçok faydası da vardır. İlk olarak oyun hamuru çocuğun yaratıcılığını ve hayal gücünü artırır. Çocuğun hamuru yoğurması, şekil vermesi gibi faaliyetleri ise ince motor becerilerinin gelişimini destekler. 3 yaşından önce çocuklar oyun hamurunun farkında olmazlar ve hamuru sadece koparıp birleştirirler. 3 yaşından sonra ise çocuk hamurdan şekiller yapmaya başlar. Bu da çocuğun yaratıcılığını destekler. Bu yüzden oyun hamuru, çocuk gelişimi için oldukça önemli bir araçtır. Yalnız dikkat edilmesi gereken en önemli şey, küçük çocuklar hamur ile oynarken tek başına bırakılmamalı ve mutlaka yanında durulmalıdır.

Çocuğun hamurla oynaması kas gelişimi içinde faydalıdır. Oyun hamurları zararsız ve zekâ geliştirici araçlardır. Bu nedenle çocuğunuzu erken yaşta oyun hamur ile tanıştırmalısınız.

Bazı anneler çocuklarına dışarıdan oyun hamuru almak istemez ve çocuğunun sağlığına zarar vereceğini düşünür. Böyle durumlarda en basit çözüm kendi oyun hamurunuzu yapmak olacaktır. Üstelik evde oyun hamuru yapmak sanıldığı gibi zor bir şeyde değil!

Kendi yapacağınız oyun hamuru hem daha sağlıklı hem de yumuşak ve dayanıklı olacaktır.

Peki, oyun hamuru nasıl yapılır?

Malzemeler;

  • 1 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı sıvı yağ
  • 1/2 su bardağı su
  • 1/4 bardak tuz

Yapılışı;

  • Un, tuz ve sıvıyağ bir kabın içerisine konulur.
  • Üzerine yavaş yavaş su eklenir.
  • Hamur kıvamına gelene kadar yoğrulur. Eğer hamurunuz ele yapışıyorsa biraz daha un ekleyebilirsiniz.
  • Hamurunuzun tek renk olmasını istiyorsanız, seçtiğiniz bir renk gıda boyasını tüm hamura ekleyin ve yoğurun.
  • Hamurunuzun farklı renklerde olmasını istiyorsanız, hazırlanan hamur küçük parçalara ayrılır ve her bir parça farklı renk eklenerek yoğrulur.
  • Böylece oyun hamurunuz tamamlanmış oluyor. İyi eğlenceler

Bebeklere Kitap Okunmaya Ne Zaman Başlanmalı?

Bebeklere Kitap Okunmaya Ne Zaman Başlanmalı?

Bebeklere kitap okumak oldukça önemlidir. Bebeğin gelişimi açısından günün belli saatlerinde bebeğe kitap okumak gerekir. Yapılan araştırmalar bebeğe kitap okunmasının, bebeğin zihinsel gelişimini arttırdığını göstermiştir. Hem bebekler hem de çocuklar için kitap oldukça önemli bir gelişim aracıdır. Anne karnında bebek her şeyi duyabilir ve hatta cevap dahi verebilir. Anne adayları gebelik boyunca bebeklerine kitap okuyabilir. Bebek anne karnında dahi olsa okunan kitaplardan faydalanır. Bebek doğduktan sonra da bebeğe kitap okunabilir. İlk aylarda bebek anne karnında olduğu gibi sizi duyar. Bu nedenle ilk aylarda okunan kitaplar bebeğin sese olan duyarlılığını artırmış olur.

Bebeğinize günün belli saatlerinde kitap okuyabilirsiniz. Örneğin sabahları ya da gece uyumadan önce bebeğe kitap okunması tavsiye edilir. Anne adayları bazen kararsız kalmaktadır. Bebeğine ne okuyacağı konusunda kararsızlık yaşayabilir. Küçük bebeklere neyin okuduğu hiç önemli değildir. Önemli olan okuma eyleminin gerçekleşmiş olmasıdır. Bebekler dinlemeyi çok sever, bu nedenle bebeğinize devamlı bir şeyler okuyun. İster gazete olsun ya da bir hikâyeyi sizin sesinizden müzikal kıvamda dinlenmeyi bebekler çok sever. Bu yüzden bazı tekerlemeleri coşkuyla dinler. Özellikle rutine bağlı olan ‘fış fış kayıkçı’ gibi melodisel tekerlemelere bedensel olarak eşlik etmeye çalışırlar.

Anneler bebeklerine kitap okumaya başladığında hemen aklına şu soru gelir “bebeğim bu kitaptan gerçekten anlıyor mu” bebekler iyi bir dinleyicidir ve özellikle annelerini dinlemeyi çok sever. Kitap okumak bebek için çok faydalıdır. Ancak bazı noktalara dikkat etmek gerekir. İlk olarak 18 aydan küçük bebekler karmaşık desenleri sevmezler onlara tek sayfada figür resimleri idealdir. İlk aylardan itibaren bebeğe kitap okunması, çocuğun konuşma çağında daha düzgün cümleler kurmasını sağlar. Bebeğin ailesi ile iletişimini kuvvetlendir. Anne adayları özellikle kitap okurken masalı yumuşak bir ses tonuyla okumaya ve kelimelerin daha net söylenmesine dikkat etmelidir.

Bebekler yürüme çağına geldiğinde bir masalı defalarca dinlemek isterler. Çünkü yürüme çağında olan çocuklar bir masalı anlayabilmeleri için defalarca okumak gerekir. Masal okurken çocuğunuzu da dâhil etmeyi unutmayın. Özellikle hikâye seçimini çocuğunuza bırakın. Karakterlere göre ses tonunuzu değiştirin ve ifadelerinize jest ve mimik katın.

Bebeklere kitap okumaya ilk aylardan itibaren başlanabilir. Bebek sizi anlamasa da dinler. Anne babalar çocuk ileri yaşa geldiği zaman kitap okumayı bırakırlar. Çocuk okuma yazma öğrendikten sonra kitap okumayı kesmeleri oldukça yanlıştır. Çocuğunuzla iletişimi kuvvetlendirmek için kitap okumaya devam edin.

Baba Olmaya Hazırlık

Hamileliğin öğrenilmesinden sonra hem anne adayı için hem de baba adayı için hayat tamamen değişir. Yeni bir bireyin aileye dâhil olması, anne ya da baba olmak heyecan verici duygulardır. Bu yazımızda baba adaylarını unutmayarak, baba olmaya hazırlık hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Gebeliğin başlaması ile birlikte anne adayları hamilelik süresince kendini anne olmaya hazırlar. Peki, baba adayları? Baba adayları da tıpkı anne adayları gibi kendini baba olmaya hazırlar. İlk düşünülen konu, bebekten önceki hayat ve bebekten sonraki hayattır. Peki, bebekten sonra ki hayat nasıl olacaktır? İlk olarak şunu belirmek gerekir ki, babalar önceki hayatları kadar rahat davranamayacak ve büyük bir sorumluluk alacaklardır. Babalar bebek doğduktan sonra kendine bağımlı bir bireyin sorunluluğunu almaya hazır olduğunda, baba olmaya da aslında hazır olur.

Bebek sahibi olmak dünyanın belki de en güzel duygusudur. Ancak bazı zor yanları da vardır. Anne adayları gebelik süresince birçok zorluk yaşar. Özellikle değişen hormonların etkisiyle duygusallaşır. Bu süreç içinde en büyük destekçi babadır. Bu nedenle babaya büyük sorumluluk düşmektedir. Bebek sahibi olmanın zor yanlarından birisi de budur. Bu nedenle baba olmaya hazırlık çok önemlidir ve babanın kendini gerçekten hazır hissetmesi gerekir. Baba olmaya hazırlığın ilk aşaması, baba olmuş kişilerden fikir almaktır. Çevrenizde baba olmuş kişilerle konuşup, fikir almak size yardımcı olur.

Baba olmaya hazırlık aşamaları;

  • İlk olarak gebelik kontrollerine eşinizle gitmek hazırlığın ilk aşamasıdır. Tüm kontrollere beraber gitmeli ve eşinize her konuda destek olduğunuzu hissettirmelisiniz.
  • Bebeğin ultrasyon muayenesi sırasında siz de orada olun. Bebeğin kalp atışını duymak, onu görmek sizin babalığa hazır olmanıza yardımcı olacaktır.
  • Gebelikte eşinize destek çok önemlidir. Eşinize yardımcı olmak, onunla aynı duyguları paylaşmak, eşinizi her konuda desteklemek baba olmaya hazırlığın bir diğer aşamasıdır.
  • Anne karnında bebek ile konuşmak bebeğin gelişimi için oldukça önemlidir. Sizde anne karnına dokunarak, bebeğinizle iletişim kurmaya çalışın.
  • Genellikle erkekler pek alışverişi sevmez. Ancak bebek alışverişlerine mutlaka gidin. Eşinizle bebek alışverişine beraber çıkın.
  • Duygularınızı eşinizle paylaşın. Bebeğinizle ilgili hayaller kurun. Böylece babalık duygusunu daha iyi yaşayabilirisiniz.
  • Profesyonel eğitim alabilirsiniz.
  • Bebeğinizin bakımında eşinize yardımcı olun. Bebeğinizin bakımını yapmaktan çekinmeyin.
  • Bebek sağlığı, bakımı ve kısaca bebekle ilgili her şey hakkında bilgi edinin.
  • Böylece bebek sahibi olmaya, baba olmaya hazırsınız demektir.

Bebekler İçin Zekâ Geliştirici Oyunlar

Bebekler İçin Zekâ Geliştirici Oyunlar

Çocuklar için oyun hayatın kendisi demektir. Oyun oynamayan çocuk yoktur. Oyun bebeklerin gelişimi için çok önemli bir araçtır. Oyun bebeklerin beyin gelişimine olumlu katkılar sağlar. Doğumdan sonra ilk yıllarda bebeklerin beyinlerinin %70’i gelişmiş oluyor. Bu da demek oluyor ki sonraki ilk yılda yapacağımız oyun ve aktiviteler bebeğimizin beyin gelişimine inanılmaz bir katkı sağlar. Çocuklarla yapılacak en iyi aktivite oyun oynamaktır. Çocuklar ebeveynlerle oynadığı oyunlarda daha mutlu olmaktadır. Çocuklar dünyayı oyun sayesinde daha iyi anlar ve öğrenir. Oyun çocuklara ait bir iştir ve bu işi en iyi çocuklar yapar.

Bazı anneler çocukların oyuncaklar ile oynamasını pek istemez. Bu aslında yanlıştır, çocuk oyun ve oyuncaklar sayesinde dünyayı daha iyi tanır. Anne ve babaların dikkat etmesi gereken en önemli konu, çocuğun yaş grubuna uygun oyunları oynamasıdır. Çocuklar için en iyi oyun türü, gelişimine bağlı oyundur. Çocuğun dünyayı öğrenmek için en iyi aracı oyun ve oyuncaklardır. Bu nedenle ebeveynler bu araçları çok iyi seçmelidir. Çocuğu eğitecek, eğitimine katkı sağlayacak oyunlar tercih edilmelidir. Çocuklar ilk eğitimi ailede alır. Birçok davranışı aile sayesinde öğrenir. Bebeğiniz ile ilk yıllarda “ceee” ve “mini mini bir örümcek” gibi oyunları oynayabilirsiniz.

Bebeklerde Zekâ Geliştirici Oyunlar

0–1 Aylık bebekler için; bu aylarda bebeğiniz ile yüz yüze gelecek şekilde oturun. . Yüzünüzü yüzüne değdirerek gülücükler saçın. Ardından bir kâğıda resimler çizerek 1 dakika boyunca sırayla bebeğinize gösterin.

1–2 Aylık bebekler için; bebeğinize bilek çıngırakları alın. Bu bebeklerin hem dikkatini çeker hem de bebeğiniz bu oyuncakları çok sever. Bebeğinizin bileğine taktıktan sonra ‘seni çok seviyorum’ cümlesi gibi bir cümle seçin ve bunu melodilendirerek bebeğinize söyleyin.

2–3 Aylık bebekler için; bebeğiniz için bu aylarda sert plastikten yapılmış halkalar almalısınız. . Elinize birer tane halka alıp bebeğiniz tutmaya çalışana kadar gösterin. Halkayı tuttuğunda diğer tarafından halkayı bebeğinize doğru iterek ‘hadi çek’ diyin. Ardından halkayı kendinize doğru çekerek ‘hadi it’ diyin. Bebeğinizin avuçlarını açmasına yardımcı olun ve ‘hadi bırak’ diyin.

4–5 Aylık bebekler için; elinize bir kâğıt alarak yüzünüzü kapatın. Bebeğinize ‘beni görmek istiyorsan hadi konuş’ diyerek ses çıkarmasını sağlayın ve ses çıkardıktan sonra onu öpün. İki dakika boyunca tekrar edin.

5–6 Aylık bebekler için; bu dönemde nesneleri tanımaya başladığı için çay kaşıkları, yemek kaşıkları, parfüm kutuları gibi nesneler sunun. Mesela bir çay kaşığını eline verin ‘bir kaşık’ diyin sonra ikinciyi verin muhtemelen diğerini bırakıp onu alabilir sonra üçüncüyü de verin. Ardından bebeğinize bunların hepsi ‘1.2.3. kaşık’ diyin.

6–9 Aylık bebekler için: gün içerisinde neler yaptığınızı melodili hale getirerek bebeğinize anlatınız. 9–12 Aylık bebekler için: bebeğinizi sırt üstü yatırıp burnunuzu burnuna değdirin ve ‘burun’ diyin şarkı söyler gibi. Ardından bu hareketi yanaklarına, kollarına ve bacaklarına tekrarlayabilirsiniz.

OKULA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALI?

OKULA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALI?

Her sene okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerde ve velilerde bir telaş başlar. Özellikle bu sene okula yeni başlayacak öğrencilerde hem sevinç hem de endişe vardır. Okula başlama yaşının değişmesiyle birlikte, velilerin en çok merak ettiği soru çocuğum okula alışabilecek mi? Bazı çocuklar okulun ilk günü ebeveynlerine hiç sorun çıkarmaz ve okula çok çabuk uyum sağlar. Ancak bazı çocuklar anne ve babadan ayrılmak istemediği için okulu kabullenmez. Bu gibi durumlarda veliler okulun ilk günleri sıkıntı yaşamaktadır. Pekâlâ, böyle bir durumla karşılaşmamak için neler yapılmalıdır? Okula yeni başlayan çocuğa nasıl davranılmalıdır?okul korkusu

Çocuklar devamlı sosyalleşme süreci içindedir. Sosyalleşme ve eğitim ilk olarak ailede başlar ve okulda devam eder. Okula yeni başlayacak çocukların kimisi heyecanlı, kimisi ise endişeli bir durum içindedir. Sonuçta çocuklar yeni bir ortama içine girmekte ve yaşamlarında da yeni bir aşamaya geçme sürecindedir. Bu nedenle anne ve babanın desteği çok önemlidir. Okul ortamına alışmak çocuk için biraz zaman alabilir. Ev ortamında bütün ilgi çocuk üzerindeyken, okula gittiğinde kendisi gibi birçok çocuğun bulunduğu bir ortam olacağından çocuğun o ortama alışması biraz zaman alır. Çocuk duygusal olarak gel-git yaşar. Okulun ilk günlerinde velilerin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır.

  • Veliler öncelikle çocuğa karşı kararlı bir tutum takınmalıdır. Çocuk ile anlaşılır şekilde konuşmalı ve çocuk cesaretlendirilmelidir.
  • Çocuk okula gitmek istemiyorsa bunun nedenleri sorulmalı ve korkusunun nedenleri ortaya çıkarılmalıdır.
  • Çocuğun endişelendiği noktalar ortaya çıkarılmalı ancak bunu yaparken çocuk küçük düşürülmemeli ve asla aşağılayıcı konuşulmamalıdır.
  • Velilerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, çocuk asla başka çocuklarla karşılaştırılmamalı ve başka çocuklar iyi örnek olarak gösterilmemelidir.
  • Okula başlamanın kötü bir şey olmadığı anlatılmalı ve sadece onun değil bütün çocukların bunu yaşayacağı söylenmelidir.
  • Çocuğun okula gitmek istememesinin nedeni aileden ayrılma korkusudur. Bu nedenle çocuğa güven duygusu verilmelidir. Çocuğa ben buralardayım ya da çıkışta beni göreceksin, kapıda olacağım gibi cümleler kurarak sakinleşmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuklar için en önemli şey güven duygusudur. İlk günlerde anne-babalar çocuklarını yalnız bırakmamalıdır. Böylece çocuğun güvenini kazanarak okula alışması sağlanabilir.
  • Çocuğa karşı her zaman sakin davranılmalıdır. Anne ya da babanın sergileyeceği kırıcı davranışlar çocuğun okula uyum sürecini uzatır. Bu nedenle her zaman olumlu davranmak gerekir.