Doğum sonrası cinsel isteksizlik

 Uzun bir hamilelik sürecinden sonra bebeğini kucağına alması ile bayanlar için yeni bir yaşam başlar. AdsızHamilelik sürecinde ve doğumdan sonra bayanlarda bazı şikayetler olabilir. Özellikle doğum sonrası oldukça önemlidir ve değişen hormonların etkisi ile anne adaylarında bazı değişiklikler olabilir. Doğum sonrası bayanların yaşadığı sorunlardan birisi de cinsel isteksizliktir. Bayanların bir kısmında doğum sonrasında cinsel isteksizlik görülebilir.

Hamilelik sürecinde yada çocuk sahibi olmadan önce çiftler normal cinsel yaşamına devam ederken, doğumdan sonra bayanlar cinsel isteksizlik yaşayabiliyor. Cinsel isteksizlik önemli bir sorundur ve bu yüzden çiftlerin arasında sorunlar çıkmaktadır.

Peki doğum sonrasında cinsel isteksizlik neden olur ve nasıl geçer?

Hamilelik sürecinde hormonların etkisi ile vücudun değişmesi, cinsel isteksizliğe neden olabilir. Aynı şekilde bebeğime zarar gelecek düşüncesi de anne adaylarının cinsellikten uzaklaşmasına neden olur. Hamilelik şikayetleri, anne adayının endişeli olması, anne adayının aldığı kilolar nedeniyle psikolojik olarak kendini güzel hissetmemesi, zor bir doğum, doğum sonrası şikayetler cinselliği olumsuz yönde etkileyen nedenlerdendir.

Cinsel isteksizlik sadece kadında değil erkekte de görülebilir. Doğumdan sonra annenin sadece bebeği ile ilgilenmek istemesi ve bebeklerden arta kalan zamanlarda da dinlenmek istemeleri cinsellikten uzaklaşmalarına neden olabilir. Ayrıca annelerin doğumdan sonraki ruhsal durumu da cinsel isteksizliği tetikleyebilir.

Doğumdan sonra anneler zamanlarının çoğunu bebekleri ile ilgilenerek geçirirler ve hayatın merkezi bebekleri olur. Bu süreçte eşler anlayışlı ve sakin olmalıdır. Zor bir doğum anneyi psikolojik olarak etkileyeceğinden, doğumdan sonra anneler ruhsal olarak oldukça hassastır. Bu nedenle anneye gereksiz eleştiriler yapılmamalı ve anneliğe alışması için zaman tanınmalıdır. Loğusalık döneminde anneler çok fazla kalabalıktan rahatsız olabilir. Annenin bu dönemi kolay atlatması için en iyi tedavi anneye destek olmak, anlayışlı olmak ve sevginizi göstermek olacaktır.

Doğumdan sonra cinsel isteksizlik normaldir ancak bu sürecin uzaması ciddi sorunlara yol açabilir. Uzmanlar doğumdan sonra cinsel isteksizliğin belirli bir süre normal olduğunu ve ilerleyen günlerde bu sorunun kendiliğinden ortadan kalktığını söylemektedir. Eğer sorun devam ediyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalı ve yardım alınmalıdır.

Doğumdan sonra loğusalık dönemi annenin hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyileşme sürecidir. Bu dönemde kadınlar kendini her açıdan toporlamaya çalışır. Doğumdan sonra annelerin cinsellik konusunda endişe yaşaması normaldir. Eşler bu dönemde daha anlayışlı olmalıdır çünkü doğum sonrası cinsel isteksizlik 3-4 hafta sonra son bulacaktır.

Doğum sonrası cinsel isteksizlikte, değişen hormonların etkisi olduğu da unutulmamalıdır. Doğum sonrası yüksek düzeyde salgılanan hormonlar cinsel isteği azaltabilir. Bu durum geçicidir ve bu dönemde ısrarcı olunmamalıdır.

Emzirirken Oruç Tutulur mu? Emzirirken Oruç Tutmak Anne Sütünü Azaltır Mı?

Emzirirken Oruç Tutulur mu? Emzirirken Oruç Tutmak Anne Sütünü Azaltır Mı?

Bu yazımızda emziren anneler oruç tutabilir mi ve emzirirken oruç tutmak anne sütünü azaltır mı hakkında bilgi vereceğiz. Ramazan ayının gelmesi ile birlikte annelerin en sık sorduğu sorulardan birisi de, emzirirken oruç tutsam sütüm azalır mı sorusudur. Bu nedenle birçok emziren anne oruç tutmak konusunda kararsızlık yaşamaktadır. Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi ve oruç süresinin de uzun olması emziren anneleri oldukça zorluyor. Bu yüzden, ilk altı ay bebek sadece anne sütü ile beslendiğinden emzirirken oruç tutmak bazı problemler yaratabilir. Bebeğiniz 6 aydan büyükse anne sütünün yanında ek gıda da aldığı için oruç tutmanız daha kolay olacaktır. Ancak bebeğiniz 6 aydan küçükse ve sadece anne sütü ile besleniyorsa, sütünüzün azalıp azalmadığına bakmalısınız. Eğer sütünüzde azalma oluyorsa ve bebeğin kilosunda da bir azalma olursa emzirirken anne oruç tutmamalıdır.

Emzirirken oruç tutulduğunda süt azalır diye kesin bir şey söylemek yanlış olur. Çünkü bu tamamen anne ile ilgili bir durumdur. Altı ayın sonunda oruç tutmanızda herhangi bir sakınca yoktur. Bebek ek gıda da aldığı için yeterli beslenecektir. Ancak ilk altı ay içerisinde emziren annelerin oruç tutmaması, bebeğin yeterli beslenmesi için önemlidir. İlk 6 ay anne sütü ile beslenen bebek tüm ihtiyaçlarını anne sütünden karşılar. Bu nedenle ilk 6 ay emziren annelerin oruç tutmaması daha iyi olacaktır. Emzirirken oruç tutan anneler beslenmesine çok dikkat etmelidir. Dengeli beslenmek oldukça önemlidir. Emziren anneler oruç tutacaksa şu noktalarda dikkatli olmalıdır; Emziren anneler oruç tutma sırasında yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Emzirirken oruç tutmak kalori ihtiyaçlarının arttığını anlamına gelir. Bu yüzden tam tahıl içerikli gıdalarla beslenmeye dikkat edilmelidir. İftar ile sahur arasında bol bol su içmeye özen gösterin.

Yeni Doğan Bebeklerde Göbek Bakımı Nasıl Yapılır?

Yeni doğan bebeklerin göbek bağı bakımı nasıl yapılmalıdır? Bebeklerde göbek bakımı nasıl olmalıdır? Yeni doğan bebeklerde göbek bağı ve göbek bakımı

Hamilelik süreci sona ermiştir ve doğum gerçekleşmiştir. Bazı bayanlar da bu süreç oldukça kolay olurken, bazı bayanlar da ise zorlu bir süreç olmuştur. Ancak mutlu sona ulaşılmış ve bebeğinizi sağlıklı bir şekilde kucağınıza aldığınızda bütün o zorlu süreç bir anda unutulmuştur. Çoğu anne baba bebeklerinin göbek bakımında zorlanırlar. Göbek bağı düşene kadar göbekte çeşitli sorunlar olabilir. Bu sorunların oluşmaması için göbek bakımına dikkat etmek gereklidir. Bilindiği gibi gebelik süresince bebek göbek bağı sayesinde gerekli besin ve oksijeni alır. Hamilelikte göbek bağında herhangi bir sorun olduğunda bebeğin gelişimi duracağı için gebelik sona erer. Aynı şekilde doğumdan sonra da göbek bağının enfeksiyon kapmaması için göbek bağı bakımı önemlidir. Doğumdan sonra göbek bağı bebeğin cildinden yaklaşık 2 cm yukarıdan kesilerek göbek mandalı takılır. Göbek bağı kendiliğinden zamanla kuruyarak düşer. Yaklaşık iki hafta içerisinde bebeğin göbek bağı kuruyarak düşer. Dışarıdan yapılacak bir müdahale bebeğin göbek bağının enfeksiyon kapmasına neden olabilir. Bu nedenle göbek bağının kendiliğinden düşmesini beklemek gereklidir.

Göbek etrafında akıntı, kızarıklık, şişlik, kanama olması, kötü koku ve hassasiyet gibi bir durum varsa mutlaka hemen bir doktora başvurulmalıdır. Böyle bir durumun oluşmaması için göbek bakımına dikkat edilmeli ve göbek bağının kendi kendine düşmesi beklenmelidir. Çünkü göbek bağı bir iki hafta içinde kuruyarak kendiliğinden düşer. Göbek bağının erken ya da aksine geç düşmesi durumlarında da mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Göbek bağı düştüğünde çok az bir kanama olabilir. Bu normaldir ancak kanamanın miktarının artması ve devam etmesi durumunda da bir doktora danışılmalıdır.

Bebeğin göbek bağı mikrop almaya müsait olacağından, mikrop bulaşmasını engellemek için bazı önlemler alınmalıdır. İlk olarak göbek bağı bölgesinin temiz tutulması ve göbek bağı düşene kadar bebeğin temizliğini silerek yapmak daha iyidir. Bebeğinizin vücut temizliği silinerek yapılmalı ve bebeğin göbeğine pudra ya da krem asla sürülmemelidir.

Mutlaka göbek kuru tutulmalı ve göbek bağı hava ile temas etmelidir. Bu nedenle bebeğin bezini göbeğin altından bağlayarak, göbek bağının hava ile temas etmesini sağlamalısınız. Bu şekilde göbek bağı kendiliğinden kuruyacaktır. Göbek bağı düşene kadar su içinde banyo yaptırmamak daha faydalıdır. Enfeksiyon riskini azaltmak için uzun süre bebek su içinde tutulmamalı, bunun yerine silerek temizlik sağlanmalıdır. Bebeğin bezini sık aralıklarla değiştirmek ve mutlaka bezi göbek bağının altından katlayarak bağlamak gereklidir.

Doğum Sonrası ilk Doktor Kontrolü

Doğum Sonrası ilk Doktor Kontrolü

Doğum sonrası kontrol oldukça önemidir. Bu nedenle anneler bu kontrolleri aksatmamalıdır. Gebeliğin sona ermesi yani doğumun olması ile vücut değişmeye başlar. Hem ruhsal hem de bedensel olarak anne, bir değişim sürecine girer. Çoğu annede doğum sonrası depresyon durumu görülür. Bu yüzden çevredeki ve aile içindeki kişilerin anneye destek ve yardımcı olmaları çok önemlidir. Doğum sonrası kontroller, hamilelik kontrolleri kadar önemlidir.

Peki, doğumdan sonra doktor kontrolüne ne zaman gidilmeli?

Doğum sonrasında ilk kontrole, doğumdan sonraki 2.hafta gidilir. Doktorunuz duruma göre bu tarihi daha önceye alabilir ve size kontrol için bir tarih verebilir. Genellikle doğumdan bir hafta ya da iki hafta sonra doktor kontrolüne gidilir. Doğumdan sonraki haftalarda doktor kontrolüne mutlaka gidilmelidir. Doğum sonrası kontrolün amacı; öncelikle dikiş yerlerinin kontrol edilmesi ve rahmin küçülüp küçülmediğine bakılmasıdır.

Doğum sonrası kontrollerde ilk olarak doktorunuz eğer dikişleriniz varsa, dikişlerin iyileşip iyileşmediğini kontrol eder. Doğum normal doğum şeklinde olmuşsa vajinadaki dikiş yerleri kontrol edilir. Eğer doğum sezaryen ile olmuşsa, üstteki dikiş yerleri kontrol edilir. Daha sonra ultrason ile rahmin hamilelik öncesinde ki boyutuna dönüp dönmediği kontrol edilir. Bu nedenle bu tür muayeneler sağlık açısından çok önemlidir.

Doğum sonrası kontrollerde genellikle doktorunuz size bir tarih verir. İlk kontrollerden sonra, doktorunuz sizi 2 ay sonra tekrar çağırır. Bu kontrolün amacı ise,  doğum kontrolünün belirlenmesi ve jinekolojik muayenedir.

Anne Sütü Nasıl Artar? Anne Sütünü Arttırmak için öneriler

Anne Sütü Nasıl Artar? Anne Sütünü Arttırmak için öneriler

Anne sütü çok önemlidir ve her bebek mutlaka en az ilk 6 ay anne sütü almalıdır. Anne sütünün faydaları saymakla bitmez. Bu nedenle anne sütü mucizevî bir besindir. Anne sütü ilk 6 aydan sonra da verilmeye devam edilmelidir. Ancak günümüzde bebek sahibi olan annelerin en büyük sorunu, anne sütünün yetersizliğidir. Annelerin ortak sorusu ise, Anne sütünü nasıl arttırabilirim, Anne sütü nasıl artar, anne sütünü arttırmanın yolları nelerdir?

Bu yazımızda bu sorular hakkında bilgi vereceğiz. İşte anne sütünü artırmak için öneriler;

  1. Genellikle anneler süt yapar diye şekerli gıdaları bol bol tüketirler. Ancak bu yanlıştır. Şekerli, kahve, kola gibi kafeinli gıdalardan uzak durulmalıdır.
  2. Bol su tüketilmelidir. Anne sütünü arttırmak için bol miktarda su içilmesi gereklidir.
  3. Anne mutlaka dinlenmeli ve kendini rahat hissetmelidir. Stres, yorgunluk, uykusuzluk anne sütünün azalmasına neden olabilir.
  4. Kuru incir anne sütünü arttıramaya yardımcıdır. Kuru incir yenebileceği gibi haşlanmış incir suyu da tüketilebilir. Bunu için sekiz tane incir, yarım litre su ile kaynatılır. Sabah ve akşamları içilir.
  5. Anne sütünü arttırmak için bitkisel karışımlardan da yararlanılabilir.
  6. Anne dengeli ve düzenli beslenmeye dikkat etmelidir.
  7. Beyaz üzüm, kuru incir, dut anne sütünü arttıran gıdaların başında gelir.
  8. Anne sütünü arttırmak için dereotu bulunmaz bir nimettir. Her gün sabah ve akşam yemeğinden önce tüketilen dereotu anne sütünü arttırır.
  9. Anne sütünün emzirdikçe artacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle sütüm az diye emzirmemek yanlıştır. Sütün artması için bebek emzirilmeye devam edilmelidir.
  10. Anneler beslenmesine dikkat etmeli, beslenmede yeteri kadar demir almaya dikkat etmelidir.
  11. Bebeği doğru emzirmek çok önemlidir. Bebeğin tam olarak beslenebilmesi için doğru emzirme tekniği kullanılmalıdır.
  12. Anneler sütüm yetersiz, bebeğim tam olarak beslenemiyor gibi düşünceleri kafasından atmalıdır. Çünkü anne eğer kendini rahat hissedemezse, bu durum bebeğe de yansır. Bu yüzden annenin moralinin yüksek olması anne sütünü arttırır.
  13. Anne sütünün artması için bebek daha uzun süre emzirilmelidir. Ayrıca bebeği emzirmek için göğüslerin dolmasını beklemek yanlıştır. Göğüslerde her zaman bebeğe yetecek kadar süt vardır.
  14. Anneler taze sebze ve meyve tüketmeye özen göstermelidir. Kalsiyum ve A vitamini sütün artmasını sağlar.

Lohusa şerbeti nedir, nasıl yapılır?

Lohusa şerbeti nedir, nasıl yapılır?

Eskilerden beri loğusa şerbeti, vazgeçilmez adetlerimizden birisidir. Yeni doğum yapmış kadına lohusa denir. Lohusa şerbeti ise, ziyarete gelenlere servis edilir. Lohusa şerbetinin konulduğu sürahi bebeğin cinsiyetine göre farklı renklerde ve şekillerde süslenir. Gelen kişilere loğusa şerbeti ikram edilir. Ayrıca loğusa şerbetinin süt yapma özelliği de vardır. Yeni doğum yapmış bayanların gün içinde lohusa şerbeti içmesi önerilir. Kısaca lohusa şerbeti anne sütünü arttırır ve yeni doğan bebeği görmeye gelenlere ikram edilir.

Lohusa şerbeti anneyi rahatlatır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Annenin kendini rahat hissetmesi anne sütünün artmasını sağlar. Lohusa şerbeti çeşitli baharatların ve kırmızı gıda boyasının karıştırılması ile hazırlanır. Kırmızı gıda boyası yerine loğusa şekeri de kullanılabilir. İsteğe göre kaynatılarak sıcak şekilde ya da soğuk şekilde ikram edilir. Lohusa şerbetinin malzemelerini baharatçılarda kolaylıkla bulabilirsiniz.

Lohusa şerbetinin yapılışı;

Malzemeler; lohusa şekeri, 1 litre su, 15 tane karanfil, 4 tane çubuk tarçın, toz şeker.

Yapılışı; öncelikle loğusa şekerleri bir tencerenin içine konur. Ardından toz şeker, karanfil, tarçın ve su ilave edilir. Tüm malzemeler karıştırılarak ocağın üzerine konulur. Su kaynamaya başladığında lohusa şekeri de erimeye başlar. Şeker eridiğinde bir taşım daha kaynatılır. Şeker tamamen erdiğinde şerbetimiz de hazır olmuş demektir. Süzülerek soğumaya bırakılır.

Doğum Sonrası Saç Neden Dökülür?

Doğumdan sonra saç dökülmesi

Gebelik oldukça özel bir süreçtir. Ancak bu süreçte bazı gebelik sorunları görülebilir. Bunun nedeni vücudun bu yeni duruma hem fizyolojik olarak hem de psikolojik olarak hazırlanmasıdır. Bazı sorunlar ise doğumdan sonra başlar. Bu sorunlardan birisi de doğum sonrası saçların aşırı dökülmesidir. Hemen hemen her annede bu durum görülür.

Peki, doğum sonrası saçlar neden dökülür?

Hamilelikte saç dökülmesinin nedenleri hormonsal ve psikolojiktir. İlk olarak hamilelikte başlayan saç dökülmesi, doğumdan sonra daha da fazlalaşır. Çünkü gebelik ve doğum sonrası anne için oldukça sıkıntılı geçen bir süreçtir. Özellikle doğum sonrası annelerin beden ve ruh halinde birçok değişim olur. Anne hamilelik ve doğum depresyonu yaşayabilir. Bu nedenle gebelik süresince ve doğum sonrasında eşlerin destekleri çok önemlidir.

Stres saç dökülmesinin en önemli nedenidir. Bir de doğum sonrasında ki uykusuz geceler eklendiğinde stres daha da artar. Anne de strese bağlı saç dökülmesi olabilir. Normal saç dökülmesi günde 80–100 arası saç telidir. Uzmanlar bu saç dökülmesinin normal olduğunu söylüyor. Ancak uzun süren şiddetli strese önce saçlar tepki veriyor. Bu nedenle saçlarda aşırı dökülme görülür. Gebelik sonrası hormonların değişmesi, stres, uykusuzluk, aşırı kilo alınması gibi nedenler saçları olumsuz etkiler ve dökülmeler başlar.

Doğum sonrası saç dökülmesinin bir diğer nedeni de gebelikte mat ve cansız görünmeye başlayan, incelen saç tellerinin hamileliğin sonlanmasıyla birlikte hızla dökülmeye başlamasıdır. Çinko, demir, magnezyum, kalsiyum ve potasyum minerallerinin azalması saç dökülmesine neden olur.

Doğum yapan kadınlarda ilk 6 aylık dönemde saç dökülmesi sık rastlanan bir durumdur. Doğum sonrasında saç dökülmesi normla bir durumdur. Çünkü gebelik boyunca yükselen östrojen hormonu, doğum sonrasında normal seviyeye düşer. Bu da saç dökülmesine neden olur. Bu geçici bir dökülmedir. Bu yüzden anneler bu durumu kendilerine sorun yapmamalıdır.

DOĞUMDAN SONRA CİNSEL İLİŞKİ

DOĞUMDAN SONRA CİNSEL İLİŞKİ

Gebelik oldukça zorlu bir süreçtir. Gebelik boyunca anne adayında birçok gebelik şikâyeti görülebilir. Doğumdan sonra annenin vücudunun eski haline dönmesi biraz zaman alır. Doğumdan sonra da anne dikkatli olmalıdır. Çiftler ise bazı konularda kararsızlık yaşamaktadır. Bu konulardan birisi de doğumdan sonra cinsel ilişkidir. Peki, doğumdan ne kadar sonra cinsel ilişki olur? Doğumdan ne kadar sonra cinsel ilişkiye girilebilir?

Normal doğum ya da sezaryen doğumlarda vücudun eski haline dönmesi biraz zaman alır. Bu nedenle cinsel hayatı biraz ağırdan almak en doğrusudur. Gebeliğin başlamasıyla birlikte çiftlerin cinsel yaşamlarında da değişiklikler olur ve eski uyumu yakalamak oldukça zorlaşır. Anne adayları gebelikte cinsel ilişkinin bebeğe zarar vereceğini düşünür. Aslında gebelikte cinselliğin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Doğumdan sonra ise hormonsal değişimler ve hassasiyet anneleri cinsel ilişkiden uzaklaştırabilir.

Doğumdan sonra ilk 6 hafta cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir. Doktorlar doğumdan sonra cinsel ilişki için 6 hafta beklemenin uygun olduğunu düşünmektedir. Annenin vücudunun eski haline gelmesi, doğum sonrası kanamaların bitmesi ya da rahmin eski haline gelmesi için ilk 6 hafta cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır.

Normal doğumlarda ilişkiye girmek için 6 haftanın geçmesi gerekir. Fakat çiftler bu süreden önce de cinsel ilişkiye girebilir. Bu tamamen annenin kendini iyi hissetmesine bağlıdır. Fakat 6 haftadan önce annenin vücudu ve vajina normale dönmediği için çiftler bu durumdan rahatsız olabilir. Doğumdan sonra ilk haftalarda annede kanama ya da akıntılar görülebilir. Normal doğumlarda vajina da dikiş olması cinsel ilişki süresini uzatabilir. Dikişlerin iyileşmesi için mutlaka 6 hafta beklenmelidir ve doktorunuza danışarak cinsel yaşama geri dönülmelidir. Dikişler tam olarak iyileşmeden cinsel ilişkiye girilmesi aşırı ağrıya neden olur.

Doğumdan sonra ilk aylarda vajinada kuruluk, hassasiyet görülebilir. Bu durum doğumdan sonra normaldir. Doktorunuza danışarak, krem ya da jellerden kullanabilirsiniz. Eğer cinsel ilişki sırasında ağrı oluşuyorsa, doktorunuza mutlaka danışın.

Doğumdan sonra devamlı bebekle ilgilenmek, doğumun yaratmış olduğu stres gibi konular annede yorgunluğa neden olur. Doğumdan sonra genelde anneler yorgun ve halsizleşir. Bu durum çiftlerin cinsel yaşamını da etkilemektedir. Bu nedenle bu konuyu eşinizle mutlaka paylaşın. Eşinizle daha fazla vakit geçirin. Doğumdan sonra cinsel isteğin azalması geçici bir durumdur. İlerleyen zamanlarda eski normal hayatınıza geri döneceksiniz. Eğer kendinizi kötü hissediyor iseniz mutlaka bir doktora gitmelisiniz.

GEBELİKTE KARIN ÇATLAKLARI NASIL ÖNLENİR?

GEBELİKTE KARIN ÇATLAKLARI NASIL ÖNLENİR?

Gebelikte anne adayının vücudunda birçok değişim olur. Aynı zamanda birçok gebelik sorunu da görülebilir. Bu gebelik sorunlarından birisi de göbek çatlaklarıdır. Güzel görünmek isteyen anne adayları bu durumdan çok rahatsız olur. Gebelik döneminden oluşan bu çatlakların asıl nedeni cilt yapısıdır. Eğer gebelikte göbek çatlakları oluşmuş ise, tekrar cildin eski haline gelmesi biraz zordur. Bilindiği gibi gebelik ile birlikte anne adayının vücudu değişmeye başlar. Artan hormonların etkisiyle cilt yapısında değişiklikler olur. Bu değişimler de ciltte çatlak oluşmasını kolaylaştırır. Bu nedenle çatlakların oluşmaması için gerekli önlemleri almalıyız.

Cilt oldukça esnek bir yapıya sahiptir. Ancak bu her bayan için aynı değildir. Örneğin cilt yapısı esnek olan bayanlar da gebelik çatlakları çok az olur ya da hiç olmaz. Fakat cilt yapısı esnek olmayan bayanlarda gebelik çatlakları fazla görülür. Bu tamamen cildin yapısı ile ilgili bir durumdur. Bizler yapacağınız hareketlerle göbek çatlaklarının önüne geçebilir ve görünümünüzü koruyabilirsiniz.

Çatlakların oluşumunu engellemek belki zor olabilir. Ancak azaltmak için bazı önlemler alınabilir. Gebelikte göbek çatlakları hamileliğin ikinci yarısında çoğu anne adayında görülür. Çatlaklar sadece karın bölgesinde görülmez. Kalça, göğüs bölgeleri ve kol hizalarında da görülebilir. Fakat en fazla karın bölgesinde görülür. Çatlaklar doğumdan sonra geçmeyebilir ve kalıcı olabilir. Bu anne adaylarının istemediği bir durumdur. İlk olarak cilt gerginleştiği için kaşınmaya başlar, ardından da çatlaklar oluşmaya başlar.

Karın bölgesinde genelde daha fazla çatlak görülür. Bunun nedeni gebeliğin 3. ayından itibaren bebeğin kilo alması ve karın bölgesinin belirginleşmeye başlamasıdır. Alacağınız önlemler ile bu durumu en aza indirebilirsiniz.

Karın çatlaklarını önlemek için neler yapmalıyız?

  • İlk olarak bol bol su içmelisiniz.
  • Cilt için gerekli olan vitaminleri yani E ve C vitaminlerini almalısınız. Bunun için de bol bol meyve sebze yemek gereklidir.
  • Gebelikte masaj yapmak da cilt çatlaklarını azaltır. Bu nedenle cilde masaj yaparak kan dolaşımını hızlandırmak gerekir.
  • Gebelik süresince anne adayı uyku ve beslenme düzenine dikkat etmelidir.
  • Çatlakların fazla olması durumunda doktor kontrolünde göbek çatlaklarını önleyen kremler kullanabilirsiniz. Ancak doktorunuza danışmadan ilaç ya da krem kesinlikle kullanmayın.
  • Aşırı kilo almaktan uzak durun ve dengeli şekilde kilo almaya özen gösterin.
  • Gebelik egzersizleri yapmak da hem kilo alımını dengede tutar hem de çatlakların oluşmasını engeller.
  • Ayrıca karın çatlaklarını önlemek için bitkisel yöntemleri de deneyebilirsiniz. Elma yağı ve badem yağı eşit miktarda karıştırılır ve her gün çatlayan bölgeye hafif şekilde sürülür.
  • Göbek çatlaklarına çilek yağı ve susam yağını karıştırarak yapacağınız karışımla da önleyebilirsiniz.
  • Sağlıklı beslenmek gebelikte oluşan sorunları en aza indirmeye yardımcı olur.
  • Nemlendirici kremlerde çatlak oluşumunu azaltmaya yardımcı olur.

HAMİLELİKTE VAJİNAL AKINTILAR

HAMİLELİKTE VAJİNAL AKINTILAR

Gebelikte vajinal akıntı nedenleri? Gebelikte yaşanan akıntıların nedeni ve tedavisi?

Kadınların birçoğunda akıntı söz konusudur. Aşırı şekilde akıntı olmaması durumunda bir hastalık ya da rahatsızlık söz konusu değildir. Akıntının gebelikte olmasının nedeni, gebelikte meydana gelen hormonların vajinanın dengesini bozup vajinal akıntıya neden olmasıdır. Bilindiği gibi gebeliğin başlaması ile birlikte anne adayında gerek ruhsal gerekse fiziksel değişimler meydana gelir. Değişen hormonların etkisiyle anne adayında birçok sorun görülebilir. Bu sorunlardan birisi de vajinal akıntılardır. Bazen akıntıların fazla olması anne adayını rahatsız eder. Gebelikte oluşan bu akıntıya Lökore adı verilir.

Akıntı her bayanda olabilir. Önemli olan akıntının kokusuz olması, renginin şeffaf-beyaz olması, akıntının uzun zamandan beri var olması ve her gün akıntının olması gereklidir. Böyle durumlarda korkulacak bir durum yoktur, bu akıntılar normaldir. Ayrıca idrar yaparken yanma ve ya kanama gibi belirtilerin de olmaması gerekir. Gebelikte ise akıntının renksiz, hafif kokulu ve biraz daha koyu bir kıvamda olması normaldir. Gebeliğin ilk zamanlarında akıntı bu şekilde iken, ilerleyen gebelikte akıntı artar ve rengi koyulaşır. Bu gibi durumlarda anne adayı rahat olmalıdır, bu akını gebelikte normaldir. Ancak gebelikte akıntının rengi değişiyor ve kokusu da artıyorsa anne adayı dikkatli olmalıdır. Kaşıntı ve yanma gibi şikâyetlerin de olması durumunda hemen bir doktora gidilmelidir. Bu durum normal değildir ve bu akıntıların nedeni enfeksiyon kaynaklı olabilir.

Gebeliğe bağlı oluşan normal akıntı; kokusuz, beyaz, akışkan ve ince bir akıntıdır. Anne adayı bu özelliklere dikkat etmelidir. Çünkü görülen her akıntı gebeliğe bağlı olmayabilir. Bazen enfeksiyonlara bağlı akıntılar olabilir. Bu akıntıların özelliği ise, kötü kokulu, renginin daha koyu olması ve daha bir koyu olmasıdır. Ayrıca normal akıntı, kaşıntı ya da yanmalara neden olmaz. Gebelikte akıntı hamileliğin ilk günlerinden başlayarak son günlerine kadar devam edebilir. Bu dönemde anne adayının dikkat etmesi gereken akıntının özellikleridir. Normal akıntı özellikleri varsa anne adayı rahat olabilir. Ancak akıntı kötü kokulu, renginin daha koyu olması ve kaşıntı varsa hemen doktora gidilmelidir.

Gebelik sonucunda annede mantar enfeksiyonları görülebilir. Bunun nedeni hamilelik sonucunda vücut direncinin azalması ve vajina PH dengesinin bozulmasıdır. Gebelik sonucunda yapışkan, beyaz renkte ve peynirimsi bir akıntı söz konusu ise mantar enfeksiyonundan söz edilebilir. Bazı ilaçlar mantar hastalığının tedavisinde kullanılır ve olumlu sonuç verir. Bazı mantarlar ise ancak tedavi ile yok edilebilir.

Anne adayının dikkat etmesi gereken, gebelik öncesinde mantar durumu söz konusu ise mutlaka tedavi olunmalıdır. Aksi durumda doğumda bazı sorunlara neden olabilir. Anne adayı akıntıların aniden artması durumunda hemen doktora gitmelidir.

Mantar hastalığından korunmak için genital bölgenin kuru tutulması, ıslak mayoyla oturulmaması ve pamuklu iç çamaşırı giyilmeye özen gösterilmelidir. Mantar nemli bölgelerde büyüdüğü için genital bölgenin kurulanması önemlidir.