Çocuğum Uyumuyor: Çocuklarda Uyku Problemi

ÇOCUĞUM UYUMUYOR, Ne Yapmalıyım?

Çocuklarda uyku problemleri ve çözümleri

Çocukların birçoğunda uyku ile ilgili bir sorun vardır. Çocuk uyumaz ya da yalnız yatmak istemez. Bu durum sadece çocuk için değil anne ve baba için de büyük bir sorundur. Çocuklar genellikle anne ve baba ile yatmak ister. Uykunun insanlar için önemi büyüktür. Çocuklar içinse iki kat önemlidir. Çünkü çocuğun gelişiminde uykunun önemi büyüktür. Uyumak sadece dinlenmek amacıyla yapılan bir eylem değildir. Uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.

Çocuklarda özellikle ilk yıllarda olmak üzere uyku sorunu çok sık görülür. Bunların başında çocuğun uykuya dalmakta güçlük çekmesi başta gelir. Daha sonra gece yarısı uyanma, kâbuslar ve uyurgezerlik de sık rastlanan sorunlardandır. Daha büyük çocuklarda yatağını ıslatma da sorun olabilir. Süt çocuklarında ise bedensel gereksinimler uykuyu etkiler. Açlık ve altını ıslatma çocuğun uyanmasını sağlar. Uykuya dalma ve uyanma süresi her çocukta farklılık gösterebilir. Uyku problemi çözülebilir bir sorundur. Bu yüzden anne ve babanın tek yapacağı şey çocuklarına erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmaktır.

Yeni doğan bir bebekte uyku saati ortalama 19 saattir. Bu uyku parçalar şeklindedir. Yani bebek 3 saat uyur ve uyanır. Daha sonra tekrar uykuya dalar 4–5 saat uyur ve uyanır. Bu durum bebek biraz büyümeye başladığında azalır. Artık uyanması sık sık değildir. Bebek 6 aya geldiğinde Aralıksız 6–8 saat uyur. 8 aya kadar da artık gece ve gündüz ayrımı yerleşmeye başlar. Uyku gündüzden geceye doğru kayar. Çocuklar büyüdükçe daha az uykuya ihtiyaçları olur. Çocuğun uyumaması çocuğu huzursuz ve sinirli yapar. Daha da önemlisi gelişiminin zayıf kalmasına yol açar

Gebelik Belirtileri Ne Zaman Ortaya Çıkar

Gebelik belirtileri ne zaman ortaya çıkar? Gebelik belirtileri ve ortaya çıkış tarihleri: Gebelik belirtileri ne zaman belli olur? Aşağıdaki tabloda hem gebelik belirtilerini, hem de muhtemel ortaya çıkma vakitlerini görebilirsiniz.

Gebelik Belirtileri Ne Zaman Ortaya Çıkar? Gebelik Belirtileri Ne Zaman Belli Olur?

Gebelik BELİRTİLERİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA Muhtemel NEDENLERİ
Adet kesilmesi ( Normalde adetin kesilmesi en önemli belirtidir)
Tüm hamileliklerde ortaya çıkar. Adetin gelmesi gereken tarihten bir hafta-10 gün sonra hala adet gelmedi ise gebelik testi yaptırmanızda fayda var. Yolculuk,yorgunluk,stres,hamilelik
korkusu,hormonsal sorunlar,aşırı kilo alma ya da verme, doğum kontrol hapını bırakma,emzirme
Sabah bulantıları Hamile kaldıktan 2-8 hafta sonra sabah bulantıları ortaya çıkar. Yiyecek zehirlenmesi ya da gerginlik de bualntıya yol açabilir.
Sık sık  idrara çıkma Genellikle hamile kaldıktan
6-8 hafta sonra ortaya çıkar
İdrar yolları iltihabı,gerginlik,şeker
hastalığı
Sızlayan,ağrıyan,şiş göğüsler Hamile kaldıktan sonraki
birkaç gün içinde ortaya çıkar
Doğum kontrol hapları,adet günlerinin yaklaşması sebebiyet verebilir.
Meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması Hamileliğin ilk üç ayı içinde ortaya çıkar Hormonsal dengesizlik neden olabilir
Önce göğüslerde sonra karında deri altında pembe mavi çizgiler Hamileliğin ilk üç ayında ortaya çıkar Hormonsal dengesizlik ya da önceki hamileliğin etkisi
Yiyeceklere aşırı istek duyma Hamileliğin ilk üç ayı içinde ortaya çıkar Kötü beslenme,stres,adet günlerinin yaklaşması
HAMİLELİĞE İLİŞKİN KUVVETLİ İŞARETLER
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN
Rahim ve rahim ağzının yumuşaması Döllenmeden 2-8 hafta sonra ortaya çıkar
Rahmin ve karnın genişlemesi 8-12 hafta ortaya çıkar
Aralıklı ve ağrısız kasılmalar Hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar
Bebeğin hareketleri İlk olarak hamileliğin
16-22. Haftasında fark
edilir.
KESİN HAMİLELİK BELİRTİLERİ
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Ultrasonda bebeğin görülmesi Döllenmeden sonraki 4-5-6. Haftada Yok
Bebek kalp atışı 10-20. haftada Yok
Karında hissedilen bebek hareketi 16. haftadan sonra Yok

Gebelik Belirtileri Nelerdir? Hamilelik Belirtileri

Gebe Olduğunuz Nasıl Anlaşılır? Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Tıbbi uygulamada en sık yapılan yanlış teşhislerden biri gebeliktir. Gebe olduğunu sanan kadınlardan bir kısmı gebe değildir. Bazıları ise gebeliğin yarısına (bazen daha da ileri) gelmiş oldukları halde durumlarının farkına varmazlar. Doktorlar da gebelik olmadığı halde gebe tanısı koyabilecekleri gibi hastanın bulguları başka şeyleri de düşündürdüğü için gebeliği atlayabilirler. Yanlışlık olasılığı çok fazladır. Yine de kadınların büyük çoğunluğuna çok doğru olarak tanı konur.

Gebelik işaret ve belirtileri, Hamilelik Belirtileri

Normal aylık adetlerin kesilmesi: Normal, düzenli adet gören kadında bir adetin görülmemesi gebeliğin en önemli ve kesin belirtisidir. Adetler genellikle düzensiz ise gecikmenin farkına varılması için bir süre geçmesi gerekebilir. Bu süre içinde diğer belirtiler gebelik durumuna dikkati çeker.

Gebe kadında normal adetlerin olup olamayacağı sorusunun cevabı kesinlikle “Hayır”dır. Normal ve düzenli adet gören kadın gebe değildir. Gebeliğin ilk üç ayında aralıklarla hafif kanamalar olabilir, fakat bu adet görmekle aynı şey değildir ve düşük tehdidi olarak kabul edilerek tedavi edilmelidir. Gebe olduğu sırada normal adet gördüğünü iddia eden kadın, tekrarlanan düşük tehdidi altındadır. Bu durumun tedavi edilmesi ve gebeliğin normal şekilde devamının sağlanması gerekir.

Gebelik Belirtisi Büyümüş ve ağrılı memeler:

Memeler adetlerden önce genellikle ağrılıdır ve biraz büyür. Bu değişiklikler gebelik ortaya çıkar çıkmaz, adetlerin kesilmesinden hemen sonra daha belirgin hale gelir. Gebelik iyice yerleştikten sonra meme başlarından kolostrum denilen sarı bir sıvı çıkarmak mümkündür.

Gebelik rahatsızlığı-aşerme: Gebe kadınların hepsinde değilse de çoğunda gebeliğin başlangıcında, kusmaya neden olan bulantılar vardır. Sabahın erken saatlerinde rahatsızlık hissedilmesi geleneksel bir gebelik belirtisi ise de bulantı ve kusma günün herhangi bir saatinde de olabilir.

Yorgunluk: Gebeliğin ilk zamanlarında sık sık yorgunluk hissi, alışılandan daha fazla uyuma arzusu görülür. Bu durumda vücuda gereksinmesi olan dinlenmeyi vermek gerekir.

Sık sık idrar yapmak: Gebeliğin başlangıcında büyüyen uterus, mesaneye baskı yaparak sık sık tuvalete gidilmesine neden olur. Çoğu zaman da, artan susamayı gidermek için gebe kadın her zamankinden fazla su içeceğinden idrar miktarı da artacaktır.

Vajinal akıntı: Yerel ağrı ve tahrişe neden olmayan hafif, beyaz akıntı vajinadaki herhangi bir enfeksiyon yüzünden olmuş değildir, normal vajinal salgının artması sonucudur.gebelik-belirtileri

Pigmentasyon: Birinci gebelik sırasında pigment miktarındaki artış nedeniyle meme başlarındaki deri kahverengiye dönüşür. Doğumdan sonra bu koyu renk solar ama hiçbir zaman tamamen kaybolmaz. Ayrıca meme başı etrafındaki küçük, kayganlaştırıcı bezler büyüyerek derinin yüzünde küçük çıkıntılar halinde görülebilir. Bunlara, ilk tarifeden doktorun adına izafeten Montgomery tüberkülleri denmektedir.

Pubis kemiğinden göğüs kemiğine (ster-num) uzanan çizgi üzerinde de pigmentasyon oluşur. Bu koyu renkli çizgi (linea nigra) pubis ile göbek arasında daha belirgindir.

Kadınların çoğunda yüzde, gözlerin çevresinde, yanaklarda ve alında bir dereceye kadar pigmentasyon bulunsa da çok göze çarpıcı değildir. Bazen çok belirgin olur ve anne adayı bir maske, gebelik maskesi taşıyormuş gibi görünür. Gebelik sona erince karındaki ve yüzdeki pigmentasyon solar.

Anne ve Babanın Çocuğa Karşı Davranışları Nasıl Olmalıdır?

ANNE VE BABANIN ÇOCUĞA KARŞI DAVRANIŞLARI

Bu yazımızda anne baba çocuk ilişkilerinden bahsetmeye devam edeceğiz. İyi bir çocuk nasıl eğitilir, çocuğun etiğiminde anne baba nasıl bir yol izlemelidir?

Anne ve babanın çocuğa karşı yaklaşımı nasıl olmalıdır?

Çocuk için her zaman anne ve babanın önemli bir yeri vardır. Çünkü çocuk doğumdan itibaren ilk gördüğü kişiler anne ve babasıdır. Çocuk onları örnek alarak kişiliğini kazanmaya ve bulmaya çalışır. Anne ve babanın yanlış tutumu çocuğun yanlış kişiliğe bürünmesini sağlar. Bu yüzden anne ve babanın davranışları, çocuğa karşı yaklaşımı her zaman çok önemlidir. Ebeveynler çocuklarına karşı en doğru yaklaşımı bulmak ve uygulamak zorundadır.

1.      Denetleyici yaklaşım; Bu tür yaklaşımlarda anne ve baba çocuğa karşı şiddet uygulamakta, tehdit ederek ya da bağırarak konuşup, çocukla küserek iletişimi kesip çocuktan sevgiyi esirgeyerek çocuğun tutum ve davranışlarını değiştirmek ve kontrol altına almak isterler. Bu durumda çocuk olumsuz düşüncelere kolayca kapılabilir. Bu düşünceler çocuk üzerinde kötü etkiler oluşturur. Çocuğa yakın ilgi göstermek, sözle veya çocuğa dokunarak sevgi göstermek, onunla zaman geçirip ortak faaliyetler yapmak çocuğun benliğini olumlu yönde onaylayan davranışlardır.

2.      Pasif yaklaşım; Bu yaklaşım denetletici yaklaşımdan çok farklıdır. Anne ve baba çocuğun yaklaşımına ve davranışlarına karşı ilgisiz ve kayıtsız bir yaklaşım sergiler. Böyle bir durumda anne ile baba, hoşgörü ve ilgisizliği birbirine karıştırır. Çocuğa sınırsız özgürlük ve hak tanınır. Bir bakıma çocuğu başıboş bırakır ve çocuğun nerede duracağını belirtmezler. Bu durum devam ettiği takdir de çocuk çevreye zarar verme aşamasına gelebilir.

3.      Koruyucu yaklaşım; Aşırı koruyucu yaklaşımda, anne ve baba çocuğu gereğinden fazla kontrol altına alır. Bu yaklaşım daha çok anne ve çocuk arasında olur. Anne çocuğa çok fazla özen ve ilgi gösterir, onu sürekli koruyarak, çocuğun ihtiyaçlarını anne karşılar. Hatta çocuğun kendi başına yapabileceği şeyler bile anne tarafından karşılanır. Bu da çocuğu kendine güvensiz ve başkalarına bağımlı bir kişi yapar.

4.      Dengesiz ve kararsız yaklaşım; bu tür yaklaşımlar çocuğu olumsuz yönde etkiler. Çocuğun bugün yaptığı bir davranışa ceza veriliyor, ama ertesi gün yaptığı aynı hareket hoşgörü ile karşılanıyorsa, bu çok yanlıştır. Çünkü çocuk bunu anlayamaz ve kararsızlık yaşar. Öncelikle çocuğa ceza veriliyor ise bunun nedeni çocuğa açıklanmalıdır. Hangi davranışın yanlış, hangi davranışın doğru olduğu konusunda çocuğa bilgi verilmelidir.

Anne ve baba çocuğa karşı her zaman olumlu yaklaşmalıdır. Çocukla iyi bir iletişim kurmak için bu şarttır. Öncelikle ebeveynler tutarlı, kararlı ve net olmalıdır. Çocukla konuşmaya başlandığında sadece onunla ilgilenip, başka şeylerle meşgul olunmamalıdır. Konuşurken göz temasına dikkat edin. Öncelikle çocuğun size bakmasını sağlayın. Açık ve net konuşulmalı, çocuktan istenilen şey ona söylenmeli ve bir cevap alana kadar tekrar edilmelidir.

Çocuk her zaman fark edilmek, sevilmek ister. Çocuğu her zaman olduğu gibi kabullenmek, ona değer vermek, onu her konuda desteklemek çocuğun benliğini kazanması için çok önemlidir. Çalışan annenin ise, en büyük sorunudur. Çocuğuna yeteri kadar zaman ayıramadığından suçluluk duygusu duyarlar. Çünkü iş gerginliği, eve gelindiğinde yemek telaşı çocuk için zaman bırakmaz.

Ebeveyn ve çocuk arasındaki sorunların çözümündeki temel ilkeler;

  • İlk olarak çocuğun kendi sorunlarını kendisinin çözmesine fırsat verin. Koruyucu bir yaklaşımla yaklaşmamak gerekir.
  • Çocukla konuşarak, duygu ve ihtiyaçları hakkında karşılıklı iletişim kurmak gerekir.
  • Karşılıklı olarak sorunlara çözüm yolları arayın. Uygun bulduğunuz çözüm yollarını ise kâğıda yazarak değerlendirin.
  • Her zaman çocukla iletişim kurun ve ona sevginizi gösterin. Bu bütün sorunları çözer.

Çocuk Hastalıkları: Çocuklarda Bahar Hastalıklarına Dikkat

Baharın gelmesi çoğu kişi için sevindirici bir olay olsa da bazı anneler için hiç sevindirici değildir. Çünkü baharın yüzünü göstermesi ile artan üst solunum yolu enfeksiyonları çoğu kişiyi yatağa hapseder. Başta halsizlik olmak üzere yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi problemler ortaya çıkar. Bunların nedeni bahar yorgunluğu denilen rahatsızlıktır. Bu hastalığın bir diğer önemli belirtisi de gerginliktir. Özellikle çocuklar bahar yorgunluğu ya da diğer adıyla mutsuzluk yorgunluğu hastalığından çok çabuk etkilenebiliyor. Bu hastalık bedensel değil, daha çok psikolojiktir. Kişi sürekli bitkin, yorgun, halsiz ve mutsuz bir durumdadır.

Bahar aylarının gelmesiyle, güneş yüzünü gösterip havalar ısınmaya başladığında ısı ve nem değişikliği olur. Bu dönemde üst solunum enfeksiyonları rahatsızlıkları daha çok artar. Genellikle burun akıntısı, hapşırık, öksürük, halsizlik, hafif ateş şeklinde belirtilerle hastalık kendini belli eder. Bazense ses kısıklığı, kuru ve boğuk tarzda öksürüklere neden olur. Alerjik hastalıkların bir kısmı (saman nezlesi gibi) bahar aylarında artış gösterebilir. Bahar mevsiminin bir diğer önemli hastalık nedeni de polenlerdir. Polenler alerjik etki yaptığından bronşit ve astım gibi hastalıklar başı çekiyor.

Çocukları bu tür hastalıklardan korumak için anne ve babanın bazı önlemler alması gerekir. Aksi halde hastalıklar ilerleyerek istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Öncelikle çocukları hasta kişilerden uzak tutmak gerekir. Bu nedenle kalabalık ortamlara girmemesi gerekir. Hastalığın tedavisinde en önemli unsur hijyendir. Bu nedenle çocuk sürekli ellerini yıkamalı ve temizlik kurallarına uymalıdır. Bu konuda anne ve baba çocuğu takip edip gerekli temiz ortamı sağlamalıdır. Odanın sık sık havalandırılması da gerekir. Eğer çocuk okula gidiyorsa, sınıf da havalandırılmalı ve düzenli olarak çocuk okulda elini yıkamalıdır. Kalabalık ortam hastalıklara her zaman davetiye çıkarır. Çocukta hastalık görüldüğünde doktora başvurularak, çocuğun neye karşı alerjisi oluğu tespit edilmelidir ve gerekli önlemler alınmalıdır.

Hamilelikte Suyun Fazla Olması Ne Demek?

Hamilelikte suyun fazla olması hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Tıptaki adıyla Polihidraminos  amnios sıvısının normalden fazla yani 2 litreden fazla olmasıdır. Her 100 gebelikten yaklaşık 5 tanesinde amnios miktarında artma veya azalma yönünde değişiklik gözlenir.

Amniyon sıvısı nedir?

Karınızıdaki bebeğiniz tüm hamilelik süresince etrafı zar ile çevrili bir kese içinde gelişimini sürdürür. Bu kesenin adı amniyon kesesidir. Amniyon kesesinin içi amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı ile doludur. Bu sıvı hamilelik ve bebeğin gelişimi açısından son derece önemlidir. Bebeği dış etkenlere karşı korumasının yanı sıra kas ve sinir sistemi başta olmak üzere pek çok organ sisteminin gelişiminde rol oynar. Okumaya devam et “Hamilelikte Suyun Fazla Olması Ne Demek?”

Çocuk ve Disiplin: Çocuklarda Disiplin Nasıl Sağlanır?

ÇOCUKLARDA DİSİPLİN ve Önemi: Çocuklarda disiplin nasıl olmalı? Disiplin gereklimi?

Çocuk büyütmek gerçektende çok zor bir iş olsa gerek. Çünkü onunla ilgili her şeyi bilmek ve çok ince düşünmek gerekir. Disiplinde bunların başında gelmektedir. Birçok anne ve baba bu konuda zaman zaman kararsızlık ve belirsizlik yaşarlar. Disiplin; kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin tümüdür.

Disiplin; çocuğu sağlıklı ve dengeli bir şekilde yetişkinliğe hazırlamaktır. Çok katı kurallar koymak disiplin değildir. Yâda tam tersi çok serbest bırakmak, her şeyi hoşgörüyle karşılamak da disiplin değildir. Bazı ebeveynler çocuğu hayata hazırlamak amacıyla, disiplin uygulayarak çocuğun kişiliğini ezerler. Bu çocuğun kişiliğini bulmasını zorlaştırır. Disiplin oldukça önemlidir. Çünkü çocuğun hayatı anlaması, iyi ile kötüyü ayırt etmesi kısaca kendini denetleyip, kontrol etmesi alacağı disipline bağlıdır. Disiplin, çok sert ya da çok kızgın bir şekilde olmamalıdır. Bunun yerine kararlı ve tutarlı olmalıdır. Çocuğa verilen cezalar da çok önemlidir. Anne ve baba çocuğa ceza verirken onun psikolojisini ve kurduğunuz iletişimi bozmayacak şekilde olmalıdır. Çocukla kurulmuş olan iletişim bozulduğu an, çocuk artık konuşmak istemeyebilir. Ya da konuşmaları daha kısa yapmak isteyebilir. Disiplin ceza ile olmayacağı gibi, çocuk belli davranışlarına hâkim olmayı da ceza ile değil sevgi, ilgi ve hoşgörü ile disiplinli bir şekilde öğrenecektir. Çocuğun yaptığı davranışa ceza vermek olayı sadece bir süreliğine bastırır. Çocuk aynı hareketi başka bir gün mutlaka yine yapacaktır. Bu yüzden çocukla konuşarak hoşgörü ile bu davranışın yanlış olduğu çocuğa anlatılmalı ve olay kapatılmalıdır. Cezaya dayanarak disiplin vermek oldukça yanlıştır.

Çocuklarda Disiplinin Amaçları

Disiplinin 3 temel amacı vardır;

  • Çocukta sevgi ve güven ilişkisini geliştirmek,
  • Çocuğun benlik değerinin temelini atmak,
  • Çocuğun başkalarını anlayarak ve onların kişiliklerine saygı göstererek model görevini gerçekleştirmek olarak sıralanır.

Anne ve babalar çocuğu cezalandırmak yerine başka seçenekler uygulayabilir. Her zaman çocuğa seçme şansı verilmelidir. Ondan beklentilerinizi ve duygularınızı çocuğa söylemek gerekir. Yaptığı yanlış bir davranışı kınadığınızı belirtin. Daha sonra çocuğa yaptığı hatayı nasıl telafi edeceğini gösterin. Çocuğa yardımcı olabileceği bir yol gösterin ve her zaman görmek istediğiniz davranışı sergileyin.

Çocuğu dayakla ve zor kullanarak bir davranışa yönlendirmek çok yanlıştır. Böyle yapıldığında çocuk saldırganlaşarak sorunlarını her zaman şiddet yoluyla çözmeye çalışır. Zayıf vicdan ve zayıf ahlak gelişimi içinde olur. En önemlisi çocuk anne ve babaya karşı öfke ve kızgınlık içinde olur.

Çocuğa sorumluluk kazandırmanın yolları

·        Çocuğa özgürlük tanıyın ve seçim yapmasına izin verin,

·        Çocuğu överek, gösterdiği çabaya saygı duymak gerekir,

·        Çocuğun başarıları için onu destekleyin ve yaşına ve gelişimine göre ona görevler verin,

·        Ona verdiğiniz görevlerle onu baş başa bırakın ve müdahale etmeyin,

·        Her zaman onun adına düşünmek yerine kendi başına düşünmesini sağlayın.

Anne Karnında Hafta Hafta Bebek Gelişimi Nasıldır?

Hafta Hafta Bebek Gelişimi 1. Hafta

Genelde gebeliğin başlangıcı olarak ilişki günü zannedilir ama gebeliğin başlangıcı son adet kanamasının ilk günü (SAT: Son Adet Tarihi) olarak kabul edilir. İlişkiden yaklaşık 14 gün öncesidir. İstatistiksel olarak gebeliğin başlaması kanamanın başladığı gün olarak alınır.

Gebeliğin süresini hesaplarken klasik 9 ay 10 gün ifadesinin yerine hafta hafta gelişimini öğrenmelisiniz. İnsanlarda gebelik süresi 280 gün yani 40 haftadır. Ay hesabı yaparken karışıklığa mahal verebilirsiniz. Buradan hafta hesabını tek tek öğrenebilirsiniz. Modent doğum bilimi artık hamileliği aylara bölmemektedir. Tıbbi genetik haftasını kullanmanız tavsiye edilir.

bebek gelişiminde 1. hafta, yani kanamanın başladığı gün başlayan haftadır. Yumurtlama süresi ise 28 günde adet gören birisi için normalde 14. gündür. Yani gebeliğin ilk haftasında daha yumurta ortada yoktur. Adetin ilk gününden itibaren 10-18 .ci günler arasında yumurta karın boşluğuna atılır. Karın boşluğuna düşen yumurta tüpler tarafından yakalanır. Yumurta burda yaklaşık 12-24 saat döllenmeyi bekleyecektir. Döllenirse gebeliğin ilk aşaması başlamış olur, döllenmezse yumurta ölecektir ve devamında diğer adet kanaması oluşacaktır.

Bebeğin anne karnında geçirdiği süreyi 3 trimester döneminde inceleyebiliriz.

BİRİNCİ TRİMESTER (1-13. HAFTA): İlk üç aylık bu dönemde bebeğin organ gelişimi başlar ve tamamlanır. Bu süreyi anne adayının hamileliğe uyum sağlama süreci olarak adlandırabiliriz.

İKİNCİ TRİMESTER (14-26. HAFTA): İkinci üç aylık dönemde bebeğin gelişimini hızla devam etmektedir. Hamilelik döneminin en rahat dönemidir.

ÜÇÜNCÜ TRİMESTER (27-41. HAFTA): Üçüncü Trimester; yani hamileliğin son üç aylık bölümü, doğuma hazırlığın başladığı ve tamamlandığı dönemdir.

Hafta Hafta Bebek Gelişimi: Yeni Doğan Bebeğin İlk Haftası

ANNE ile bebeği arasındaki ilişki doğumdan önce, genellikle gebeliğin 1-2. haftasında bebek anneyi tekmelemeye başlayınca ve anne onun yaşayan bir varlık olduğunu farkedince başlar. Dünyaya geliş anında bu ilişki birdenbire tomurcuklanır ve annenin bebeği ayrı bir birey olarak düşünmesi ile tamamen yeni boyutlar kazanır. Kuşkusuz annenin bebeğe nasıl bakacağını belirleyen ‘analık içgüdüsü’ çok güçlüdür. Annenin kendisini bütünü ile bu özel içgüdüden yoksun hissettiği ve bebeğin bakımında iyi bir başlangıcı nasıl düzenleyeceğini şaşırdığı anlar olacaktır. Gerçekte şaşkınlık ve telaşa düşmesi, bebeğiyle uyum sağlayabileceğinin kesin belirtisidir.

Hafta Hafta Bebek Gelişimi: Yeni Doğan Bebeğin İlk Haftası

Bebeğin bakımına iyi bir şekilde başlamak ilk günlerde anne ile bebek arasında doğacak karşılıklı etkileşmeye bağlıdır. Bu dönemde karşılıklı etkilenme, çok daha sonra gelecek olan kelimelerle değil, anne ile bebeğin anlaşmasını görme, dokunma, işitme, koklama hatta tad alma ile sağlayan bir ‘dil’ —sözsüz konuşma— ile mümkündür. Örneğin doğduğu sırada anne yüzünü gözleri bebeğin gözleri hizasında olacak şekilde tutarsa bebek anneye bakabilir. Ağladığı sırada yumuşak bir sesle bebekle konuşursa, bebek bir süre sonra susar ve dinler. Dokunulmaktan ve kucaklanmaktan hoşlanır ve çabucak annenin temasını ve kokusunu ayırd etmeyi öğrenir. Öğrenme ve hatırlama yeteneği çok ilgi çekicidir.

İlk günlerde bebekle anne arasındaki alışverişin en açık örneği ağladığı zaman annenin bebeğe emme fırsatı vermesidir. Anne çok geçmeden değişik ağlama biçimlerini tanır. (Gerçek açlık ağlaması, ağrı, kızgınlık, yorgunluk ağlaması gibi) ve bunları uygun şekilde karşılar. Tabii bebek her çeşit ses çıkarır. Bazıları hoşa gitmeyen seslerdir. Bebeğin davranışının anneyi nasıl etkilediğini, nasıl karşılık gördüğünü ve annelik biçimini değişikliğe uğrattığını görmek kolaydır. Aynı şekilde annenin de bebeği nasıl etkilediğini görmek kolaydır. Doğumdan itibaren bebek anneye işaretler gönderir ve bundan sonraki zaman içinde gelişmesi annenin bu sinyalleri cevaplandırmasına bağlıdır. Ne kadar çok karşılık alırsa o kadar çok sinyal gönderecektir.

Karşılıklı etkilenmede çok değerli olan ilk günler sırasında mutlu bir ilişkinin temelleri atılacaktır.

Hastanede rahat hissetme: Birçok ülkede hastanede doğum yapılmaktadır. Bu sayede, doğum anneler için çok daha güvenli oluyorsa da, aile arasında en iyi şekilde gelişecek olan anne-bebek ilişkileri, anne için de bebek için de yabancı olan bir çevrede oluşacaktır. Geçmişte doğum uzmanları da, çocuk uzmanları da, ebeler de haklı olarak annenin ve bebeğin bedensel sağlığı ile çok ilgiliydiler. Bugün ise duygusal sorunların gittikçe daha çok farkına varmaktadırlar. Sonuçta, artık hastaneler hasta kimselerin tedavi edileceği yerler olarak düşünülmemekte, sağlıklı kadınların hayatlarının en önemli olayında —bebeğin doğumunda— deneyim kazanacakları bir yer olmaktadır. Bu yeni düşüncenin bir parçası olarak doğum kliniklerini eve benzetme gereksinimi doğmuştur. Bu, hastane içinde anne, bebek, baba ve diğer aile bireyleri arasındaki bağlantıya olanak vererek olur. Annenin yalnızken bebeğiyle ilişkisinde ve bebeğe bakarken serbest kalmak istediği görülmüştür. Bunu düzenlemek her zaman kolay olmaz. Büyük doğum kliniklerinde aynı anda 60-70 anne ve bebek olabilir. Ayrı ayrı kliniklerin tutumu farklıdır. Fakat birçok hastane modern anlayışa uymuş, anne ile bebeğin gereksinimlerini karşılama yoluna gitmiş ve bu tutum yaygınlaşmıştır.

Doğumdan sonra anne için dünyanın en doğal isteği, bebeğini kucaklamaktır. Ebe, doğuma ait kayıtlar yapmak, nabız, kan basıncı kontrolü gibi rutin tıbbi gözlemlerle o kadar meşguldür ki, bu isteğin farkına varmayabilir. Bu durumda unutmayın, bebeğinizi tutmak istediğinizi ebeye söyleyin. Bebeği doğar doğmaz alabilmeniz için temiz, kuru bir havlu bulundurmalısınız. Bebeği memeye tutmak iyi fikirdir. Çünkü hoşa gitmesinden başka meme emmesi, uterusun kasılmasına yardımcı olur.

Yeni Doğan Bebek Beslenmesi: Yeni Doğan Nasıl Beslenir?

Yeni doğan bebeğin İlk beslenmesi: Bebek, rahim içinde bol miktarda amnios suyu yutar. Bu, beslenmeye yardımcı olmaz, çünkü bebeğin bütün besi gereksinimi annenin kan dolaşımından sağlanır. Doğumda göbek kordonu kesildiği zaman bu önemli besin kaynağı da ayrılmıştır. Bundan sonra, bebek tamamen annesi tarafından beslenmeye muhtaç duruma gelmiştir.

Anne Sütü Ne Zaman Gelir?

Anne sütünün gelmesi birkaç gün sonra olur. Bu süre içinde bebek beslenmeyle değil daha çok emme ve uyumayla ilgilidir.

Hemen hemen bütün bebekler yaşamın ilk günlerinde tartı kaybeder ve ikinci haftaya kadar doğum ağırlıklarına gelmezler. Doğumda bebeğin sindirim sistemi anne sütünde bulunan besi maddelerini sindirmeye ve özümsemeye henüz hazırlanmamıştır. Anne sütü gelmeden önce zaman zaman bağırması aç olduğu için değil, emmeye karşı gösterdiği içgüdüsel ve çok şiddetli arzu nedeniyledir. Böyle zamanlarda memeye tutarsanız doğal dürtüsünü tatmin etmekle kalmaz, süt yapımını da uyarmış olursunuz.

Yeni Doğan Bebek Beslenmesi: Yeni Doğan Nasıl Beslenir?

Memelerde önce kolostrum denilen sıvıdan az miktarda yapılır. Bu sıvıda bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyan maddeler vardır. Bebeğinizi emzirdikçe, yavaş yavaş süt daha fazla toplanır ve bebek emmenin kendisine tadı hoş bir içecek sağladığını anlar. İlk günlerde bebeklerin emme tarzları çok değişiktir. Bazıları bir iki dakika emip uyur, 1-2 saat sonra tekrar ağlar ve ancak meme verilirse susar. Diğerleri daha uzun süre emmek ister. Ne yazık ki bazı anneler yeteri kadar sütleri olmadığını sandıkları için birkaç günde emzirmeyi keser. Bu üzücü bir durumdur, çünkü bebeğin istediği süt değil, emzirilmektir.