Doğum kontrol hapı kilo aldırır mı?

Doğum kontrol hapları sıklıkla sorulan sorular arasındadır. Bu yazımızda doğum kontrol hapları hakkında bilgi vereceğiz. Bu tarz haplarda en çok korkulan, hormon bozukluğuna neden olabileceği düşüncesidir. Kilo aldırması, sivilce ya da tüylenme gibi sorunlara neden olacağı söylentisi bayanların endişelenmesine neden olur. İlk olarak şunu belirtelim; doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç almamalısınız. Doktorunuz bu ilaçların etkileri hakkında sizi bilgilendirecektir.ilaç

Doğum kontrol hapları hakkında merak ettiğiniz tüm soruların cevapları yazımızda…

Hamile kalmayı önlemek, hormon düzenlemek ve bazı kadın hastalıklarında doğum kontrol hapı kullanılmaktadır. Kadın hastalıkları ve hormon düzenlemesi için doktorunuz doğum kontrol hapını önermektedir. Ancak doktorunuza danışmadan hiçbir ilaç kullanmamalısınız.

Her kadının vücut yapısı farklı olduğundan, kullanılan ilacın etkisinin de aynı olması beklenemez. Doğum kontrol hapı hormonlar üzerinde etkili olduğundan, bazı bayanların ödem sorunu yaşadığı görülmüştür. Ödem sorunu kilo almaya neden olacağı için dikkatli olunmalıdır. Alınacak bazı önlemler ile ödem sorununu çözebilir ve kilo alımını durdurabilirsiniz.

Doğum kontrol ilaçlarının kilo aldırdığını söylemek yanlış olur. Sadece ilaç kilo aldırmaz; beslenme düzeni ve yaşam tarzının kilo alımını direk etkilediği unutulmamalıdır. Doğum kontrol ilaçlarının kilo aldırma gibi yan etkilerini azaltmak için bazı püf noktalara dikkat etmelisiniz.

İlk olarak bol su içmek, vücudun ödem tutmasını önler. Bu nedenle gün içinde mutlaka bol bol su içmelisiniz. İkinci olarak doğum kontrol hapı kullanırken sigara içilmemesi de tavsiye edilir.

Aynı şekilde vücudun ödem tutmaması için tuz ve şeker tüketimi de azaltılmalıdır. Doğum kontrol hapı kullanılırken, vücudun ödem tutmaması için tuz ve şeker tüketimine dikkat edilmelidir. Hem kilo kontrolü hem de sağlıklı bir yaşam için gün içinde tüketilen tuz ve şeker miktarı azaltılmalıdır.

Ödem sorununu çözmek için ödem söktürücü besinler tüketebilirsiniz. Ödem söktürücü çaylar, sular ve besinler kilo vermenize yardımcı olur. Ödem söktürücü besinlerden bazıları ise şunlardır; zencefil, zerdeçal, limon, maydanoz, limonlu su, elma sirkesi, tarçınlı su.

Bol yürüyüş yapmak doğum kontrol hapının olumsuz etkilerini önler. Bir çok bayan doğum kontrol ilaçlarının zararlı olduğunu düşünür. Ancak bu ilaçlar sanıldığı gibi zararlı değil hatta faydalıdır. İlk kullanımda ani kilo alımına neden olmaması için ödem söktürücü besinleri tüketmekte fayda vardır. Bu şekilde doğum kontrol ilaçlarını güvenli bir şekilde kullanabilirsiniz.

 

SİGARA KISIRLIĞA NEDEN OLUR MU?

Sigara kısırlığa neden olur mu? Sigaranın doğurganlık üzerindeki etkileri nelerdir? Sigara doğurganlığı nasıl etkiler?

Sigaranın insan sağlığına etkileri üzerinde bir çok bilimsel çalışma yapılmış, sigaranın kısırlığa neden olup olmadığı yada gebelikte sigara içmenin bebek üzerinde ki etkileri araştırılmıştır. Yapılan araşgebelik-ne-zamantırmalar sonucunda sigara tüketimi ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ayrıca doğurganlık üzerinde hem erkek hem de kadın açısından da ters etkileri vardır.

Sigara bir çok sağlık sorununa neden olmakla beraber, kısırlığa da neden olduğu görülmüştür. Doğurganlığı etkilemesinin yanı sıra tekrarlayan düşüklere ve yeni doğan bebeklerde gelişim bozukluklarına da neden olmaktadır. Ancak sigara tüketimi ciddi sağlık sorunlarına ve üreme sistemini olumsuz etkilemesine rağmen, pek ciddiye alınmayarak tüketilmektedir. Sigara üreme sistemini olumsuz etkileyerek kısırlığa neden olduğu için bebek planlayan eşlerin ilk olarak sigarayı bırakmaları gerekmektedir.

Sigara tüketimi doğurganlığı ciddi oranda olumsuz etkilemektedir. Sigara tüketen kişilerde kısırlık oranının daha fazla olduğu görülmektedir. Bu hem kadın için hem de erkek için geçerlidir. Ayrıca sigara içmeyen ve pasif içiciliğe maruz kalan kişilerde bu risk altındadır.

Sigara tüketiminin kadın ve erkek üreme organları üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Sigaranın erkek üreme organları üzerindeki olumsuz etkilerini sıralayacak olursak;

  • Sigara tüketimi erkeklerde sperm sayısı ve kalitesinde azalmaya neden olur.
  • Sperm sayısını azaltmakta ve spermlerde şekil-hareket bozukluğuna da neden olmaktadır.
  • Sigara tüketiminin miktarına bağlı olarak erkekte sertleşme sorununa da neden olabilir.

Sigaranın kadın üreme organları üzerindeki olumsuz etkileri;

  • Sigara doğurganlığın azalmasına neden olur. Sigara içen çiftlerde infertilite oranı daha yüksektir.
  • Menopoza erken girilmesine neden olur.
  • Sigara tüketen kadınlarda hamile kalındığında erken doğum riski, dış gebelik ve düşük riski daha fazladır.
  • Sigara kadınlarda östrojen hormonu düzeyinin azalmasına neden olur.
  • Sigara tüketen bayanlarda tüp bebek tedavisinde başarı şansı düşüştür. Ayrıca oluşan gebeliklerde de düşük riski daha fazladır.
  • Kadınlarda yumurtalıklara zarar vermekte ve yumurtlama kapasitesini azaltmaktadır.
  • Sigara tüketimi rahim ağzından içeriye spermlerin geçişini zorlaştırarak, sperm ve yumurtanın birleşme olayını olumsuz etkiler. Böyle bir durumda da hamilelik şansı azalır.
  • Sigara anne karnında bebeğe de zarar verir.

Sigaranın hamile kalmayı zorlaştırdığından bahsetmiştik. Ayrıca kadın üreme organları üzerinde de bir çok olumsuz etkisi vardır. Sigara sadece doğal yolla hamile kalmayı zorlaştırmaz. Tüp bebek tedavisinde de başarı şansını düşürür. Genellikle tüp bebek gibi yardımcı üreme tedavilerinde çiftlerden tedavi süresince sigara kullanmamaları istenir. Tedavi süresince sigara içmemek başarı şansını arttıracak ve oluşan gebeliklerin düşükle sonlanma riski daha az olacaktır. Sigara kullanan bayanlarda embriyonun rahme tutunması daha güç olur. Bu nedenle tedavi sürekli başarız sonuçlanacak ve anne adayları bir çok kez tüp bebek denemesi yapmak zorunda kalacaktır.

Hamile kalamama durumunda doktorunuz size bu konuda bilgi verecektir. Tüp bebek tedavisine başlamadan önce doktorunuz sizi bu konuda uyarır ve tedavi süresince de hatta üç ay öncesinden sigarayı bırakmanızı ister. Bu şekilde tedavide başarı şansı daha yüksek olur.

Bakireyken Hamile Kalınır mı?

Bakireyken Hamile Kalınır mı?gebelik-ne-zaman

Bu yazımızda “Bakire birisi hamile kalabilir mi?” sorusu hakkında bilgi vereceğiz. Gebelik her zaman planlı bir şekilde olmaz ve her çift bebek sahibi olmak istemeyebilir. Böyle durumlarda hamile kalmak, özellikle bebek sahibi olmak istemeyen çiftlerin en büyük korkusudur. Çiftlerin merak ettiği bir konuda bakireyken hamile kalınıp kalınmadığıdır. Çevreden duyulan olumsuz hikayeler bu korkunun daha da artmasına neden olur. Bakire olduğunu bilmesine rağmen bayanlar hamileyim diyerek paniklemektedir.

Genç çiftler hangi durumlarda hamileliğin oluştuğunu da merak etmektedir. İlk olarak çiftler gebeliğin nasıl oluştuğu konusunda bilinçli olmalıdır. Gebeliğin oluşması için spermin vajina içine girmesi ve rahime ulaşması gerekmektedir. Spermler hareketli olduğu için vajinaya yakın boşalma olduğunda da vajinaya girebilir. Ancak bu şekilde gebelik ihtimali düşüktür. Korunmasız normal bir ilişkide gebelik ihtimali yüksektir. Bu nedenle hamilelik planlamayan çiftler dikkatli olmalıdır.

Spermlerin vajina içene girmediği sürece gebeliğin oluşması söz konusu değildir. Çiftler hangi şekilde hamile kalınacağını da bilmelidir. Çünkü bazen çiftler psikolojik olarak hamilelik korkusu yaşamaktadır. Özellikle sürtünme yoluyla ya da iç çamaşırı varken ilişkiye girildiğinde hamile kalınır mı sorusu da sıkça sorulmaktadır.

İç çamaşırı varken ya da sürtünme yoluyla hamilelik oluşmaz. Aynı şekilde bakire olan bir insanın da hamile kalması mümkün değildir. Eğer vajina üzerinde sürtünme yoluyla ilişkiye girilmişse ve vajina üzerine boşalma olmuşsa çok az bir ihtimal de olsa gebelik oluşabilir. Bunun nedeni spermlerin hareketli olmasından kaynaklıdır.

Bakire birinin hamile kalması mümkün mü?

Bakire bir kişinin hamile olması mümkün değildir. Ancak bakire kişiler hamile kalamaz demek de yanlıştır. Bakire bir kişinin hamile kalma ihtimali düşüktür ancak bakirelik gebeliğe de engel değildir. Bunun nedeni vajina üzerine boşalma olursa, spermler vajina içine doğru ilerler ve hamilelik oluşabilir. Çok düşük bir ihtimal olsa da dikkatli olmakta fayda vardır. Hamile kalma ihtimalinin yüksek olduğu dönem, yumurtlama dönemidir. Bu dönemde hamile kalma ihtimali yüksektir. Özetlemek gerekirse bakireyken hamile kalma mümkün değildir. Ancak bazı durumlarda bakireyken gebeliğin oluşması çok düşük bir ihtimal de olsa gerçekleşebilir.

 

 

Adet Ağrısına İyi Gelen Bitkiler Nelerdir?

adsızBu yazımızda pek çok bayanın her ay yaşamak zorunda olduğu ve günlük hayatını olumsuz etkileyen bir sorun olan adet sancısı ve adet sancısına iyi gelen bitkiler hakkında bilgi vereceğiz. Adet sancısı nasıl geçer? Adet sancısına iyi gelen bitkiler nelerdir?

Adet ağrısı bir çok bayanın ortak sorunudur ve bu ağrılar bazen günlük hayatı kabusa çevirir. Her bayanda bu ağrı şiddeti elbette farklıdır ve bazı bayanlar hiç adet ağrısı yaşamazlar. Adet ağrılarından ağrı kesici almadan da kurtulmanın yolları vardır. Bayanların çoğu adet döneminde ağrı kesici ilaç almak istemez. Bu nedenle de doğal yollara başvurur. Böyle durumlarda ilaç tedavisi dışında adet sancısından kurtulmanın doğal yolları da vardır.

Peki, bu yöntemler nelerdir?

Regl döneminde kadınların yaşamış olduğu ruhsal ve fiziksel değişimler için hazırlanacak bitki çayları ile adet döneminin daha sakin ve rahat geçmesi sağlanır. Regl döneminin daha kolay geçmesi için ve adet ağrısına iyi gelen bitki ve hazırlayabileceğiniz bitki çaylarından bazıları şunlardır;

  • Adet sancısına iyi gelen bitkilerin başında tarçın gelir. Çubuk tarçın ya da toz tarçın adet sancısını azaltacaktır.
  • Ağrılı regl döneminde civanperçemi çayı iyi bir kurtarıcıdır. Adetiniz başlamadan 2-3 gün önce her gün civanperçemi çayı tüketmek, adet döneminin daha ağrısız geçmesini sağlar. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine bir tutam civanperçemi atılarak bir taşım kaynatılır. Birkaç dakika demlendikten sonra süzülür. Hergün taze olarak hazırlanıp tüketilmelidir.

  • Adet ağrısını kısa bir sürede geçiren bir diğer bitki de safrandır. Ayrıca safran iyi bir adet söktürücüdür.
  • Zencefil bir çok hastalığın düşmanı olduğu gibi adet ağrılarının da azalmasında yardımcıdır. Ayrıca iyi bir adet söktürücü ve ağrı kesicidir. Zencefil istenirse bala karıştırılarak ya da çay olarak da tüketilebilir.
  • Adet ağrılarının azalmasına yardımcı bir diğer bitki ise fesleğendir. Bir miktar fesleğen kaynar suyun içine atılarak ılıması beklenir. Ilıdıktan sonra süzülerek içilir. Adet sancısı dönemlerinde fesleğen çayını rahatlıkla tüketebilirsiniz.
  • keten tohumu adet sancısından kurtulmanın bir diğer yoludur. Günde iki yemek kaşığı keten tohumu adet sancısı olduğunda tüketilmelidir.
  • Maydonoz sapı suyu bayanların zayıflmak amacıyla sıklıkla tükettiği bir kürdür. Maydonoz suyu adet sancısını da iyi gelmektedir.
  • Çayların içine çubuk tarçın ya da nane yaprakları atarak adet sancısından kurtulabiliriz. Günde 1 – 2 bardak nane içeren çay tüketmek faydalı olacaktır.
  • Adet sancısına iyi gelen diğer bitkiler ise; kişniş tohumu, susam, rezene, zencefilli ballı limonlu çaydır.
  • Adet ağrılarında ilaç almak iatemiyorsanız bitki çayları tüketerek ağrının azalmasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca kendinizi sıcak tutmalı ya da sıcak su torbası kullanmalısınız.
  • Adet ağrılarında sırt üstü yatarak dinlenmek ağrının hafiflemesini sağlayacaktır.



 

Adet olamıyorum; Adet olmak için ne yapılmalı?

Adsız

Bir çok bayanda adet gecikmesi zaman zaman yaşanır. Adet gecikmesinin bir çok nedeni olabileceği gibi çoğunlukla bu durum geçicidir. Ancak adet gecikmesi bayanları oldukça rahatsız eden bir durumdur. Adet olamayan bayanların aklına ilk gelen soru, adet olmak için ne yapılır ya da adet söktürücü bitkiler nelerdir?

Adet gecikmesinin yaşanması, bebek sahibi olmak isteyen bayanlarda akla ilk olarak hamilelik ihtimalini getirir. Daha ileri yaştaki bayanlada ise menopoz korkusu gündeme gelir. Çünkü günümüzde menopoz yaşı giderek düşmektedir. Peki adet gecikmesinde hamilelik ya da menopoz söz konusu değilse ne yapılmalıdır?

Bayanlarda normalde adet döngüsü 28 gündür. Yani bir bayan 28 günde bir adet olması gerekir. Herhangi bir rahatsızlık yada adeti geciktirecek bir ilaç kullanımı yok ise adetin 28 yada 30 günde bir düzenli bir şekilde olması beklenir. Adet gecikmesinde ilk olarak hamileliğin olup olmadığından emin olmak gerekir. Kanda gebelik testi yapılmadan herhangi bir ilaç ya da bitki kürleri asla kullanılmamalıdır. Adet gecikmesi ya da adet olamamak her bayanı rahatsız ve tedirgin eder. Bu nedenle öncelikle gebelik testi yapılmalı, sonuç negatif ise doktorunuzun önereceği adet söktürücü ilaç ile adet olunabilir. Peki hap kullanmak istemeyen bayanlar ne yapmalıdır?

Adet gecikmesinde adet sökrürücü haplar ile adet getirilebilir. Ancak bu haplar doktor gözetiminde ve önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır. Öncesinde de mutlaka kanda gebelik testi yapılmalıdır. Bazı bitkilerde adet söktürücü özelliğe sahiptir. Adet olmak için bazı bitkilerden yararlanabiliriz. Bu bitkilerden bahsedecek olursak;

  • Kimyon, nane, nergis, rezene, papatya, civanperçemi, karabaş otu, misk, safran, havuç tohumu, anason, maydonoz gibi bitkilerden hazırlanacak çaylar adet söktürücü özelliğe sahiptir. Bu bitkilerden birisi seçilir ve günde 2-3 bardak içilmesi tavsiye edilen bu çaylar hergün taze olarak hazırlanmalıdır.
  • Özellikle papatya ve biberiye adet söktürücü bitkilerde ilk sırada yer alır. Bu bitkilerden birer tutam alarak süzgecin içerisine dökülür. Üzerine bir bardak kaynamış su ilave edilir ve ağzı kapalı olarak 5 dakika demlendirilir. Süzülerek sıcakken yudum yudum içilir.
  • Adet olmak için yapılabileceklerden bir diğeri de günlük olarak taze üvez meyvesi tüketmektir. Taze üvez meyveleri çok iyi adet söktürücüdür.
  • Kerevizin adet söktürmek için etkili olduğu da görülür. Bol tüketilen kereviz, sadece adet söktürücü değildir, adet problemleri için genel bir çözüm niteliğindedir. Bu nedenle uzmanlar adet problemlerinde bol kereviz tüketilmesini tavsiye etmektedir.
  • Dereotu tohumu ile hazırlanan çay da adet söktürmede etkisi büyüktür. 2 çay kaşığı dövülmüş dereotu ile yapılan bitki çayı adet söktürmeye yardımcı olur. Ya da dereotu kaynatılarak içilmelidir.
  • Hatmi çiçeği ve civan perçemi karşımından hazırlanan çay da adeti söktürmeye yardımcıdır.
  • Adet söktürücü olarak zerdaçal oldukça etkilisir. Çay şeklinde ya da yoğurt ile karıştırılarak tüketildiğinde adet gecikmesi sorununu ortadan kaldırır.
  • Kekik kaynatılarak çay şeklinde tüketildiğinde adet gecikmesinden kurtulabilirsiniz.
  • Adet söktürücü olarak ve adet ağrılarının azalmasında at kuyruğu bitkisi etkilidir. Çay şeklinde hazırlanan karışımın içerisine bal da ilave edilebilir.
  • Çörek otu ile bal karıştırılarak hergün tüketilirse adet sorunlarından kurtulabilirsiniz.

KADINLARDA KISIRLIK BELİRTİLERİ

adsız

Kısırlık nedir? Kısırlık belirtileri nelerdir? Kısırlık nasıl anlaşılır? Bu yazımızda kısırlık belirtileri hakkında bilgi vereceğiz.

Bir çok bayanda hamile kalamama sorunu sıklıkla görülmektedir. Hamile kalamamanın bir çok nedeni olabileceği gibi bazen bu sorunlar basit tedavilerle çözülebilmektedir. Hamile kalamayan bayanların aklına hemen kısırlık kelimesi gelir. “Acaba kısırmıyım? Çocuğum olmayacak mı? Nasıl bir tedavi yöntemi izlemeliyim?” gibi sorular hemen akıla gelir. Bu durum bayanları psikolojik olarak büyük ölçüde etkilemektedir. Ancak beklenen hamilelik olmaması durumunda hemen paniğe kapılmak yanlıştır. Çünkü her bayanın hamile kalma süresi farklıdır ve o ay hamile kalamamak kısırlık belirtisi değildir. İnfertelite yani kısırlıktan bahsedebilmek için çiftlerin en az bir yıl düzenli ve korunmasız bir cinsel ilişkisi olmalıdır. Gebelik isteyen çiftlerin 12 ay boyunca düzenli ilişkiye rağmen hamile kalamama durumu infertelite (kısırlık) olarak tanımlanır. Bebek isteyen çiftler en az bir yıl beklemeli ve bir yıl sonunda halen hamilelik oluşmamışsa bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdır. Yapılacak muayene ve testler sonucunda neden hamile kalamadığınız belli olur ve doktorunuz o yönde bir tedavi belirler. Kısaca kısırlıktan bahsedebilmek için en az bir yıl geçmiş olması lazımdır.

İkinci önemli konu ise yumurtlama gününü takip etmektir. Hamilelik isteyen bayanlar yumurtlama gününü mutlaka takip etmelidir. Yumurtlama gününe yakın günlerde ilişkiye girmek hamilelik şansını arttıracaktır. Bir sene düzenli ilişkiye rağmen gebelik oluşmamışsa bir kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Ancak bir seneden önce gebelik oluşmamamışsa endişelenmeye gerek yoktur. Hamile kalamama gibi sorunlarda sorun erkekte veya kadında bazen ise her ikisinde de olabilmektedir. Bu nedenle hamile kalamama gibi bir durumda gerekli testler yapılarak hamile kalamamanın nedenleri araştırılmalıdır. Bayanların kendilerine ksıırlık teşhisi koyması yanlıştır. Bu yapılacak testlerden sonra kısırlıktan bahsedilmeldir.

İnfertelite bir hastalık değildir ve bu nedenle pek belirtisi olduğu söylenemez. Yani bir hastalıkta olduğu gibi bir şikayet ya da belirti olmaz. Yalnız bayanların inferteliteyi kendileri anlamaları zordur bu nedenle mutlaka bir jinekolojik muayene ve testler gereklidir. İnfertelite tanısı da bu şekilde konur. Kısırlığın nedenlerini sayacak olursak; Kadınlarda kısırlık nedenleri arasında yumurtlama bozuklukları, tüplerin tıkalı olması, hormon yetmezliği, rahim ile ilgili sorunlar sayılabilir. Ancak en fazla karşılaşılan neden yumurtlama bozukluklarıdır. Yumurtlama bozuklukları hamileliği geciktirebilir ya da engelleyebilir. Bayanlarda en sık görülen kısırlık nedenlerinin başında gelir. Yumurtlamanın olmaması ya da düzensiz ve seyrek olması yumurtlama bozukluğudur. Yumurtlama bozukluğunun en önemli belirtisi adet düzensizliğidir. Gebeliğin oluşması için yumurta oluşması ve bu yumurtanın çatlayarak döllenmesi gerekir. Eğer yumurtlama olmazsa gebelik olmayacağı için, en önemli kısırlık nedenidir. Yumurtlama bozukluklarının tedavisi vardır ve genelde ilaç tedavisi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Kısırlığın farklı nedenleri vardır. Ancak belirtileri çok fazla değildir. Bunlardan birkaçınından bahsedecek olursak;

  • Yumurtlama düzensizliği sonucu adet düzensizliği,
  • Polikistik over sendromu sonucunda tüylenme, adet düzensziliği, obezite, ciltte yağlanma ve sivilce
  • Bir yıl sonucunda hamile kalamama
  • Ağrılı adet ve devam eden kasık ağrıları
  • Bazı bayanlarda göğüslerden süt benzeri sıvı gelmesi sayılabilir.

Çocuklarda Sınav Kaygısı

öğrn

Bu yazımızda ebeveynleri yakından ilgilendiren bir konu olan, çocuklarda sınav kaygısı hakkında bilgi vereceğiz. Çocuklarda sınav kaygısı nedir? Öğrenciler neden kaygı duyarlar? Anne babalar çocuklarının sınav kaygısını önlemek için neler yapmalıdır? Çocuklarda sınav kaygısı nasıl anlaşılır? Öğrencilerde sınav kaygısı nasıl önlenir? Sınav kaygısı ile başedebilmenin yolları nelerdir?

Sınav kaygısı hayatın her döneminde görülebilen bir olaydır. Özellikle son sınıf öğrencilerinde heyecan ve stres oldukça fazladır. Sınavların yaklaşması ile de bu heyacan giderek artmaktadır. Bu konuda anne ve babalar daha dikkatli olmalıdır. Çocuk kötü not alma düşüncesini felaketleştirme eğiliminde ise bu duruma sınav kaygısı denilmektedir. Ebeveynlerin çocuğun sınava dair heyecanının, stresin ve kaygı halinin artmadan önlem almaları gerekmektedir. Çocuklar sınav kaygısı yaşadığında sorulara odaklanmak yerine aklından geçen kötü senaryolara odaklanır. “Yapamayacağım, soruyu anlayamıyorum, başarısız olacağım” gibi düşünceleri devamlı tekrarlar. Hatta çocuk fazla endişelendiği için bazı çocuklarda kalp çarpıntısı, terleme, huzursuz olma yada ellerde titreme gibi durumlar da görülebilir. Çocuk sınav öncesinde endişelenmeye başlar ve sınava da kaygılı girdiği için sorular yerine aklından geçenlere çok fazla yoğunlaşır. Bu nedenle sorulara odaklanamaz, sorulara odaklanamadığı için de soruların çözümünde zorluk yaşar. Böyle bir durumda çocuk başarısızlık korkusunu daha fazla yaşar.

Sınav heyacanı normal bir durumdur ve bir çok kişi sınav sırasında heyacan ve kaygı yaşar. Aslında kaygı belirli bir düzeyde olduğunda sınava hazırlanmamızda bize yardımcı olur ve başarı sağlar. Dikkatimizi toplamamızı, sorulara odaklanmamızı ve motive olmamızı sağlar. Fakat kaygı artıkça odaklanmakta güçlük yaşarız. Dikkatimiz dağılır ve bilgileri hatırlamakta güçlük çekeriz. Çünkü artık sorular yerine aklımızdan geçen kötü başarısızlık senaryolarına yoğunlaşmışızdır. Bu nedenle çocuklarda sınav kaygısı oldukça önemli bir konu olup mutlaka önlem alınması gerekir.

Çocuklara bu konuda çok fazla baskı yapmak yanlıştır. Düşünceler, kaygıyı etkileyen en önemli faktördür. Elbette yeteri kadar çalışmamak ve konu tekrarı yapmamak da sınav kaygısı yaşanmasına neden olacaktır. Sınav kaygısını önlemek için ilk olarak olumlu düşünmek ve kötü senaryoları düşünmemek gerekir. Sınava çalışmak için son günü beklememek, zamanı çok iyi kullanmak gerekir. Sınavlarda başarılı olmak hem çocuk hemde aileler için elbette önemlidir. Ailelelerin sınava yönelik tutumları da çocuğu etkileyecektir. Bu nedenle aileler kaygılarını çocuğa yansıtmamalı ve yüksek beklenti içinde olmamalıdır. Çocuktan yüksek beklenti umulması, çocuğu baskı altına alacaktır. Bu yüzden aileler sınırların farkında olmalı, sınavları ölüm kalım meselesi haline getirmemelidir. Her çocuk başarılıdır, bu nedenle çocuğu akranları ile kıyaslamak oldukça yanlıştır. Başarı da ilk kural empati, duygu ve düşünce paylaşımıdır. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir. Aileler çocukları için uygun rol modelliği yapmalı, uygun sorun çözme davranışları geliştirmelidir. Bu şekilde çocukta sınav kaygısı azalacaktır. Gerekirse aileler bir uzmandan destek de almalıdır. Çünkü sınav kaygısı çocuğun başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.

KADINLARDA YUMURTLAMA OLMAMASININ NEDENLERİ

Kadınlarda yumurtlama olmamasının nedenleri nelerdir?yumurtlama-gunu

Gebelik oldukça sistemli bir süreçtir ve sıralı bir şekilde devam eder. Kadınlarda belirli bir yumurtlama kapasitesi vardır ve her kadın belirli bir yumurtlama kapasitesi ile dünyaya gelir. Ergenlik ile beraber ayda bir yumurtlama gerçekleşir ve menopoz dönemine kadar da bu devam eder. Düzenli şekilde ayda bir yumurtlamanın olması kadının sağlıklı bir şekilde üreyebileceğinin göstergesidir. Aynı zamanda yumurtlamanın olması, adetlerin düzenli şekilde olması ve hamile kalınabilmesini de sağlar. Önemli olan yumurtlamanın düzenli bir şekilde olmasıdır. Aksi durumda adet düzensizlikleri başlayacaktır ve bunun sonucunda da hamile kalmak zorlaşacaktır.

Adet kanamasının başladığı ergenlik yıllarında ve menopoz öncesindeki bir kaç yıl adet düzensizlikleri görülür. Bunun nedeni yumurtlamanın düzenli şekilde olmamasındandır. Adetin başladığı ilk yıl, genç kızlarda yumurtlama düzenli şekilde olmaz ama sonraki yıllarda bu durum ortadan kalkar. Düzenli şekilde yumurtlama ve adet olunur.

Yumurtlamanın olmaması bazı sorunlara yol açar ve bu bayanları oldukça etkiler. bu nedenle istenilen yumurtlamanın düzenli şekilde olmasıdır. Aksi durumda adet düzensizlikleri başlayacak ve hamile kalmak zorlaşacaktır. Yumurtlamanın olmaması yani yumurtlama bozukluklarının bazı nedenleri vardır. Ancak kadının yumurtlama olmadığını kendisinin anlaması zordur. Yumurtlama bozukluğunda adet düzensizliği başlar ve kadının doğal yolla hamile kalması zorlaşır. Bunun sonucunda da kadınlar bir kadın doğum uzmanına başvurur. Yapılacak jinekolojik muayene, ultrason ve testler ile yumurtlamanın olup olmadığı ya da neden olmadığı anlaşılır.

Kadınların bir diğer merak ettiği soru ise, yumurtlama olmadan hamile kalınır mı?
Hamileliğin gerçekleşmesi için sperm ve yumurtanın birleşip döllenmesi gerekir. Sperm ya da yumurtanın olmaması durumunda gebeliğin doğal yolla oluşması imkansızdır.

Yumurtlama bozuklukları gebe kalmaya engel bir durumdur ve bayanlarda bu neden çok sık görülür. Çeşitli nedenlerle yumurtlamanın olmaması ya da düzensiz ve seyrek olması yumurtlama bozukluğudur. Tedavisi vardır, genelde ilaç tedavisi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Yumurtlama olmamasının nedenleri nelerdir?
⦁ Polikistik over sendromu (PCOS) ergenliğe kadar uzanan bir süreçtir ve nedeni tam olarak bilinmemektedir. Yumurtanın gelişmemesi sonucunda kist oluşur ve bu durum tekrarladıkça küçük çapta kistler de artar. Yumurtlama olmaması sonucunda adet düzensizliği başlar ve bunun sonucunda da folikül gelişimi yavaşlar.
⦁ Aşırı stres altında olmak, yumurtlama döneminde yumurtaların sağlıklı biçimde oluşmasını etkileyebilir. Bunun yanında stresin adet üzerinde çok büyük etkisi vardır. Adet düzensizliklerinin en önemli nedeni strestir. Stres erken adet ya da adet gecikmesi durumlarına neden olmaktadır.
⦁ Psikolojik travmalar yumurta oluşumunu olumsuz etkileyeceğinden yumurtlama bozukluklarına neden olmaktadır.
⦁ Beslenme bozuklukları ve aşırı kilo kaybı da yumurtlama bozukluklarına neden olmaktadır. Dengeli ve düzenli beslenmek folikül gelişimini olumlu etkilemektedir.
⦁ Obezite de beslenme bozukluğu sonucunda aşırı kilo alınmasına neden olur. Bu da yumurtlama sorunlarına yol açar.
⦁ Troid bezi bozuklukları hamile kalmayı zorlaştırdığı gibi gebelikte de istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Tiroid bezinin az çalışması hamile kalmayı zorlaştırır, fazla çalışması ise gebelik kayıplarına ve erken doğuma neden olmaktadır. Bu nedenle hamilelik planlayan kadınlar mutlaka troid muayenesi yaptırmalıdır.
⦁ Emzirme döneminde yumurtlama olmamasına sıklıkla rastlanır. Emziren annelerde bu durum geçicidir. Bazı bayanlarda ise emzirme döneminde yumurtlama bozukluğu görülmez.
⦁ Kullanılan bazı ilaçlar yumurta oluşumunu olumsuz etkiler.
⦁ Menopoz
⦁ Genetik bozukluklar
⦁ Beyinde hipofiz bezi ile ilgili sorunlar
⦁ Yumurtalık (OVER) kistleri
⦁ Böbrek üstü bezi hastalıkları

YUMURTLAMA (OVULASYON) NE ZAMAN OLUR VE KAÇ GÜN SÜRER?

Bu yazımızda yumurtlama(ovulasyon)hakkında bilgi vereceğiz. Yumurtlama nedir? Yumurtlama nasıl olur?yumurtlama-gunu Yumurtlama kaç gün sürer? Yumurtlama adetten sonra kaçıncı gün olur ve kaç gün sürer?
Hamile kalmak isteyen bayanlar yumurtlama günlerini takip ederek hamilelik şansını arttırabilir. Hamilelik şansını arttırmak için yumurtlama gününü takip etmek önemlidir. Bu nedenle ilk olarak yumurtlama ne zaman olur sorusunu cevaplayalım. Yumurtlama 28 günde bir adet gören bir kadında 14. günde, 30 günde bir adet olan bayanda ise 16. günde olur. Yani yumurtlama adet döngüsünün ortasındaki günlerde olur.
Adet döngüsü ilk adet günü ile sonraki âdetin ilk günü arasındaki süreçtir. Bu süreç normalde 28 ile 30 gün arasında değişmektedir. Daha geç adet gören bayanlarda ise yumurtlama daha geç olur. Örneğin; 35 günde bir adet gören kadında yumurtlama yaklaşık 21. gün olur. Bu nedenle bayanlar ilk adet gününden saymaya başlayarak yumurtlama günlerini hesaplayabilir. Hamilelik için şansın en yüksek olduğu dönem yumurtlama gününe en yakın olan 3-4 günlük dönemdir. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki yumurtlama bir kaç gün süren bir olay değildir, yumurtlama olur ve biter. Yumurtlama olduktan sonra yumurta hücresi 24 saat canlı kalabilir. Erkek sperm hücresi ise ortalama 3 gün yaşayabilir. Yani yumurtlamadan 2-3 gün önce ve bir gün sonra cinsel ilişki olursa hamilelik olabilir.

Hamilelik şansını arttırmak için bayanlar bu günleri takip etmelidir. Yumurtlamanın olduğu gün ve önceki üç gün hamileliğe en elverişli zamanlar olduğu için hamile kalma ihtimali yüksektir. Bir çok bayan yumurtlama gününü takip ederek kolaylıkla hamile kalmıştır.
Erkek sperm hücresi ortalama 3 gün yaşayabilir. yani yumurtlamadan 2-3 gün önce cinsel ilişkiye girilmiş ise yumurtlama olduğunda döllenme olur ve gebelik gerçekleşir. aynı şekilde yumurtlamadan sonraki gün de hamilelik olabilir. Ancak yumurtlamadan 2-3 gün sonra cinsel ilişkiye girildiğinde gebelik ihtimali oldukça düşüktür. Çünkü yumurta hücresi ortalama 24 saat canlı kalabilir.
Yumurtlama gününü takip etmek hamilelik şansını arttırır ancak sadece yumurtlama tarihini hesaplamak yeterli değildir. Çünkü gebeliğin oluşması için yumurtalıklarında düzgün bir yumurta oluşması, bunu ovulasyon yapması( yani yumurtlaması) ve bu yumurtanın tüpler tarafından yakalanarak burada sperm ile döllenmesi gerekir. Bu nedenle bir yıl korunmasız düzenli cinsel ilişkiye rağmen hamilelik oluşmamışsa mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Yapılacak muayene ve testler sonucunda hamileliğe engel bir durum olup olmadığı anlaşılmaktadır.
Hamile kalamamanın en önemli nedeni adet düzensizliğidir. Çünkü adet düzensizliklerinde yumurtlama günü herhangi bir günde olabilir. Bu nedenle yumurtalıkların düzgün çalışması önemlidir. Yumurtlamanın takvim hesabı dışında bazı belirtileri vardır. Bunları sıralayacak olursak; vücut ısısında artış, vajinal akıntıda artış, tek taraflı ya da çift taraflı kasık ağrısı, göğüslerde hassasiyetin artması ve bazen cinsel istekte artıştır.

Kış aylarında hamileler nelere dikkat etmeli?

Havaların soğuması ile hastalıklar da artmaya başladı. Hamileler ise bu dönemde daha dikkatli davranmalıdır. Kış aylarında anne adayları, hem kendi sağlığı hemde bebeğinin sağlığı için gerekli protein, karbonhidrat, yağ, mineral ve vitaminleri almalıdır. Hamilelerin metabolizmalarının düzenli çalışması için  sağlıklı beslenmek ilk şarttır.besin

Beslenme konusundan önce  kıyafet konusunda bilgi verelim. kış aylarında anne adayları sağlıklı beslenmelidir, bunun dışında dikkat etmeleri gereken bir diğer konu da doğru giysi seçimidir. Anne adayları soğuk havalarda tek parça hamile elbisesi giymek yerine rahat kat kat kıyafetler tercih etmelidir.  Naylonlu ve hava geçirmeyen giyeceklerin, vücudunuza hava aldırmayacağı; ve mantar oluşumuna neden olacağı da unutulmamalıdır. Kış mevsiminde giyeceğiniz giysiler, yünlü, pamuklu giysiler olmalıdır. Soğuk havalarda daha az üşümek için daha kalın ve sıcak tutacak kıyafetler giymelisiniz. Kıyafet kadar ayakkabı seçimi de oldukça önemlidir. Çünkü karda, buzda kaymayacak tabanlı ayakkabılar sizi düşmelerden ve olabilecek kazalardan koruyacaktır.

Peki, anne adayları kış aylarında nasıl beslenmelidir? Hasta olmamak için hangi besinler daha sık tüketilmelidir? Kış aylarında hamileler için tüketilmemesi gereken besinler nelerdir.? Soğuk havalarda hamileler hangi konularda daha dikkatli davranmalıdır?

Kış aylarında bol miktarda bulunan kış sebzeleri öncelikle tercih edilmelidir. Karnabahar, brokoli, kereviz, ıspanak, pırasa gibi sebzeler bolca tüketilebilir. Yeşil yapraklı sebzeler de  kış hamileliğinin daha sağlıklı geçmesine katkı sağlar. Sebzeler kadar meyvelerde önemlidir. Özellikle kışın C vitamini deposu olan turunçgiller;  portakal, mandalina, greyfurt gibi meyveleri tüketmek gebelik sürecinin daha sağlıklı geçmesini sağlar. bu nedenle kış aylarında kış sebzeleri ve meyveleri bolca tüketilmelidir. Ayrıca kış hamileleri beslenme açısından oldukça şanslı olduğu da unutulmamalıdır. Çünkü taze balık ve C vitamini içeren meyveler kış aylarında oldukça fazladır. Kış hastalıklarından korunmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için C vitamininden zengin besinleri fazlaca tüketmelisiniz. Ayrıca kış mevsiminde taze balık tüketmek, vücudun D vitamini ihtiyacını karşılarken, kemik ve diş gelişimi için de önemlidir. Yaz aylarında hamileler D vitamini ihtiyacını güneşten alabilirken; kış hamileleri bu ihtiyacı balıktan alabilir. Haftada en az bir porsiyon balık bebeğin kemik ve diş gelişimine fayda sağlamaktadır.

Anne adayları gebelik sürecinde sağlıklı ve dengeli beslenerek kontrollü kilo alabilir ve böylece gebelikte çok fazla kilo alınmış olmaz. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin en kolay yolu; protein, kalsiyum, vitamin ağırlıklı beslenmektir. Anne adayı protein ihtiyacını et, yumurta, balık, tavuk gibi besinlerden almalıdır. Kalsiyum ihtiyacını ise süt, yoğurt, peynir ve süt ürünlerinden almalıdır. Vitamin ve mineral gereksinimini ise, sebzelerden ve meyvelerden karşılayabilir.

Beslenme ve giyim konusundan sonra bir diğer önemli konu da hijyendir. Kış aylarında salgın hastalıklardan korunmak için anne adayları hijyene dikkat etmelidir. Kapalı kalabalık ortamlarda uzun süre bulunmamak, sigara içilen ortamlarda da asla bulunmamak,  elleri sürekli yıkamak, bulunulan ortamı düzenli olarak havalandırmak gereklidir.

Kış aylarında cilt bakımını da ihmal etmemek gerekir. Soğuk havalar cildin kuruyarak çatlakların oluşmasına neden olacağını için daha özenli bir bakıma ihtiyaç duyulacaktır. Ayrıca gebelik döneminde cilt daha fazla hassas olacağı için nemlendiricilerle cildinizin kurumasını engelleyin,  ellerinizi ve yüzünüzü soğuk su ile değil ılık su ile yıkamalısınız. Bol su içmeyi de ihmal etmeyin.

Kış aylarında geçirilen hamilelik sırasında, ısınmak için kullanılan yakıtın ortamı kurutacağı hesaba katılarak, ıslak havlular; ya da bir çaydanlık su gibi önlemlerle, ortamı nemlendirmeniz gerektiğini unutmamanız gerekmektedir.

Gebelikte bağışıklık sistemi yavaşladığı için, anne adayı kendine ve bebeğine etki edecek her türlü durumdan sakınmalıdır. Giyinme, beslenme, hijyen kuralları vb. gibi konularda oldukça titiz davranmalıdır. Kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmek için beslenmenize ekstra özen göstermeli, hastalıklardan korunmak için hijyen kurallarına daha fazla dikkat etmelisiniz.