Tüp Bebek Tedavisi ile Çocuk Sahibi Olmak

Son zamanlarda “hamile kalamıyorum” sözünü daha sık duyar olduk. Yaşam koşulları, stresli bir hayat, genetiği değiştirilmiş yumurtlama-gunugıdalar vb. Nedenlerden hamile kalmak giderek zorlaşmaktadır. Elbette hamile kalamamanın bir çok nedeni olabilir. Çiftler bir yıl düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamile kalamama durumunda mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdır. Hamile kalamıyorum şikayeti ile doktora başvurulduğunda, doktorunuz sizden ve eşinizden bazı testler isteyecektir. Yapılacak muayene ve testler sonucunda gebeliğe engel bir durum olup olmadığına bakılır. Neden hamile kalamadığınız araştırılır ve doktorunuz hamile kalabilmeniz için uygun tedaviye başlar. İlaç tedavisi, iğne tedavisi, aşılama gibi yardımcı üreme tekniklerinden bir sonuç alınamazsa tüp bebek tedavisine başlanır. Bazen hastanın sağlık durumuna göre diğer tedavi yöntemleri uygulanmadan tüp bebek tedavisi önerilir. Bu tamamen hastanın sağlık durumuna göre değişmektedir.

Bazen çiftlerde herhangi bir sorun olmamasına rağmen gebelik oluşmaz. Bu durumu da bilinmeyen infertilite adı verilir. Günümüzde hamile kalmak için kullanılan tedavi yöntemlerinden birisi de tüp bebektir. Tüp bebek tedavisi ile bir çok çift bebek sahibi olmaktadır. Doğal yolla hamile kalamayan bayanlar tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olabilir. Çocuk sahibi olmak her çiftin hayalidir ve bayanlar çocuk sahibi olmak için bazen bir çok kez tedavi görmektedir. Tüp bebek tedavisi de zorlu bir süreçtir ve bu süreçte çiftler hem maddi hem manevi olarak yıpranmaktadır. Tüp bebek tedavisine başlanmadan önce, tedavinin başarısız olma ihtimalinin de bulunduğu unutulmamalıdır. Bazı bayanlarda ilk tüp bebek denemesi başarılı olurken, bazı bayanlar bir kaç kez tüp bebek denemesi sonucunda hamile kalmaktadır. Tedavinin başarılı olması, hastanın vücut yapısı ve tüp bebek merkezi ile ilgilidir. Bu nedenle tüp bebek merkezini seçerken dikkatli olmakta fayda vardır.

Tüp bebek tedavisi hakkında bir çok soru sorulmaktadır. İlk olarak kısaca tüp bebek tedavini açıklayalım. Tüp bebekte iğne tedavisi ile bayanda yumurta uyarımı yapılır. Uyarılan yumurtalar belli bir olgunluğa ulaştığında toplanır. Bu sırada erkekten sperm örneği alınır ve özel laboratuvar koşullarında yumurta ve sperm birleştirilerek döllenmesi sağlanır. Döllenme sonucunda oluşan embriyolar hastanın rahmine yerleştirilir. Tedavinin son aşaması embriyo transferidir. Transfer edilen embriyo rahme tutunduğunda gebelik oluşur. Bazı hastalar ilk tüp bebek denemesinde hamile kalırken, bazı hastalar bir kaç deneme sonrasında hamile kalmaktadır.

Diğer tedavilere oranla, tüp bebek denemesinde gebelik şansı daha fazladır. Ayrıca ilerleyen tıp sayesinde, geçmişe oranla tüp bebek tedavisi daha kolaylaşmıştır. Tüp bebek tedavisi ile geçmişten bugüne bir çok kişi çocuk sahibi olmuştur.

Tüp bebek tedavisine başlamadan önce ve embriyo transferi sonrasında bayanlar dikkatli olmalıdır. Bu süreçte yapılacak her hareket tedavinin başarı şansını etkiler. Özellikle stres bu süreçte çok tehlikelidir ve bayanlar embriyo transferi sonrasında maalesef çok stresli olmaktadır. “Acaba bebeğim tuttu mu? Hamile kalabilecek miyim? Tedavim başarısız olursa ne yaparım?”gibi sorular devamlı zihinde dolaşır ve bu durum bayanları çok etkiler. Embriyo transferi sonrasında anne adayı oldukça rahat olmalıdır. Ağır kaldırmamalı, yorucu egzersizler yapmamalı, mümkün olduğunca dinlenmeli ve stresten uzak durmalıdır. Her şeyin güzel olacağını, tedavinin başarılı olacağı ve sonunda bebeğinizi kucağınıza alacağınızı düşünün. Çünkü olumsuz düşünmek kişinin strese girmesine neden olur.

 

Aşılama en fazla kaç kez yapılır?

Aşılama en fazla kaç kez yapılır?bebek-cinsiyeti

Bu yazımızda sıkça sorulan bir soru olan “aşılama en fazla kaç kez yapılır” sorusunu cevaplayacağız”. İlk olarak aşılamanın tanımını yapacak olursak; aşılama doğal yolla bebek sahibi olamayan çiftler için uygulanan yaygın ve ekonomik bir tedavi şeklidir. Aşılama spermlerin yumurtaya yakın bir yere bırakılması işlemidir. İlk olarak, hızlı ve sağlıklı spermler seçilir ve bu spermler laboratuvar ortamında bazı işlemlerden geçerek, enjektör yardımı ile direk rahim içine yerleştirilir. Erkekten alınan spermler laboratuvar ortamında kimyasal maddeler ile yıkanma işlemine tabi tutulur. Yıkanmış spermler enjektör yardımı ile rahime yerleştirilir. Aşılama işleminde sağlıklı ve hızlı hareket eden spermler seçildiği için başarı şansını arttıracaktır. Böylece hamilelik şansı da arttırılmış olur. Aşılama yardımcı üreme tekniğinin ilk basamağıdır ve aşılama işlemi anestezi gerektirmeyen kolay ve ağrısız bir yöntemdir.

Doğal yolla çocuk sahibi olamayan çiftler yardımcı üreme tekniklerine başvurur. İlk olarak hastaya ilaç tedavisi uygulanır. Sonuç alınamazsa aşılama ve daha sonra tüp bebek tedavisine başvurulur. Aşılama tedavisi için en az bir yıl korunmasız ve düzenli cinsel ilişki gerekir. Eğer korunmasız bir yıl cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmazsa aşılama işlemi uygulanır.

Aşılama tedavisinin uygulanması için rahim filminde tüplerin açık yada en az birinin açık olması gerekir. Ayrıca erkeğin de yeterli sayıda ve hareketlilikte sperm olması gerekir. Bu nedenle tedavi öncesinde erkekten sperm örneği alınır. Yapılacak muayene ve testler sonucunda da doktorunuz size uygun tedavi yöntemini belirler.

Peki aşılama tedavisi kaç kez yapılır?

Aşılama tedavisi hastanın sağlık duruma göre iki yada üç kez yapılabilir. Aşılama hastanın isteğine göre üçten fazla da yapılabilir. Ancak üç kez aşılama yapılmasına rağmen gebelik oluşmamışsa tüp bebek yöntemine başvurulmalıdır. Bazı çiftler ilk aşılama sonrasında tüp bebek yöntemine başvurmaktadır. Aşılama sayısı çiftlerin ekonomik durumuna göre de değişmektedir.

3 kez aşılama yapılmasına rağmen gebelik oluşmayan hastalar tüp bebek yöntemine yönlendirilir. Çünkü aşılama tedavisinden fayda görülmeyeceği için daha fazla denemek hastaları hem maddi hem de manevi açıdan yoracaktır. Tüp bebek tedavisinde gebelik şansı daha yüksek olacağından, bir kaç aşılama denemesinden sonra tüp bebek tedavisine geçilmelidir.

Doktorunuz tedavinin durumuna bakarak tekrar aşılama denemesi konusunda size bilgi verecektir. İlk aşılama tedavisi sonrasında doktorunuz size tekrar aşılama önerecektir. Çünkü ilk aşılamaya göre, ikinci aşılama da başarı şansı biraz daha fazladır. Eğer hasta kabul ederse ikinci aşılama tedavisine başlanır. Bazı hastalar ise aşılama tedavisinden fayda görmeyeceğini düşünerek tüp bebek tedavisine başlamak isteyebilir. O zaman da hastaya tüp bebek tedavisi uygulanır. Aşılamanın sayısı, doktorunuzun önerisi ve sizin isteğinize göre değişebilir. Çünkü bazı durumlarda doktorunuz aşılama yerine tüp bebek önerebilir. Çünkü bazen bayanda çeşitli sağlık sorunları olabilir. bu da tedavinin başarı şansını etkiler. Bu nedenle doktorunuz aşılamanın başarısız olacağını düşünerek, tüp bebek tedavisine başlatabilir.

 

Mutlu bir çocuk yetiştirmenin yolları


anne-cocuk

İnsanlar gün içinde bir çok duygu yaşarlar. Bazen çok sinirli bazen ise çok mutlu. Önemli olan hayatın güzel yönlerini görmek ve kendimize gün içinde küçük mutluluklar yaratmaktır. Herkes mutlu olmak istiyor ama mutlu olmak için ne yapıyoruz? Özellikle çocuklarımızı nasıl daha mutlu bireyler olarak yetiştirebiliriz?

Mutlu çocuk nasıl yetiştirilir” sorusu çok önemlidir. Çünkü çocuğumuz mükemmel olsun diye uğraşırken mutlu yada mutsuz olduğunu fark edemiyoruz. Çocuğum iyi yetişsin, çocuğum mükemmel olsun diyerek ebeveynler maalesef fark etmeden mutsuz bir çocuk yetiştirebiliyor. Bu nedenle mutlu bir çocuk yetiştirmenin altın kurallarından bahsedeceğiz.

Çocuğunun mutlu olduğunu görmek tüm anne babalar için en değerli şeydir. Bir anne baba için en büyük zenginlik çocuğunun yüzündeki gülümsemedir. Anne babalar mükemmel çocuk yerine mutlu bir çocuk yetiştirmelidir. Çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere büyük görevler düşmektedir.

Peki çocuğumuzu nasıl daha mutlu yetiştirebiliriz?

  • Her çocuğun aynı başarıyı göstermesini beklemek yanlıştır. Her çocuk farklıdır ve özeldir. Bu nedenle kıyaslama yapmak çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Her çocuğun özel olduğunu unutmamalı ve çocuğunuzu asla başka çocuklarla kıyaslamayın. Özellikle çocuğun kardeşi ile kıyaslanması ya da başka çocuklar ile kıyaslanması çocuğun mutsuz olarak yetişmesine neden olur. Mutlu bir çocuk yetiştirmenin ilk kuralı kıyaslama yapmamaktır.
  • Çocukların öz güvenini arttırmak, mutlu olmasını sağlar. Başarı duygusu çocuğun mutlu bir birey olarak yetişmesine katkı sağlar. Anne babalar çocuğum yapamaz düşüncesi ile her şeyi kendileri yapmak ister. Ancak çocuğun yapabileceği işleri kendisinin yapmasına izin verin. Çocuk başarma duygusunu tatmalı ve işe yaradığını hissetmelidir. Çocuk yapabileceği işleri kendisi yaparak mutlu olacaktır.

  • Hiçbir çocuk mükemmel değildir ve çocuğun mükemmel olmasını istemek, çocuğu mutsuz edecektir. Çocuğun mükemmel olmasını istemek yerine ona destek olmak daha mutlu bir birey olarak yetişmesini sağlar.
  • Sevgi her insan için önemlidir ve çocuğunuza sevginizi doğru bir şekilde ifade edin. Elbette her anne baba çocuğunu sever. Ancak önemli olan bu sevgiyi çocuğa doğru bir şekilde göstermektir. Çocuğunuza sevginizi ifade edin. Sevildiğini hisseden çocuk mutlu olacaktır.
  • Sevgi ve saygı mutlu bir çocuk yetiştirmede oldukça önemlidir. Çocuğunuza kendisine ve başkalarına saygı duymayı öğretmelisiniz. Çocuğunuza saygıyı iyi bir rol model olarak siz öğreteceksiniz. Çünkü çocuk saygı duymayı sizi örnek alarak öğrenir. Kendisine ve çevresine saygılı bir çocuk mutlu bir şekilde yetişecektir.
  • Çocuğunuza sevildiğini ve ne kadar önemli olduğunu hissettirin. Sevildiğini ve önemsendiğini bilmek her insanı mutlu eder. Hele ki çocuklar daha da mutlu olur. Böylece daha mutlu bir çocuk yetiştirebilirsiniz.
  • Mutlu bir çocuk yetiştirmenin son kuralı da tutarlı olmaktır. Burada anne babalara büyük iş düşmektedir. Çünkü söyledikleriniz ile yaptıklarınız arasında tutarsızlık olması çocuğu olumsuz etkiler. Çocuğa doğru örnek olmak olabilmek için söyledikleriniz ile yaptıklarınızın birbirini tutması gerekir. Çocuklar kendilerine her zaman bir rol model seçer ve bu genellikle anne baba olur. Bu nedenle çocuğun daha mutlu yetişmesi için tutarlı olmak çok önemlidir. Doğru bir rol model olmak, tutarlı olmak, çocuğa sevildiğini hissettirmek, saygılı olmak çocuk için en büyük zenginliktir.

KISIRLIK (İNFERTİLİTE) NEDİR?

 

Son yıllarda hamile kalamama şikayetini sıklıkla duyuyoruz. Yaşam tarzı, hormonlu gıdalar, stresli bir hayat gebe kalma şansınıgebelik-ne-zaman büyük ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle son yıllarda kısırlık (infertilite) sıklıkla duyulan bir kelime oldu. Hamile kalamama sorunu bir çok bayanda sıklıkla görülürken, bu durum bayanları psikolojik olarak büyük ölçüde etkilemektedir. Hamile kalamayan bayanlar paniğe kapılmamalı ve hemen akla kısırlık kelimesini getirmemelidir. Çünkü her bayanın hamile kalma süresi farklıdır ve o ay hamile kalamamak kısırlık belirtisi değildir.

İlk olarak kısırlığın yani infertelitenin tanımını yapalım. İnfertilite bir yıl düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamile kalamama durumudur. Çiftlerde bir yıl süreyle korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmamışsa kısırlıktan söz edilebilir. İnfertelite yani kısırlıktan bahsedebilmek için çiftler en az bir yıl beklemeli ve bir yıl sonunda henüz gebelik oluşmamışsa bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdır. Yani kısırlıktan bahsedebilmek için en az bir yıl geçmesi gerekir. İnfertilite (kısırlık) çiftlerin %15’inde görülen bir durumdur. Çoğu zaman çiftlerde herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen gebelik oluşmaz. Bu durum bilinmeyen infertilite olarak adlandırılır.

Çiftler çocuk sahibi olmaya karar verdiği zaman, hemen hamilelik beklemektedir. Ancak ilk adet döneminde hamile kalınması zordur ve gebeliğin oluşması için belli bir sürenin geçmesi gerekir. Yani her bayanın hamile kalma süresi farklı olduğu için o ay hamilelik oluşmayabilir. Genellikle sağlık sorunu olmayan ve düzenli yumurtlaması olan bayanlar ilk 3 ay içinde hamile kalırken, adet düzensizliği yaşayan bayanlar 6 ay ile bir yıl arasında hamile kalmaktadır.

İnfertilite yani kısırlıkta problem kadında, erkekte ya da her ikisinde de olabilir. Bazen ise erkekte ya da kadında hiç bir sorun saptanmaz. Bu nedenle hamile kalamama durumunda mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Yapılacak muayene ve testler ile kısırlığın nedeni araştırılır. İnfertilite durumunda çiftler beraber araştırılarak sorunun ne olduğu anlaşılmaya çalışılır. Hem kadın için hem de erkek için bazı testler yapılarak, herhangi bir sorun olup olmadığı araştırılır.

Hamileliğin oluşması için kadının düzenli yumurtlaması, fallop tüplerinin açık olması, rahim içinde herhangi bir sorunun olmaması, erkeğin sperminin normal sayıda şekil ve hareketliliğe sahip olması gerekir. Bu koşullardan birinin eksik olması gebeliğe engeldir. Bu nedenle bir yıl süre geçmesine rağmen hamile kalınmamışsa bir kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. 35 yaşın üstündeki bayanlar ise bir yıl beklememeli ve 6 ay sonunda doktora başvurmalıdır. Çünkü yaşın ilerlemesi hamile kalma şansını düşürmektedir.

İnfertilite şikayetinde hastanın durumuna göre tedavi yöntemleri değişmektedir. Hamile kalmaya engel durum bulunarak bir tedavi yöntemi belirlenir. Evlilik yılı ve hastanın durumuna göre aşılama ya da tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleri uygulanabilir.

Mutlu Bir Hamilelik için Öneriler

Mutlu ve rahat bir hamilelik için ne yapmalı? Mutlu bir gebelik için anne adayları nelere dikkat etmeli? Daha mutlu bir giyimhamilelik geçirmenin yolları nelerdir?

Mutlu bir hamilelik hem annenin hemde bebeğin sağlığı için oldukça önemlidir. Sağlıklı bir gebelik süreci için anne adayının stresten ve kendini üzecek, mutsuz hissedecek her şeyden uzak durmalıdır. Bilindiği gibi gebelikte hormonların etkisi ile vücut değişime girer ve anne adayı hem ruhsal hemde fiziksel olarak değişir. Normal yaşamına oranla duygusallık daha ön plandadır. Ayrıca bebeğime zarar mı gelecek korkusu da anne adayının endişelenmesine neden olur. Bu nedenle anne adayının çevreden alacağı destek kendini iyi hissetmesi ve rahatlaması için çok önemlidir.

Hamilelik dönemi her kadın için özel ve hayatın en güzel dönemlerinden biridir. Elbette hamilelik güzel olduğu kadar sıkıntılı bir dönemdir ve bu süreci bazı bayanlar rahat, bazı bayanlar sıkıntılı geçirebilir. Değişen hormonların etkisi ile hassasiyet en üst düzeydedir ve anne adayı ilk zamanlarda sinirli, endişeli, gergin bir ruh halinde içinde olabilir. Bu dönem geçicidir ve bu dönemde anne adayının çevreden destek alması kendini daha rahat hissettirecektir.

Mutlu bir hamilelik için anne adayı neler yapabilir?

  • İlk olarak anne adayları stresin bebeğe verdiği zararı unutmayarak, endişeli ruh halinden acilen uzaklaşmalıdır. Hamileliğin öğrenilmesinden sonra endişelenmek yerine güzel günlerin başladığı düşünülerek mutlu olunmalıdır.
  • Gebelik dönemini rahat geçirmek, doğumun da kolay olmasını sağlar. Unutmayın ki siz ne hissederseniz bebeğiniz de onu hisseder…
  • Anne adayının bebeği ile konuşmasının çok faydası vardır ve anne ile bebek arasında ki bağın daha da güçlenmesini sağlar. Yapılan araştırmalarda anne karnında bebek ile konuşmanın hem annenin sağlığı açısından hemde bebeğin gelişimi açısından bir çok faydasının olduğu gözlenmiştir.
  • Müzik dinlemek, kitap okumak, yararlı TV programları izlemek, bebek ile ilgili faydalı kitapları okumak anne adayını rahatlatacaktır.

  • Mutlu bir gebeliğin ilk şartı pozitif düşünmektir. Bebeğinizin sağlıklı bir şekilde geliştiğini, rahat bir doğum yaptığınızı ve sağlıklı bir şekilde bebeğinizi kucağınıza aldığınızı düşünün. Bu şekilde pozitif düşünmek, pozitif davranmanıza da neden olacaktır. Pozitif düşünen anne adayı hem kendi sağlığı hemde bebeği için en iyisini yapmaya çalışacaktır.
  • Pozitif düşünmek için de her konuda seçici davranmak gerekir. İzlediğiniz film, haberler, diziler, dinlediğiniz müzik, okuyacağınız kitap vb. Her konuda seçici olun. Sizi üzen TV programlarından ya da haberlerden uzak durmak en mantıklısıdır. Aynı şekilde sizi üzen değil, neşelendiren insanlarla vakit geçirin. Hamileliğiniz süresince sevdiğiniz kişilerle vakit geçirmek sizi mutlu edecektir ve rahatlatacaktır.
  • Gebelik döneminde eşlerin birbiri ile iletişimi de çok önemlidir. Anne adayı eşinden aldığı destek ile her sorunu çözeceğini düşünür ve bu şekilde rahatlık hissi duyar. Bayanlar üzüntülerini ya da sevinçlerini eşi ile paylaşmalıdır.
  • İyi düşünmek iyi şeylerin olmasını sağlar. Anne adayları iyi düşünmeli, diğer insanlar için iyi dileklerde bulunmalı ve bol bol dua etmelidir. Bu şekilde anne adayı kendini ruhsal olarak iyi hissedecektir.
  • Bebek ile anne arasındaki bağ hamilelikte başlar. Bebek anne karnında hisseder ve duyar. Bu nedenle anne adayları bebeği ile konuşabilir ve bebeğinizi karnınızda sevebilirsiniz.
  • Çocuklarınız varsa onlarla birlikte aktiviteler planlamak, birlikte vakit geçirmek sizi rahatlatacaktır. Eşiniz ve çocuklarınız ile keyifli vakit geçirmek anne adayını mutlu eder.
  • Her zaman kendinizi rahatlatacak cümleler kurun. Evinizde canlı çiçekler, renkli tablolar ya da sizi mutlu edecek küçük objeler kullanın.
  • Gebelikte anne adayları kolaylıkla depresyona girebilir. Bu nedenle çeşitli aktivitelerle uğraşmak depresyondan kurtarabilir. Doktorunuza danışarak egzersiz yapabilir, kendinizi yormayacak aktivitelerle uğraşabilirsiniz. Açık havada yürüyüş yapmak anne adaylarını oldukça rahatlatmaktadır.
  • Güzel giyinmek ve kişisel bakıma dikkat etmek annenin kendini iyi hissetmesini sağlar. Anne adayı aynada kendini güzel görerek mutlu olur.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenmek de mutluluk için önemlidir. Anne adayı yeterli ve dengeli beslenmelidir.

 

 

İlkbaharda hamilelik; ilkbaharda rahat bir hamilelik geçirmek için öneriler

 

İlkbaharın gelmesi ile havalar ısındı ve ağaçlarda rengarenk çiçekler açtı. Bahar herkesi mutlu eder ama en çok da hamileler gebelige-karar-vermekmutlu olur. İlkbahar keyifli bir mevsimdir ve baharın gelmesiyle insanlar bir değişim sürecine girer. Nedensiz mutluluklar, ince kıyafetler giymek ve güneşin tadını çıkartarak tatil planları yapmak….

Bahar ayı her ne kadar keyifli olursa olsun, bu ayların olumsuzlukları da göz ardı edilmemelidir. Özellikle mevsim geçişlerinde havaların ani değişimi birlikte ortaya çıkan bahar yorgunluğu, bahar alerjisi ve depresyona dikkat etmek gerekir. Hamileler bu durumdan iki kat fazla etkilenir ve özellikle polenlere bağlı alerjik hastalıklar hamileleri bu dönemde oldukça etkilemektedir. Bu nedenle kaliteli ve rahat bir hamilelik geçirmek için anne adayları bahar aylarında daha dikkatli olmalıdır.

Gebelik sürecinde anne adayı ruhsal olarak bir değişim sürecine girer. Baharın gelmesi bazı anne adaylarının psikolojisini olumlu etkiler ve bu değişime anne adayları kolaylıkla alışır. Ancak bazı anne adayları için durum bu kadar kolay değildir. Özellikle bahar alerjisi yada bahar yorgunluğu yaşayan anne adayları kendini sıkıntılı bir dönem içinde bulur. Bu nedenle anne adayları bazı konularda daha dikkali olmalıdır. İlk yapılması gereken bahar alerjisinden korunmaktır. Bahar alerjisi, havada ki polen miktarının artmasıyla bir çok kişide görülen bir durumdur. Hapşırma, burun tıkanıklığı ve akıntısı, gözde kızarıklık, kaşıntı ve gözde sulanma, baş ağrısı gibi şikayetler sıklıkla görülür. Bu nedenle hamileler dışarıdan geldiğinde duş almalı, kıyafetlerini değiştirmeli ve mümkünse rüzgarlı havalarda dışarı çıkmayarak önlem almalıdır. Eğer anne adayında bahar alerjisi şikayeti varsa ve devam ediyorsa mutlaka doktoruna danışmalıdır.

Bahar aylarında beslenme düzenine ve sıvı alımına da dikkat edilmelidir. Havaların ısınması ile birlikte günlük sıvı ihtiyacı da artacaktır. Dengeli ve düzenli beslenmeye, bol sebze meyve tüketmeye, bol su içmeye özen gösterilmelidir. Baharın gelmesi ile meyve ve sebze seçeneği de arttı. Bu nedenle ağır yağlı yemekler yerine taze sebze ve meyve tüketmek daha sağlıklıdır.

Bahar aylarında anne adayında bahar yorgunluğu da görülebilir. Özellikle anne adayları ödeme dikkat etmelidir. Ödem oluşumunu engellemek için tuz azaltılmalı ve bol su içilmelidir. Ayakta fazla durmamak, uzun yürüyüşler yapmamak ve bacaklarınızın altına bir yastık koyarak şişkinliği önleyebilirsiniz. Bahar aylarında anne adaylarında ödem artacağı için rahat ve bol kıyafetler, sıkmayan çorap ve ayakkabılar tercih edilmelidir.

Eğer gebelik sürecinde herhangi sağlık sorununuz yoksa doktorunuz egzersiz yapmanıza izin veriyorsa, bahar aylarında ki sıkıntılardan kurtulmak için egzersiz iyi bir çözümdür. Gebelik egzersizleri ile kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. Ayrıca rahat ve kolay bir doğum için de egzersiz önemlidir. Egzersiz yapamayan anne adayları kısa mesafeli yürüyüşler yapabilir. Herhangi bir spor ya da egzersiz yapmadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Çocuklar için meyveli süt tarifi

 

Süt çocukların vazgeçilmez içeceğidir, bir de sütün içinde meyve olursa çocuklar bu içeceği severek tüketir. Bu yazımızda mçocukların çok sevdiği meyveli sütleri evde kendimiz nasıl doğal şekilde yapabiliriz hakkında bilgi vereceğiz.

Her anne çocuğunun doğal ve sağlıklı beslenmesini ister. Sütün faydası saymakla bitmez ve çocukların gelişimi üzerinde de süt oldukça faydalıdır. Ancak çoğu anne hazır satılan meyveli sütlerin ne kadar sağlıklı olduğu konusunda kararsızlık yaşar. Peki hazır ürünlerini almak yerine evde doğal şekilde nasıl meyveli süt hazırlayabiliriz?

Evde meyveli süt yapmak oldukça kolaydır ve çocuğunuza bu hazırlamış olduğunuz sütü gönül rahatlığı ile içirebilirsiniz. Meyveli sütün bir çok çeşidi yapılabilir. Evde hangi meyve varsa o meyve ile kolaylıkla meyveli süt hazırlayabilirsiniz. Genellikle çocuklar muzlu ve çilekli süte bayılır. Yaz mevsiminin yaklaşması ile de taze meyvelerden hazırlanan meyveli sütler, çocuklar için sağlıklı bir içecektir. Marketten hazır içecek almak yerine evde kendiniz hazırlayabilir ve süt sevmeyen çocuklar dahi bu sütleri severek içerler. Ancak bu hazırlanan sütler günlük süt ile her gün taze olarak hazırlanmalıdır.

Meyveli süt için hangi malzemelerin gerekli olduğuna bir göz atalım:

Muzlu süt tarifi; Muzun kabukları soyulur ve derin bir kaba alınır. Üzerine isteğe göre şeker ya da bal eklenerek robotta ya da bir ezici ile muz ezilerek püre haline getirilir. Üzerine süt eklenerek karıştırılır ve muzlu sütünüz hazır.

Çilekli süt tarifi; çileklerin sap kısımları temizlendikten sonra yıkanır. Üzerine az miktarda şeker eklenerek blender yardımı ile püre haline getirilir. Süt ile karıştırılarak çilekli sütü hazırlayabiliriz.

Şeftalili süt; yaz ayının yaklaşması ile tezgahlarda yaz meyvelerini de görmeye başladık. Şeftalili süt de çocuklar tarafından oldukça seviliyor. Şeftalili sütümüzü hazırlamak için şeftali yıkanır ve soyulur. Şeker, bal ya da pekmez eklenerek püre haline getirilir. Süt ilave edilir ve şeftalili sütümüz hazır…

Meyveli süt tarifi; karışık meyveli süt hazırlamak için bir tane armut, bir tane muz, bir tane şeftali süte ihtiyacımız var. Meyveler yıkanıp küp küp doğrandıktan sonra blender yardımı ile püre haline getirilir. Süt ile karıştırıldıktan sonra meyveli sütümüz hazır…

Kakaolu süt; kakaolu süt de çocuklar tarafından çok seviliyor. Bu nedenle bu tarifi de paylaşmak istedik. 1 su bardağı süt, 1 tatlı kaşığı kakao ve isteğe göre şeker eklenerek karıştırılır. Kakao ve şeker eriyene kadar karıştırılır ve kakaolu sütümüz hazır…

TÜP BEBEKTE EMBRİYO DONDURMA

Bu yazımızda tüp bebek tedavi yönteminde embriyo dondurma hakkında bilgi vereceğiz. Embriyo dondurma işlemi hakkında yumurtlama-gunubir çok soru sorulmaktadır. Dondurulmuş embriyo transferinde başarı şansı ne kadardır? Dondurulmuş embriyo sağlıklı olur mu? Dondurulmuş embriyo ne kadar saklanabilir? Transfer sonrası kalan embriyolar dondurulmalı mı?

Bilindiği gibi tüp bebek oldukça zor ve maliyetli bir süreçtir. Çiftler bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak bir çöküntü içine girer. Tüp bebekte yumurta toplama işlemi sonrasında toplanılan yumurta hücresi ile erkekten alınan sperm hücresi birleştirilerek döllenmesi sağlanır. Döllenen bu yeni hücreye embriyo ismi verilir. Embriyoların laboratuvar ortamında gelişimi izlenir ve uygun görülen günde transfer işlemi gerçekleşir. Embriyo transferinde, embriyo kadının rahim içine yerleştirilir ve hamileliğin olması beklenir. Embriyo rahim içine tutunursa gebelik gerçekleşir. Normal tüp bebek tedavisinde süreç bu şekilde ilerler. İğne tedavisi ile yumurtalar uyarılır, yumurtalar toplanır, embriyo oluşur ve oluşan embriyo transfer edilir. Ancak bazı durumlarda transfer işlemi gerçekleşmez ya da transfer sonrasında kalan embriyolar dondurulur. Embriyoları dondurmada amaç, başka bir tüp bebek denemesinde kullanılmasıdır ve embriyoları dondurmak bayanlar için oldukça avantajlıdır.

Embriyo dondurma işlemi nasıl gerçekleşir?

Oluşan embriyolar genellikle 3.gün ve 5. gün arasında dondurulur. İyi kalitede embriyolar dondurulur ve dondurma işlemi iki şekilde olur. Yavaş dondurma ve hızlı dondurma sağlanarak embriyolar dondurulur ve – 196 °C de tanklarda saklanır. Dondurulan embriyolar bu tanklarda kişiye özel bölgede saklanır. Ancak her embriyo dondurma işlemi için uygun değildir. İyi kalitede 3. ve 5. gün embriyoları seçilir ve dondurulur.

Dondurulmuş embriyoları uzun süre saklamak mümkündür ancak ülkemizde yasal süre 5 yıldır. Daha uzun süre embriyoları dondurmak isteyen çiftler Sağlık Bakanlığına başvurarak süreyi uzatabilir. Embriyolar çiftlerin isteği ile bir yıl süre ile dondurulur. Bir yıl sonunda çiftler süreyi uzatmak isterse gerekli belgeleri getirerek imza atarlar. Bunun için bir miktar da ücret ödenir bu şekilde çiftler dondurulmuş embriyolarını bir yıl daha dondurabilir.

Embriyo dondurmanın bir çok avantajı vardır. Tüp bebekte yaşa ve embriyo kalitesine göre bir ya da iki embriyo transferi gerçekleşir. Transfer işleminden sonra geriye kalan embriyoları imha etmek yerine dondurup tekrar transfer için saklamak daha mantıklıdır. Başarısız tüp bebek denemelerinde tekrar yumurta toplama işlemi yerine dondurulmuş embriyo transferi hem maddi hem de zaman açısından daha avantajlıdır. Ayrıca yumurta uyarılması sırasında, aşırı yumurta uyarılma sendromu yaşayan hastalar embriyo dondurma işlemi yaparak tekrar aynı sıkıntıları yaşamak zorunda kalmaz. Bu şekilde tüp bebek denemesi başarısız olsa dahi dondurulmuş embriyolarını kullanacağı için tekrar herhangi bir sağlık sorunu yaşamaz.

Embriyo donduramanın çiftler için bir çok avantajı vardır. Tüp bebekte amaç sağlıklı bir gebeliğin elde edilmesidir. En fazla iki embriyo transferinin yapılma amacı da çoğul gebeliğin önüne geçmektir. Bu şekilde riskli gebelik ihtimali azalır. Normal şartlarda embriyo kaliteli ise ilk iki denemede 1 embriyo tarnsfer edilir. Eğer gebelik oluşmaz ve sonuç başarısız tüp bebek denemesi olursa, bir sonraki denemede dondurulmuş embriyolar kullanılır. Bu şekilde uzun ilaç kullanımına ve yumurta toplama işlemine gerek kalmaz. Çiftler tekrar tüp bebek denemek isterse embriyolar çözdürülür ve transfer işlemi gerçekleşir. Dondurulmuş embriyolar çözüldüğünde sağlıklı embriyo elde etme şansı yüksektir. Ancak her zaman sağlıklı embriyo elde edilemeyebilir. Dondurulup çözülmüş canlı sağlıklı embriyoların transferi ile normal dondurulmamış embriyo transferi arasındaki başarı şansı hemen hemen aynıdır. Dondurulmuş embriyo ile hamile kalan bir çok bayan vardır. Yani her iki embriyo transferinde de başarı şansı aynıdır.

Dondurulmuş embriyo transferi ile normal tüp bebek transferi arasında başarı şansı yönünden, düşük yada diğer komplikasyonlar yönünden hiç bir fark yoktur. Yani iki gebelikte de risk aynıdır. Ayrıca her iki transfer sonrasında kullanılan ilaçlar ve gebelik test süresi aynıdır.

 

 


İnternetin Çocuğa Zararları Nelerdir?

 

Bilindiği gibi artık internet çağındayız ve teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Yeni doğan çocuklar da teknoloji adsızile büyümekte ve teknolojiye çok çabuk ayak uydurmaktadır. İnternet çağımızın en büyük kitle iletişim araçlarından birisidir. Bu nedenle çocuklar da internet ile küçük yaşlarda tanışmaktadır. İnternet hayatımızda çok büyük kolaylıklar sağlarken, verdiği zararlar da tartışılmaktadır. Peki internet çocuklarımızı nasıl etkilemektedir?

Maalesef son yıllarda çocuklar oyuncaklardan önce, teknolojik aletlerle tanışmaktadır. Artık her çocuğun tableti ya da küçük yaşta olmasına rağmen cep telefonu var. Evet, çocuklar bu teknolojik aletleri çok güzel kullanabilmektedir. Ancak bu çocuğun çok zeki olduğunun bir kanıtı değildir. Ne yazık ki teknolojik aletleri kullanan çocuk çok zeki olarak algılanmaktadır. Aileler interneti ciddiye almalı ve asla küçümsememelidir. Çünkü internet yanlış kullanıldığında gerek çocuk olsun gerekse yetişkin olsun insana ciddi zararlar verebilir.

İnsan oturduğu yerden tüm dünyada olup bitenleri öğrenebiliyor hatta çok uzak mesafedeki insanlar birbirlerini görerek sohbet edebiliyor. İnternet büyük bir güç ve bu güç karşısında insanlar dikkatli olmalıdır. Özellikle çocuklarımızı bu güç karşısında yalnız bırakmamalısınız. Yeni nesil çocuklar sürekli televizyon izlemekte, cep telefonu ile oynamakta ya da sosyal medyada gezmektedir. Bir süre sonra çocuklar bu durumdan da sıkılmakta ve giderek mutsuz bir nesil yetişmektedir. Çocuklar gerçek hayattan uzak, sanal bir dünyanın içinde yaşamaktadır.

İnternetin çocuk üzerinde bazı olumsuzlukları vardır. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar üzerinde internetin ciddi zararları vardır. Çocuklar internette bir çok bilgiye ulaşabilmesine rağmen bu bilgileri nasıl kullanacağını bilememekte, bu da gerçek hayatta sorunları çözememe ve sorunlar ile baş edememe gibi problemlere yol açmaktadır. Ayrıca internette fazla zaman harcayan çocuklarda ise insanlar ile ilişki kuramama, arkadaş olamama ya da sosyallikten uzak hareketler görülmektedir. Çocuk internette fazla zaman geçirdiğinde, sosyal hayatın içinde kendini daha rahat ve mutlu hissedeceğinden gerçek hayata döndüğünde bocalamaktadır. Sanal ortamda herkesle kolaylıkla arkadaş olduğu ve sohbet ettiği için, gerçek hayatta arkadaşlık ilişkisi kuramamaktadır.

Çocuk ve internet üzerine birçok bilimsel çalışma ve deney yapılmıştır. İnternetin çocuk üzerindeki etkileri incelenmiş ve çocuk için internetin zararlı olup olmadığı araştırılmıştır. İnternetin çocuk için faydası kadar zararının da olduğu gözlemlenmiştir. İnternet çocuğu hazırcılığa alıştırmakta ve çocuk emek harcamadan istediği bilgiye anında ulaşabilmektedir. Çocuğun sürekli internette yada televizyon başında vakit geçirmesi onu zeki yapmaz. Aksine gerçek ile hayal olanı ayırt edememesine neden olur. Sürekli internet oyunları oynayan çocuklarda şiddet duygusu normalleşmekte ve çocuğun içindeki şiddet duygusu körüklenmektedir. Zararlı siteler yüzünden çocuk kötü arkadaşlıklar yada kötü alışkanlıklar edinebilir. Mutlaka çocuğun internette gezindiği siteler takip edilmeli ve zararlı sitelere erişim engellenmelidir. Uygunsuz siteler çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açmaktadır.

Bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi aletler çocuklarda beyin gelişimine de zarar vermektedir. Sürekli çocukların bu manyetik aletlerle vakit geçirmesi sinir sistemi hastalıkları, hafıza zayıflığı, öğrenmede güçlük vb. Gibi bir çok hastalığa neden olmaktadır.

Çocuğun internette kimlerle sohbet ettiği, hangi sitelere girdiği ya da sosyal medyada kimlerle arkadaşlık ettiği mutlaka takip edilmelidir. Bilgisayarlara istenmeyen siteler için erişim engeli ve anti virüs yazılımlar konmalıdır. Güvenli internet çocuk için zararlı değil aksine faydalıdır. Ailelerin alacağı önlemler ile çocuk interneti sınırlı saatte olmak şartıyla kullanabilir. Bu şekilde olumsuz etkileri tam tersi olumlu şekle çevirebilirsiniz.

Aileler çocuklara yasak koyarak çocuğu güvende tutmak isterler ancak bu yanlıştır. Çünkü yasaklamak sorunu çözmez aksine çocuğu daha çok internete teşvik eder. Çocuk böyle durumlarda aileden habersiz interneti kullanmaya başlar. Bu da çocuğun yalan söylemesine neden olur. Çocuk ailesine yalan söyler, yaptığı işleri gizler, internete sizden habersiz gizli girmeye başlar. Çocuk bir şeylerin ters gittiğini ya da kötü arkadaşlıklar edindiğini fark etse dahi, sizden habersiz internete girdiği için size bu durumu anlatmayacaktır. Bu nedenle yasaklamak yanlıştır ve yasaklanan şeye mutlaka çocuğun ilgisi artar. Kural koymak, internetin yada televizyonun kullanım süresini belirlemek, çocuğa gerekli bilgileri uygun bir dille anlatmak en doğru olanıdır. Hatta çocuğun tek başına değilde anne yada babası ile birlikte internette vakit geçirmesi daha sağlıklıdır. Her şeyden önce çocuğa mutlaka internetin faydalı olduğu kadar zararlı olduğu da anlatılmalıdır. Özellikle sosyal medya konusunda çocuk uyarılmalı, yabancı kişilerle arkadaşlık etmemesi gerektiği anlatılmalıdır. Çocuğa kızarak güven duygusu yok edilmemelidir. Çocuk size güvenmeli ve size her konuyu anlatabileceğini bilmelidir.

İnternet kullanımında öncelikli hedef güvenliktir. Gerekli önlemleri alarak çocuğunuz internette güvenli şekilde gezinmesini sağlayabilirsiniz. Bu konuda gerekli yazılım ve programlar mevcuttur.

HAMİLELİKTE AĞRI KESİCİ İÇMEK

Hamileyken ağrı kesici ilaç kullanılır mı?ilaç

Bu yazımızda anne adaylarının sıklıkla sorduğu bir soru olan “gebelikte ağrı kesici kullanımı” hakkında bilgi vereceğiz. Anne adayları hamilelikte ilaç kullanımı konusun da oldukça kararsızlık yaşamaktadır. Gebelik dönemi oldukça dikkat isteyen bir süreçtir ve anne adayı her konuda dikkatli olmalıdır. Bunlardan biriside ilaç kullanımıdır. Gebelik şikayetlerinin yanı sıra kronik ağrılar da anne adaylarını oldukça zorlamaktadır. Aslında yıllardır “hamileler ağrı kesici içebilir mi” sorusu hep gündemde olmuştur.

Bilindiği gibi gebelikte her ilaç kullanılmıyor ve bazı ilaçların kullanımı bebekte ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu nedenle doktorunuzun önerdiği ilaçlar dışında hiç bir ilaç gebelikte kullanılmamalıdır. Zorunlu olmadıkça hamilelik döneminde ilaç kullanımı önerilmez fakat bazen ağrı kesici ilaç kullanılması gerekebilir. Hamilelik döneminde bazı ilaçlar dışında ki her ilaç zararlıdır. Yani zararsızdır ya da basit bir ağrı kesici deyip geçmemek lazım. İlaçların içindeki etkin maddeler anne karnında bebek için zararlı olabilir. Bu nedenle çevreden duyulan hikayelere inanmayıp doktorunuza danışmadan hiç bir ilaç kullanmamalısınız.

Bazı anne adayları gebelikte ağrı kesici kullanmak zorunda kalabilir. Özellikle kronik rahatsızlığı olan anne adayları doktorunun önerdiği ağrı kesici dışında hiçbir ağrı kesici kullanmamalıdır. Yapılan muayene ve testler sonucunda kullanmanız gereken ilaçları doktorunuz size söyleyecektir. Bu ilaçlar düzenli şekilde alınmalıdır. Bunun dışında ki ilaçlar yani doktor denetimi dışında hiç bir ilaç kullanılmamalıdır.

Parasetamol ve asetominofen türevi ağrı kesicilerin gebelikte kullanılması uygundur. Doktorunuz size bu gruba dahil olan ağrı kesiciyi önerecektir. Bunun dışında özellikle non-steroid antienflamatuar ağrı kesici ilaçlar bebeğin suyunda azalmaya neden olmaktadır. Bu ilaç grubu gebelikte tehlikeli olacağından önerilmemektedir.

Bazı ilaçlar gibi bitkilerde gebelikte tehlikelidir. Bu nedenle çevreden duyulan ve ağrı kesici etkisi olduğu söylenen bitkileri asla kullanmayın. Gebelikte bazı ilaçların kullanımına izin verilmektedir. Doktorunuz bu konuda size gerekli bilgiyi verecek ve kullanabileceğiniz ilaçları size söyleyecektir. Bunun dışında hiçbir bitki yada ilaç kullanılmamalıdır.

Aspirin kullanımı da anne adaylarının sıklıkla sorduğu sorulardan birisidir. Aspirin tekrarlayan düşük gibi durumlarda kullanılmaktadır. Diğer ilaçlar gibi aspirin kullanımı da doktor denetiminde olmalıdır. Doktorunuz aspirine başlama ve aspirini bırakacağınız tarihi size söyleyecektir. Kan pıhtılaşması olan anne adayları aspirini düzenli şekilde kullanmaya dikkat etmelidir. Daha önceden düşük yapmış bayanlar adetinin gecikmesi ile hemen gebelik testi yapmalı ve pozitif sonuçta doktorun önerisi ile aspirine başlamalıdır.