Anne Karnındaki Bebeğin Ters Duruşu- Bebeğin Ters Durması

Anne Karnındaki Bebeğin Ters Duruşu- Bebeğin Ters Durması

Gebeliğin başlaması ile anne adayında birçok sorun görülebilir. Gebeliğin ilk aylarında anne adayının vücudunun değişmesi ile birlikte hem fiziksel hem de ruhsal olarak değişiklikler görülür. Gebeliğin son ayları da anne adayı için sıkıntılı olabilir. Bunlardan biri de bebeğin anne karnında ters durmasıdır. Gebeliğin son zamanlarına gelindiğinde yani artık bebek son şeklini aldığında bazen her şey istenildiği gibi gitmemektedir. Bebekler anne karnında devamlı hareket ederler. Ultrason görüntülerine bakıldığında bebekler her zaman değişik hallerde görülebilirler. Doğuma bir hafta kala artık bebek son şeklini alır ve doğuma hazırdır. Bebeklerin %96’sı baş aşağıda, ayakları ise yukarı durumda doğarlar. Çok az bir bebek ise başları anne karnında, ayakları ise rahim ağzına yakın durumda doğarlar. Böyle doğumlara makat geliş adı verilir. Gebeliklerin çok az bir kısmında bu durumla karşılaşır. Genel olarak bebekler baş aşağı dururlar. Bebeğin başının doğum kanalında kafasının yukarıda ayaklarının ise aşağıda olduğu durum ters duruştur.

Bebekler doğumdan önce anne karnında genellikle (yaklaşık %96 oranında) başları aşağıda dururlar. Bu geliş şekline baş geliş denir. Doğum esnasında bebeğin kafası yukarda, poposu aşağıda olursa buna da makat geliş diyoruz.

Anne Karnında Bebek Neden Ters Döner?

Bebekler anne karnında sürekli hareket ederler ve dönerler. Bebeğin içinde bulunduğu sıvı sayesinde bebekler devamlı hareket edebilir. Anne rahminin şekli dar kısmı aşağıda olan bir armuda benzetilir. Doğumun yaklaşması ile birlikte bebek kendine en uygun pozisyon olan baş aşağı pozisyonda kalır. Bebeklerin büyük bir kısmı da bu pozisyonda yani baş aşağı doğarlar. Bebeğin tam tersi durumda olmasının bazı nedenleri vardır. Anne karnında ters duran bebekler genelde prematüre bebekler ve ikiz bebeklerdir. Ancak tek olan bebeklerde de bu duruma rastlanmaktadır.

Anne Karnında Bebeğin Ters Durması Tehlikeli mi?

Anne karnında bebekler devamlı hareket edebildiği için, gebeliğin ortalarında bebeğin ters durması önemli değildir. Çünkü bebek tekrar hareket edecektir. Gebeliğin 36 ya da 37.haftalarında bebeğinizin ters durduğunu öğrendiyseniz panik yapmanıza gerek yoktur. Önemli olan son haftalarda bebeğin duruş şeklidir. Doğuma yaklaşırken bebeğin alacağı pozisyon çok önemlidir. Genelde 28. haftaya kadar bebeklerin yüzde 20’si ters durur. Doğuma birkaç hafta kala bu oran yüzde 3’e düşer. Doğuma yakın bebeğin anne karnında ters durması hem anne adayı için hem de bebek için tehlikelidir. Ters duruş pozisyonunda bebeğin göbek bağının sarkma ihtimali artar ve çeşitli olumsuzluklar görülebilir. Bu olumsuzlukların yaşanması da sezaryen doğum ihtimali yükseltir.

Bebeğin Ters Durması Durumunda Sezaryen Doğum Gerekli mi?

Gebeliğin son haftalarında bebek ters duruyorsa normal doğum tercih edilmez. Bunun nedeni bir takım risklerin olmasıdır. Bebeğin ters durması durumunda önerilen doğum şekli, sezeryan doğumdur. Ancak normal doğum şansınız da vardır. Doktorun uygun gördüğü doğum şekli uygulanır.

Düşük Nedir? Düşük Nedenleri Nelerdir?

Anne adaylarının en çok korktuğu durumlardan birisi de düşüktür. Düşük olayı birçok bayanın başına gelmiş bir olaydır ve bu duruma sıklıkla rastlanır. Peki, düşük nedir? Düşük yapıldığı nasıl anlaşılır ve düşük nedenleri nelerdir?

Düşük; gebeliğin yirminci haftası tamamlanmadan önce gebeliğin sonlandırılmasıdır. Bebeğin, anne karnındaki ağırlığının yarım kilo olmadan anne karnından ayrılmasına düşük denir. Düşüğe neden olan birçok sebep vardır. Bu sebeplerden ilki, bebeğin genetik açıdan anormal olmasıdır. Bu gibi durumlarda yani genetik bozukluklarda annenin vücudu bebeği yabancı bir cisim olarak algılar ve vücuttan atmaya çalışır. Eğer bebeğin oluşumu sırasında bir anormallik durumu söz konusu olursa, bebeğin hücrelerinde çoğalma görülmeyecektir ve bu durum da düşük nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı durum spermlerin ya da yumurtaların oluşumu sırasında da olabilir. Bu gibi durumlarda hamilelik oluşmuşsa düşük ile sonlanma riski yüksektir. Düşüğe neden olan sebeplerden birisi de anne adayının gebelik sırasında kullandığı ilaçlardır. Eğer anne gebelik sırasında herhangi bir ilaç kullanmışsa gebelik düşük ile sonlanabilir. Bu nedenle anne adayı dikkatli olmalıdır, eğer ilaç kullanımı sırasında hamilelik fark edilirse hemen bir doktora gidilmelidir.

Bazı durumlarda anne adayının gebeliğinde düşük tehlikesinin olup olmadığı anlaşılmaktadır. Bebeği görmek adına çekilen ultrasonografide bebeğin kalp atışlarının zamanından önce görülmesi durumuna dikkat etmek gerekmektedir. Ya da anne adayında kanama olması, ağrı ve kasılmalar olması durumunda düşük tehlikesinden söz edilebilir. Eğer anne adayında kanama varsa mutlaka bir doktora gidilmelidir. Gebelikte oluşan kanamalar normal karşılanmaz. Bu nedenle anne adayı bu konuya dikkat etmelidir.

Ayrıca rahim ağzının kapalı olması da düşük tehlikesini beraberinde getirmektedir. Anne adayında düşük tehlikesi varsa dikkat edilmesi gerekir. Düşük tehlikesi durumu söz konusu ise, anne adayına yatak istirahatı verilmektedir. Yatak istirahatında anne adayı tüm fiziksel aktivitelerinden uzak durmalı, sadece gerekli durumlarda ayağa kalkmalıdır. Yani sadece banyo, ya da yemek yemek, ve benzer nedenlerle istirahatı bırakmalıdır. Ancak düşük tehlikesi riski çok fazla ise anne adayı tüm ihtiyaçlarını yatakta karşılamalıdır.

GEBELİKTE SEYAHAT ETMEK

GEBELİKTE SEYAHAT ETMEK

Hamilelik ilk günden son güne kadar dikkat edilmesi gereken bir süreçtir. Anne adayı doğuma kadar dikkatli olmalıdır. Gebelikte anne adayı birçok sorunla karşılaşır ve çoğu zaman kararsızlıklar yaşayabilir. Anne adaylarının kararsız kaldığı bir konu da seyahat etmektir. Hamile iken seyahat etmek bebeğe zarar verir mi? ya da seyahat ederken anne adayı nelere dikkat etmelidir? Gibi soruları anne adaylarından çok duyarız. Özellikle bayramın yaklaşmasıyla anne adayları seyahat etmek konusunda kararsızlık yaşamaktadır. Hamile kalmadan önce seyahat etmeyi çok seven ve sürekli gezen anne adayları kararsızlığı daha çok yaşar. Bazı anne adayları gezi planlarını iptal eder. Hatta doğuma kadar hiç seyahat etmemeyi düşünen anne adayları da vardır. Gebelikte seyahat etmenin bir zararı var mıdır? Seyahat edilmesi gerekiyorsa anne adayı nelere dikkat etmelidir?

Bazı anne adayları hamilelik süresince hiç seyahat etmemeyi düşünüyor. Ancak bazen bu mümkün olmuyor ve seyahat etmek zorunda kalınabiliyor. İşte o zaman da bilmeniz gereken basit kurallarla kolay seyahat edebilirsiniz. Hamilelik çok güzel bir duygudur fakat bazen hamilelik ile birlikte değişen vücut anne adayını zaman zaman yorabiliyor. Böyle durumlarda yapılması gereken bulunduğunuz ortamdan uzaklaşarak kısa bir tatile gitmektir. Hamile iken seyahat etmeden önce ilk olarak yapılması gereken doktorunuzla görüşmek ve doktorunuzun onayını almaktır. Eğer her hangi bir rahatsızlığınız varsa doktorunuz onay vermeyecektir. Bu durum aklınıza doğuma kadar hiç seyahate çıkmayacak mıyım diye bir soru getirmesin. Örneğin düşük tehlikesi olan bir gebelikte uzun süre yolculuk yapmak tehlikeli olabilir. Ayrıca gebeliğin son aylarında da seyahat yapmak erken doğum riski yaratacağından pek önerilmez. Burada önemli olan gidilecek mesafenin uzunluğudur. Uzun süre seyahat etmek gebelikte zaman zaman sorunlar yaratabilir. Kısa süreli yolculuklarda bir sorun olmayacağı düşünülmektedir. Ayrıca çok sıcak ya da çok soğuk olan farklı bölgelere gidilecekse anne adayı sorun yaşayabilir. Zaten vücudunuz gebeliğe zor alışırken bir de böyle bir durum sizi yorgun düşürür.

Yapılacak seyahatin hangi ulaşım aracı ile yapılacağı da önemlidir. Eğer seyahat araba ile olacaksa bazı kurallara uymanız gerekir. Kısa mesafeler de dahi olsa devamlı araba yolculuğu yapılmaktadır. Anne adaylarının da arabaya binmeme gibi bir ihtimali yoktur. Otomobiller insan hayatında vazgeçilmez bir hal aldı. Araba ile yolculuk yapacaksanız rahatınızı düşünmek zorundasınız. Çünkü hamilelikte rahatsız bir oturuş şekli sorun olabilir. Uzun yolculuklarda mutlaka sık aralılarla mola vermeli ve yürüyüş yapmalısınız. Uzun süre oturmak anne adayını rahatsız edecektir. Eğer arabayı siz kullanıyorsanız yanınızda mutlaka birileri olmalıdır. Son aylarda ise araba kullanmak tehlikeli olacağından anne adayları son aylarda araba kullanmamalıdır. Araba ya da uçak yolculuklarında emniyet kemeri takmalısınız. Emniyet kemerini de takarken karnınızın üstünden değil, karnınızın altından geçirmeye dikkat edin. Emniyet kemerinin önemi büyüktür. Bu nedenle yolculuklarda emniyet kemeri takmaya özen gösterin. Yurt dışı gezisine gitmeyi düşünüyorsanız gideceğiniz yer hakkında bilgi almalısınız. Yolculuklarda hem bebeğinizin sağlığı hem de kendi sağlığınızı düşünmelisiniz. Bu nedenle temizliğinden emin olmadığınız besinleri yememeye dikkat etmelisiniz. Doktorunuzun izni olmadan asla yola çıkmayın.

DOĞUM ÇANTASI

DOĞUM ÇANTASI HAZIRLAMA

Anne adayı doğum yaklaştıkça daha çok heyecan yaşar ve sabırsızlanır. Bu nedenle doğum çantası önceden hazırlanmalıdır. Doğum çantası oldukça önemlidir. Çünkü doğum sonrasında zorluk yaşayabilirsiniz. Çantanızın hazır olması sonucu hem her şeyi kolayca bulabilir hem de erken doğum ihtimaline karşı her an hazır olabilirsiniz. Böylece kendinizi daha rahat hissedersiniz.

Doğum çantası için gereken malzemeler

Sizin için;

  • Daha önceden yapılan testler, hastanenin telefon numarası, sağlık karneniz, her ihtimale karşı yakınlarınızın telefon numarası,
  • 1 adet pijama ve sabahlık,
  • 2 adet gecelik,
  • Bir adet terlik, çorap ve üşümemeniz için bir adet hırka,
  • 3 adet külot,
  • 2 adet atlet,
  • 2 adet sutyen,
  • Hijyenik göğüs ve kadın pedi,
  • Meme ucu için çatlama önleyici krem,
  • Hastaneden çıkışta giyeceğiniz rahat kıyafetler,
  • Diş macunu ve fırçası,
  • Şampuan ve sabun,
  • Tarak, saçlarınızı toplamak için toka,
  • Deodorant ve parfüm,
  • Cep telefonu,
  • Kâğıt havlu, peçete, ıslak mendil, havlu, bardak,
  • Fotoğraf makinesi gereklidir.

Bebeğiniz için;

  • Battaniye ve küçük yastık,
  • Bebek bezi ve ıslak mendil,
  • Mevsime göre hırka, tulum, pijama, yelek
  • 3 adet çorap, eldiven, şapka,
  • Önlük, biberon
  • Ana kucağı

ERKEN DOĞUM

ERKEN DOĞUM NEDİR?

Erken doğum tüm anne adaylarının korktuğu bir durumdur. Anne adayı hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren doğuma kadar geçen sürede birçok fiziksel ve duygusal değişim yaşar. Anne adayının kafasında birçok soru işareti olur ve her zaman anne adayı endişelidir. Tüm bu sıkıntılar annenin bebeğini kucağına aldığı anda biter. Tabi eğer bebek erken gelmeye karar verirse bu yaşanan sevinç daha da erken olur. Erken doğum gebelikteki riskli durumlardan birisidir. Erken doğum olması gebelikte bazen tehlikeli olmaktadır. 40. haftasını dolduran fetüsün rahim dışına atılması normal doğumdur. Gebelikte 28 ve 37. haftalar arasında yapılan doğumlar erken doğum yani prematür doğumdur. Yani 37. haftadan önce olan doğumlar erken doğumdur. Erken doğan bebekler prematüre bebek olarak adlandırılır. Gebeliklerin çok az bir kısmı beklenen tarihte sona erer. Anne adaylarının büyük bir kısmı ise beklenen tarihten önce bebeklerini kucağına alır. Bu süre ortalama bir haftadır.

Erken doğum riskini arttıran bazı faktörler vardır. Bu faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Anne adayının iyi beslenememesi
  • Çoğul gebelikler
  • Kanamalar
  • Sigara ya da alkol kullanımı
  • Önceki gebeliklerde erken doğum olması
  • Gebelik sırasında herhangi bir cerrahi işlem olması
  • Gebelik zehirlenmesi
  • Fetüsün anne karnında ölmüş olması şeklinde sıralanabilir.

Eğer anne bu risk faktörlerinden birini taşıyorsa dikkatli olmalıdır ve doktor muayenelerini ihmal etmemelidir. Genelde takipsiz gebeliklerde erken doğum riskini oluşturur.

Erken doğumun bazı belirtileri vardır. Anne adayı bu belirtilerden erken doğumun olacağını anlayabilir. Bu belirtiler; kanamalar, karında ağrı, doğum sancılarının başlaması, fetüs zarının yırtılması, bel ağrısı ve su gelmesidir. Erken doğumun söz konusu olacağı ancak doktor muayenesinden sonra anlaşılır. Bazen yalancı doğum sancıları ya da kasık ağrıları olabilir. Ancak erken doğum şüphesi uyandıran belirtiler meydana geldiğinde hemen bir hastaneye gitmekte fayda vardır. Hem anne hem de bebeğin sağlığı için gebeliğin takip edilmesi çok önemlidir. Erken doğan yani prematüre bebekler 2500 gramın altında bir ağırlığa sahiptir. 2000 gramın üstünde ağırlığa sahip olan bebeklerin yaşama şansı oldukça yüksektir. Prematüre bebeklerin çok iyi bakıma ihtiyacı vardır. Erken doğan bebekler hastanelerde kuvözlere konarak enfeksiyonlara karşı korunurlar. Prematüre bebekler çok küçük olduğu için sağlık sorunları yaşarlar. Ayrıca vücut ısılarını dengede tutmakta da zorlanırlar. Bu yüzden yeni doğan bakım ünitesinde tam anlamıyla tedavi olmaları gerekir.

HAMİLELİKTE GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI

HAMİLELİKTE GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI

Gebelikte doğru ve sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Bu yazımızda anne adayları için örnek beslenme listesi verilmiştir.

Kahvaltı;

  • 1 su bardağı az şekerli süt
  • 1 tane haşlanmış yumurta
  • 2 dilim ekmek
  • 1 tatlı kaşığı bal, reçel ya da pekmez
  • Bitki çayı
  • 1 adet meyve

Ara öğün;

  • 1 porsiyon meyve

Öğle;

  • 1 porsiyon pilav ya da makarna( 1 porsiyon = 4 yemek kaşığı)
  • 1 küçük kâse yoğurt
  • 1 dilim ekmek
  • 1 tabak kuru baklagil yemeği ya da 60 gram etli sebze yemeği
  • Meyve

Ara öğün;

  • 1 su bardağı sütlü tatlı
  • 1 porsiyon meyve

Akşam;

  • 1 ince dilim ekmek
  • Mevsim salata
  • Bir kâse çorba
  • 1 porsiyon meyve
  • Bir tabak sebze yemeği( 60 gr et olabilir)

Yatarken;

  • 1 bardak süt veya 1 küçük kâse yoğurt

HAMİLELİK BELİRTİLERİ İLK NE ZAMAN BAŞLAR?

HAMİLELİK BELİRTİLERİ İLK NE ZAMAN BAŞLAR?

Hamile kalmak isteyen bayanlar adet gününün gecikmesiyle büyük bir heyecan yaşar. Acaba hamile miyim diye merak eder. Adet gününün gecikmesi ile birlikte bayanlar hamilelik düşüncesi içinde olur. Ancak adet düzensizliği olan bayanlarda adet gecikmesi yaşanmaktadır. Bu yazımızda gebeliğin ilk belirtileri hakkında bilgi vereceğiz. Gebeliğin oluşması, erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllemesi ile başlar. Gebeliğin ilk sekizinci haftası embriyonik dönem olup, sekizinci haftadan sonra doğuma kadar olan süreç fetal dönem olarak adlandırılır. Gebeliğin olup olmadığını gösteren belirtiler üç gruba ayrılır. Bunlar; şüpheli belirtiler, olası belirtiler ve kesin belirtilerdir.

Gebeliğin erken belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Hamilelik belirtilerinin en erken ve ilk belirtisi adet kesilmesidir. Tüm gebeliklerde adet kesilmesi görülür. Adet olmanız gereken tarih 7 ya da 10 gün gecikmiş ve siz hala adet olmadınız ise bir gebelik testi yapılmalıdır. Ancak adet gecikmesinin başka nedenleri de vardır. Bu nedenleri sıralayacak olursak; yolculuk, stres, yorgunluk, aşırı kilo alıp verme, düzensiz beslenme, hamile kalma korkusu, hormonsal sorunlar, emzirme ya da doğum kontrol hapını bırakma gibi nedenlerde adet gecikmesine neden olur.
  • Bir diğer erken hamilelik belirtisi de sabah bulantılarıdır. Hamileliğin olması ile birlikte 2- 8 hafta sonra sabah bulantıları başlar. Ancak zehirlenmeler ya da aşırı gerginlik de sabah bulantılarına neden olur.
  • Sık sık idrara çıkma hamile kalındıktan 6 hafta sonra ortaya çıkar. Bir diğer sık sık idrar yapma nedeni de idrar yolları enfeksiyonudur.
  • Ağrılı şiş göğüsler hamile kaldıktan sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar. Erken gebelik belirtilerinden birisidir. Adet günlerinin yaklaşması da göğüslerde ağrı ve şişkinliğe neden olur.
  • Bir diğer hamilelik belirtisi de meme ucu çevresinin koyulaşmasıdır. Hamileliğin ilk üç ayı içinde ortaya çıkar.
  • Eğer hamile kalmış iseniz bazı yiyeceklere karşı aşırı istek duyarsınız yani aşerme olayı başlar. Gebeliğin ilk üç ayı içinde ortaya çıkar. Ancak adet günlerinin yaklaşması da özellikle tatlılara karşı aşırı istek duydurabilir.

Gebeliğin kesin belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Aralıklı ve ağrısız kasılmalar hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar.
  • Bebeğin hareketleri ilk olarak hamileliğin16–22 haftaları arasında fark edilmeye başlar.
  • Ultrasonda bebeğin görülmesi hamileliğin oluşmasından sonraki 4. haftadan itibaren başlar.
  • Bebek kalp atışı hamileliğin 10. haftasından itibaren duyulur.
  • 16. haftadan sonra ise anne adayı bebeğinin hareketlerini karnında hissetmeye başlar.

Yalancı Gebelik

DIŞ GEBELİK NEDİR?

Dış gebelik çoğu kadının başına gelen bir olaydır. Görülme olasılığı da oldukça fazladır. Ancak dış gebelik ölüme neden olabilecek bir durumdur. Bu nedenle dikkat edilmelidir. Dış gebelik; döllenen yumurtanın rahim dışına yerleşmesi ile oluşur. Yani normalde rahim içine yerleşmesi gereken yumurta rahim dışına yerleştiği zaman dış gebelik oluşmuş olur. Bu durum ağrı ve kanamalara neden olur. Erken müdahale edilmezse istenmeyen sonuçlar olabilir. Dış gebeliğin erken fark edilmesi anne sağlığı açısından çok önemlidir. Çünkü dış gebelikte döllenen yumurta rahmin iki yanında ki tüplerde görülür. Normal gebeliklerde rahim duvarı esneyip genişlerken, dış gebelikte tüplerde genişleme olmayacağı için bir süre sonra yırtılmalar görülür. Bu yırtılmalar sonucunda annede kanamalar meydana gelir. Dış gebelikte de normal gebelikte ki gibi belirtiler görülür. Dış gebeliğin oluşması şu şekilde gerçekleşir; Döllenen yumurta 48 saat sonra rahime ulaşır ve yerleşerek gelişimini devam ettirir. Gebelik ilerledikçe de annede sağlık sorunları oluşmaya başlar. Bu yüzden gebelik şüphesi olan bayanların hemen doktora giderek muayene olması gerekir.

Dış gebeliğin oluşmasında ki nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Dış gebeliğin oluşmasında birçok neden olabilir. Bu nedenlerden en önemlisi genital enfeksiyonlardır.
  • bir diğer faktör ise daha önceden üreme sisteminde geçirilen bir enfeksiyon dış gebeliğin oluşmasında etkili bir faktör olabilir.
  • Kürtaj dış gebeliğin oluşmasında ki bir diğer en önemli faktördür.
  • Sağlıklı bir gebeliğin oluşması için sağlıklı ve düzgün bir ortam gerekir. Böyle bir ortamın eksikliği dış gebeliğe neden olabilir.
  • Daha önce dış gebelik yaşayan bir kadının ikinci bir dış gebelik yaşama ihtimali yüksektir.
  • Dış gebeliğin oluşmasında sigara tüketimi de etkin bir nedendir.

Dış gebeliğin belirtileri anlayabiliriz. Dış gebeliklerde en önemli belirti kanamalardır. Tüplerin yırtılması sonucu kanamalar meydana gelir. Ya da karın bölgesinde ağrının olması da dış gebelik belirtileridir. Dış gebelik tehlikelidir, bu nedenle erken fark edilmesi gerekir. Normal bir gebelik ile dış gebeliğin belirtileri hemen hemen aynıdır. Bu nedenle anne adayı bu ayrımı pek yapamaz. Ancak uzman bir kişinin muayenesi sonucu dış gebelik anlaşılabilir. Dış gebelikte de normal gebelikte ki adet kesilmesi, mide bulantısı, baş dönmesi gibi belirtiler yaşanabilir.

LOHUSALIK

LOHUSALIK NEDİR?

Gebelik dönemi her ne kadar zor olsa da anneler hayatlarının en güzel döneminin gebelik dönemi olduğunu söyler. Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz ilk an, ilk kalp atışları ya da ilk tekme atışı annelerin hiç unutamadığı anlardandır. Zaman su gibi akıp geçiyor ve artık sıra doğuma geliyor. Minik bebeğinizi kucağınıza alıyorsunuz. Gebeliğiniz sonlanıyor ancak anne adayı yeni bir döneme giriyor. Loğusalık dönemine! Bu dönem de en az hamilelik dönemi kadar önemlidir. Çünkü artık vücut eski düzenine dönmeye çalışıyordur. Hamileliğe alışan vücut, doğumdan sonra tekrar eski halini alana kadar anne bu döneme çok dikkat etmelidir. Loğusalık döneminde hamilelikte de olduğu gibi annede fizyolojik ve duygusal değişimler olur. Loğusalık; bebeğin doğumu ile başlayan ve tekrar vücudun gebelikten önceki haline gelmesine kadar devam eden bir süreçtir. Bu süre yaklaşık 6 hafta sürer. Gebelikten sonraki 6 haftalık döneme loğusalık, anneye ise loğusa denir.

Loğusalık döneminin en önemli özelliği bebeğin doğması ile birlikte meme bezlerinin süt salgılamasıdır. Genel olarak bakıldığında loğusalık; genital organların eski haline dönmesi, süt salgısının başladığı, annenin gebelikteki ruhsal durumunun düzene girdiği bir dönem diyebiliriz. Doğumun ardından vücutta birçok değişikliğin olması anneyi çok etkiler. Aslında fizyolojik yapıdan daha çok anne ruhsal yapıdan etkilenir. Loğusalık döneminde annede bir takım hastalıklar gözlenebilir. Bu hastalıklar; loğusalık humması, loğusalık dönemi enfeksiyonları, flebit hastalığı, meme iltihabı ve kanamalardır.

Loğusalık ve emziklilikte anne adayı dinlenme, egzersiz yapmak, temizlik, giyim, beslenme, genital organ ve memelerin bakımına dikkat etmelidir. Loğusalık döneminde ilk 2–3 gün vajinal akıntılar olabilir. Bu akıntılar kanla karışık olup kırmızı renktedir. 10 günden sonra bu akıntılar beyaz bir renkte olur. Bu durum 4 haftadan sonra tamamen kaybolur. Loğusalık süresince yumurtalıklar da yavaş yavaş eski haline dönmeye başlar.

Loğusalık psikolojisi de önemli bir konudur. Doğum olayı anne yi hem fizyolojik hem de ruhsal olarak etkiler. Uzun bir gebelik süreci ve zorlu bir doğum sonrasında anne de doğum sonrası depresyonu görülebilir. Anne ilk günlerde hüzünlü, endişeli ve yorgun olur. Çevredeki kişilerin anneye destek olması ve doğumdan sonraki bu ilk günlerini annenin daha sakin geçirmesini sağlamalıdırlar.

GEBELİKTE KORDON DOLANMASI

GEBELİKTE KORDON DOLANMASI

Anne adayları hamile olduğunu öğrendikten sonra hem sevinci hem de endişeyi bir arada yaşarlar. Doğuma kadar anne her zaman endişelidir. Çünkü gebelikte anne birçok sorunla karşılaşabilir. Bu sorunlardan birisi de kordon dolanmasıdır. Belki de annelerin en çok korktukları olay budur. Eğer anne adayının çevresindeki kişilerde bu konuyla ilgili kötü anılarını anlatıyorsa anne adayı daha çok korkar ve daha büyük bir endişe yaşar. Bu yazımızda annelerin merek ettiği kordon dolanması ve kordon dolanmasının neden olduğunu konusunu açıklayacağız.

İlk olarak kordon dolanmasına neden olan göbek kordonunu açıklayalım. Göbek kordonu bebeği anneye bağlayan bir bağdır. Bebeğin tüm yaşamsal olaylarını bu kordon sağlar. Bebeğin kirli kanı kordon aracılığı ile atılır. Aynı zamanda oksijence zengin kanı içerisindeki damarlar sayesinde fetüse götürme gibi görevleri vardır. Göbek kordonu bir metre uzunluğunda olup gebelikte geçici organlardan birisidir. Kordon dolanması aslında tehlikeli değildir. Uzmanlara göre 100 hamileliğin çok az bir yüzdesinde tehlikeli olduğunu söylenmiştir. Hamilelikte anne karnındaki bebeğin elinde, ayağında ve de boynunda kordon dolanması olabilir. Kordon dolanması çeşitli sebeplerden olabilir. Doğum sırasında olabileceği gibi bebeğin hareketlerinden de kaynaklanabilir. Kordona bağlı nedenlerden en önemlisi, kordon damarlarının darlığından kaynaklanan nedenlerdir. Normal olarak 1,5 cm kalınlığında olması gereken göbek kordonu çeşitli sorunlardan dolayı daralabilir. Bununla birlikte bebek kordona da dolanabilir.

Bebek kordona dolandığı zaman hemen müdahale edilmelidir. Bebeğin kordona dolaştığı da ancak ultrasonda ve doğum sırasında anlaşılır. Kordon dolanması sonucunda bebeğe daha az kan ve oksijen gider. Bununla beraber kalp atışları yavaşlar. Böyle durumlarda bebek normale dönmezse hemen sezaryene alınmalıdır. Kordon dolanması önceden anlaşılamamaktadır. Aniden oluşabilen bu olay ultrasonda görülür. Eğer bebeğin boynunda kordon görülmüşse ancak bebeği sıkmıyorsa normal doğum olabilir. Eğer bebğin boynuna bir ya da daha fazla dolanmış ve bebeği oksijensiz bırakıyorsa sezeryan doğum düşünülür. Anne adaylarının merak ettiği bir durumda kısa ve uzun kordonun arasındaki farkın ne olduğudur. Göbek kordonunun 30 cm den kısa olmasına kısa kordon, 70 cm den uzun olmasına da uzun kordon olarak adlandırırız. Göbek kordonunun uzun olması kordon dolanmasına neden olan sebeplerden biridir. Genel olarak kordon dolanması hamileiğin son haftasında ve doğum sırasında görülen bir olaydır. Bu nedenle doğum belirtilerinin başlaması ile birlikte hemen bir hastaneye gidilmelidir.